suna dumankaya mucize formülleri

Ülkemizin önde gelen fitoterapisti Suna Dumankaya' yı uzun zamandır takip etmekteyim. Cildime uygun bazı önerilerini kendim denedim ve çok hoşuma gitti. Bu mucize iksirlerin tariflerini kaçıranlar ve tek bir yerde bulmak isteyenler için derledim. Herkesin evinin bir köşesinde mutlaka bulunan malzemelerle, hem kolay, hem de bütçeyi sarsmayacağı için kolaylıkla yapabileceği güzellik, sağlık, saç bakımı ve cilt bakımı ile ilgili önerilerini size de öneriyorum:


>> Suna dumankaya sağlık önerileri için tıklayın

>> Suna dumankaya saç bakım önerileri için tıklayın

>> Suna dumankaya cilt maskesi tarifleri için tıklayın

>> Suna dumankaya selülit için tarifler için tıklayın

>> Suna dumankaya kırışıklıklar için öneriler için tıklayın

>> Suna dumankaya siyah noktalar için tarifler için tıklayın

>> Suna dumankaya akne ve sivilce için öneriler için tıklayın

>> Suna dumankaya çiller ve cilt lekeleri için tarifler için tıklayın

>> Suna dumankaya güzellik ve cilt bakımı tarifleri için tıklayın

düz bir karın için 20 dakikalık egzersiz

Gergin ve düz bir karın, formda ve güzel bir vücudun aynası aslında. Baharın geldiği şu günlerde daha ince kıyafetler giymek karnımızı ortaya çıkarıyor.

Uzmanlar karın bölgesini geliştirmek için bu bölgedeki kasları hedef almak gerektiğini belirtiyorlar. Karın bölgesi egzersizlerini evde rahatlıkla çalışabilirsiniz...

permen hareketi

Harekete emekleme pozisyonunu alarak başlayın. Kol ve bacak çapraz olacak ve dirsek dize değecek konuma gelmeli. Daha sonra, kol ve bacağınızı yere paralel olacak şekilde uzatmalısınız. Kol ve bacağı kapadığınızda nefes alın; açtığınızda ise nefes verin! Her egzersizde olduğu gibi bu egzersizde de nefes düzeni çok önemi. Bu hareketi kesinlikle kontrollü ve yavaş yapmalısınız. Hızlı yaparsanız çabuk yorulup gerekli olan sayıyı elde edemeyebilirsiniz. Tekrar sayısı 10. Diğer bacak ve kol için de tekrar sayısı 10.

Faydası: Karın bölgesinin sertleşmesini ve biçim almasını sağlıyor.

Çaprazlama

Bu egzersiz için sırtüstü yatar pozisyonunu almanız gerekiyor. Bu sırada dizler bükülü olmalı. Diz 90 derece kaldırılmalı (eller kenetlenmeden ensede) ve vücudun üst kısmı yukarıya doğru gelecek şekilde dizlerinize doğru çapraz kalkmalısınız. Yukarı kalkıldığında derin nefes vermeniz aşağıda ise derin nefes almanız gerekiyor. Nefes alıp vermeniz sakin ve yavaş olmalı. Hareketi yavaş ve kontrollü yapmalısınız. Tekrar sayısı 10.

Faydası: Ön ve yan karın bölgelerinin şekil almasına yardımcı oluyor. Ayrıca sırt, boyun ve arka bacak kısımlarının sertleşmesini ve sıkılaşmasını sağlıyor.

Bilekler çalışıyor

Egzersiz için düz yatar pozisyonunu almanız gerekiyor. Eller kalça altında olmalı ve küçük top, ayak bileklerinin arasında bulunmalı. Belin zemin ile olan temasını kesmemeye özen göstermelisiniz. Dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta ise, kamınızın hareket sırasında sıkı ve kontrollü olması. Harekete bacaklarınız yukarıda başlıyorsunuz ve 4'e kadar sayarak aşağıya indiriyorsunuz, Daha sonra 4'e kadar sayarak yukarıya kaldırıyorsunuz. Toplam 8 tekrar yapılıyor.

Faydası: Karın ve bacak bölgesinin sıkılaşmasını sağlıyor.

Topu kaldır

Bu egzersiz için ihtiyacınız olan sadece büyük bir top. Egzersize yatar pozisyonda, sırt yerde olacak şekilde ve dizlerinizin altına büyük bir top yerleştirerek başlamanız gerekiyor. Topu ayaklarınız ve bacaklarınız yardımıyla tutmalısınız. Dizleri karna çekmeli ve hafifçe topu yerden kaldırmalısınız, derin nefes alıp vermeyi unutmayın. Egzersizin tekrar sayısı 10.


Faydası: Ön karın ve ön bacak kısımlarının çalışmasını ve sıkılaşmasını sağlıyor. Basen
bölgesine şekil veriyor.

Kaynak: milliyet

Cildi genç tutan yiyecekler

Soya filizi: Vücudun kendi hormonları kadar etkili. Cildi dolduruyor ve gerginliğini sağlıyor.

Ispanak, lahana: B vitamini bağ dokusunun sıkılığını destekliyor, selüliti önlüyor.

Yeşil çay: Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor.

Su: Hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden çıkışını sağlıyor.

Som ve ringa balığı: Vücudun acil ihtiyaç duyduğu ama kendi başına üretemediği doymamış yağ asitleri içeren bu balıklar, hücrelerdeki yaşlılık sürecini yavaşlatarak Anti-aging’de anahtar görevi görüyor.

Sarmısak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımını harekete geçirerek cildi arındırıyor. Böylelikle cilt sağlıklı bir renge kavuşuyor.

Tavuk: Vücudun güzellik hormonları üretmek için ihtiyaç duyduğu yüksek değerde protein içeriyor. Ayrıca kolajen üretimini ve bağ dokusundaki liflerin yenilenmesini destekliyor.

Zeytinyağı: Soğuk preslenmiş hali sağlıklı yaşam için bire bir olan bu yağ, erken yaşlanma ve kırışıklıklar için mükemmel bir silah. Doymamış yağ asitleri hücreleri tehlikelerden koruyor.

Yumurta, süt: Dikkat çekici şekilde "niacin" maddesi içeriyorlar. Bu B vitamini depoları hücre yenilenmesi için vazgeçilmez olarak tanımlanıyor.

Rezene: Haftada birkaç kez sofrada olmalı. Kalsiyum zengini bu ot, ciltte su depolanmasını sağlıyor ve hücre yenilenmesinde görev alıyor.

Avokado: E vitamini açısından oldukça zengin. Böylece serbest radikallere karşı içeriden de etki ediyor.

Elma: Şeker ve ensülin cildi yaşlandırıyor. Buna karşın elma kan şekerini sabitliyor ve ensülin iniş çıkışını engelliyor.

Cildi yaşlandıran yiyecekler

Margarin: Kahvaltı ve kızartma yağı olarak sofralarda yer verdiğimiz margarindeki doymuş yağ asitleri cilt hücrelerine zarar veriyor ve vücutta yağ olarak depolanıyor, kısacası şişmanlatıyor.

Kahve: Ensülin oranını artırdığı için cilde zarar veriyor. Ayrıca stres hormonu kortizolü harekete geçiriyor.

Havuç: Havuç, muz, üzüm ve mango gibi meyve ve sebze türleri, yüksek glisemik indeksleri dolayısıyla Perricone’nin yasaklı listesinde yer alıyor. Glisemik indeks, kan şekerinin bir öğünde ne kadar arttığını gösteriyor.

Portakal: Her ne kadar vitamin açısından yüksek bir meyve olsa da şekeri yükseltmesiyle de biliniyor. Bu yüzden sağlıklı C vitamini alabileceğimiz meyveler elma ve limon.

Pizza: Pizzadaki karbonhidrat yağ yakımını engelliyor. Ama haftada bir kez yemek zarar vermiyor.

Alkol: Alkol alımı cildi yaşlandırıyor

Şeker: Şekerli besinler kana hızla karışır ve sizi çabuk yaşlandırır.

Kırmızı et: Kırmızı et de cildinize zarar verir.

Kızartma: Kızartmalardan uzak durun.

Tuz: Tuzdan olabildiğince uzak durun

Maden suyu mu soda mı!

Halk arasında soda ve maden suyu eş anlamlı kullanılmasına rağmen ikisi birbirinden farklıdır. Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l''den daha az olmayan sulara verilen addır.

Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. 500 mg/l''den daha az mineral içerenlere düşük mineralli su,1500 mg/l''den daha fazla içerenlere yüksek mineralli su denilmektedir. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundururlar. Farklı markalar farklı miktarlarda mineral içerirler. Marka tercih ederken içeriklerine mutlaka bakılmalı.

İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleride alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez.

Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.

Günde ne kadar maden suyu tüketmeli?

Maden suyu içindeki mineraller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genellikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.

Maden suyunun faydaları

• Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.

• Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.

• Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).

• Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.

• Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.

• Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.

• Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.

Hamilelikte maden suyu tüketilebilir mi?

Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi hipertansiyon... Vb yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden suyu böbrek taşı yapar mı?

Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

Çocukların maden suyu içmesinde bir sakınca var mı?

Maden suyunun bugüne kadar bilinen hiçbir zararı görülmedi. Tam aksine vücudumuza onlarca yararı bulunuyor. Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür de ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlı.

Cilt bakımı için doğal çözümler

Cildin başlıca sorunları arasında her kadının sık sık yaşayabileceği, kuruluk, sıkılık kaybı, cansızlık ve hassasiyet gibi problemler yer alıyor. Biz de bu sorunları tek tek ele alıyor ve bunlarla savaşta etkili olabilecek stratejileri ve doğal formülleri beraber veriyoruz.

Kuruluk

Özellikle, şehirlerin kirli havasında yaşayan kadınların en büyük cilt sorunu kuruluktur. Buna bir de çalışma alanlarının kuru havası da eklenince cildin nem bariyeri ciddi anlamda tehlike altına giriyor. Oysa güzel bir cilt için gereken en önemli etken nemdir. Nemsiz bir cilt çevrenin yol açtığı buharlaşma etkileriyle kuruyor ve zamanla ince çizgiler oluşmaya başlıyor. Bu da, erken yaşlanmanın en önemli sebeplerindendir.

Kurulukla savaşmak için yapmamız gereken bol bol su içerek cildimizi içten beslemek. İkincisi ise iyi bir nemlendirici ürün uygulamaktır. İyi bir nemlendirici ciltle hava arasında bir bariyer görevi görüp, ciltteki nemin buharlaşmasını engeller. Ayrıca nemlendirici üst yüzeyini doldurup, pürüzsüzleştirerek cildin güzel bir görünüm almasını da sağlar. Yoğun nemlendirici ve konsantre ürünler çok kuru ve acil yardıma muhtaç ciltler için ideal.

Çözümü

Suyu hapsetmek

Nemlendiriciyi sürmek için en uygun zaman cildinizi temizledikten ya da duş aldıktan sonrası. Böylece hafif nemli olan ciltteki su tabakası da cildin altında kalabilir.

Cansızlık

Kendimizi ne kadar iyi hissedersek hissedelim, cildimiz cansız bir görünüme sahipse yorgun görünmeyi önleyemeyiz. Cansız bir cildin en belirgin özelliği ise, renksiz donuk ve mat bir görünüme sahip olmasıdır. Bir çocuğun cildini, parlak tenini ve pembe yanaklarını canlı ve sağlıklı cilde mükemmel bir örnek olarak düşünebiliriz. Ölü hücrelerden, toksinlerden arınmış kan dolaşımı hızlanmış ve bol oksijen alabilen bir cilt de aynı bir çocuğunki gibi görünebilir. Canlı bir cilt için atılacak ilk adım, cildi temizlemek ve ölü derilerden arındırmaktır. Ardından bakımla kan dolaşımı hızlandırılabilir. Bu ürünler ayrıca cildin matlaşmasına neden olan çevresel faktörlere karşı da koruma sağlamakta.

Çözümü

Buhar banyosu

Yüzü buhara tutma mükemmel bir canlandırma şekli. Özellikle acil bir çözüme ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda buhar banyosu yaparak cildinizi canlandırabilirsiniz. Kaynatılan suya çeşitli bitkiler atarak, diğer bazı cilt sorunlarını da çözümlemeniz mümkün.

Sarkma

Bir kişinin yaşını esas ele veren cildindeki kırışıklar değil, yüzünde yani yumuşak dokulardaki sarkmadır. Bunun da en büyük suçlusu tabii ki yer çekimi. Yer çekimini ortadan kaldırmak mümkün değil. Ama cildimizin sıkılığını korumaya çalışarak onu yer çekiminin etkilerinden bir ölçüde koruyabiliriz. Cildi iyice nemlendirmek ve cildin sıkılığını koruyan bağ dokusunu güçlendirmek gevşemeyi önlemekte işe yarayan yöntemler.

Çözümü

Sıkılık masajı

Düzenli olarak haftada iki ya da üç kez masaj yapabilirsiniz. Masaja boyundan başlayarak çeneye kadar uzun, sıvazlayıcı hareketler yapın, burun kenarlarından şakaklara inin. Burun köküyle iki kaş arasına parmak uçlarıyla sekiz sayısı çizin. Orta parmak ucuyla iki göz arasındaki kısımdan germeye başlayın.

Hassasiyet

Kızarıklıklar, kaşınma, pul pul dökülme ve çatlaklar... Bazı kadınlar, bu sorunlarla baş etmeye çalışarak uzun zaman harcıyor. Özellikle yapı olarak kuru ciltler diğerlerine göre çok daha fazla hassas oluyor. Çok ince olan üst tabaka hem rüzgâr, soğuk gibi dış hem de yetersiz beslenme ya da stres gibi iç sebeplere karşı oldukça duyarlı hale geliyor. Cildi onarıcı ve sakinleştirici ürünler ise ciltteki bu tip sorunların giderilmesine ya da hafifletilmesinde en büyük yardımcınız oluyor.

Çözümü

Doğal maske

Hassas ciltler için bitki özlü kremler ve maskeler çok faydalı olabilir. Siz de kendiniz için doğal bir maske hazırlayabilirsiniz.

1 tatlı kaşığı balı, 2 çorba kaşığı süt kaymağıyla karıştırın ve bu maskeyi yüzüne uygulayın. 20 dakika bekledikten sonra ılık suyla temizleyerek çıkarın.

Dilara Koçak peynirin faydaları

Peynir, birçok biçimde hayatımızda yer alan çok yönlü yiyeceklerden biridir. İştah açıcılarda, böreklerde, tatlılarda, ana yemeklerde, çorba ve makarnada kahvaltıda birçok şekilde kullanılır. Peynir, neredeyse her hayvanın inek, koyun, keçi, deve ve manda sütünden yapılabilen çok eski bir yiyecektir.

Sabah kahvaltılarının temel taşı olan peynirin bence en iyi arkadaşlarından birisi de simittir. Yarım simit ile az yağlı peynir iyi bir kahvaltı olabileceği gibi öğleden sonra çay saatinde de keyifli bir tercih olabilir. Kahvaltı yetişkinler için önemli ama çocuklar için kesinlikle atlanmaması gereken bir öğündür. Güne sağlıklı başlamak 8 – 12 saatlik açlık sonrası vücuda ihtiyacı olan enerjiyi vermek kahvaltının en önemli amacıdır ve peynir kahvaltı için iyi bir protein kaynağıdır.

Peynirin Faydaları

Protein ve kalsiyum açısından zengindir.

İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır.

Dikkat edilmesi gerekenler

Çoğu doymuş yağ ve sodyum açısından zengin olabilir.

Bazı peynirler hassasiyeti olan kişilerde migrenleri veya alerjik tepkileri tetikleyebilir.

Peynir yapımında genellikle peynir mayası olarak bilinen bir enzim karışımı süte ilave edilir ve sütün kesmesiyle peynir yapılır. Ortalama olarak yarım kilo sert peynir yapmak için dört litre süt kullanılır.

Laktoz intoleransı olan bireyler süt ile yapılmasına rağmen peynir tüketebilirler, çünkü peynirin yapımında kullanılan enzimler ve bakteriler aynı zamanda sütteki laktozun da bir kısmını parçalarlar.

Peynir hem kalsiyum, hem protein açısından zengin olduğu için vejetaryenler için bir kurtarıcıdır.

Çocuklarına yeterli protein yediremediğini düşünen anneler için de iyi bir protein kaynağıdır.

Peynir faydalıdır ancak yağ, kolesterol ve sodyum açısından da zengin olduğundan bazı bireylerin dikkatli tüketmesi gerekir.

Kilo veya kolesterol sorunu yaşayanlar peynirin az yağlı olanı tercih etmeliler. Kalp hastalığı, böbrek hastalığı veya yüksek tansiyonu olan hastaların da tükettikleri peynir miktarına ve cinsine dikkat etmeleri gerekir. Çoğu peynir doymuş yağ oranı yüksek olduğundan damarların tıkanma riskini artırabilir. İçerdiği sodyum da yüksek tansiyonu olan kişilere zararlı olabilir.

Yağsız beyaz peynir veya lor en az kalori ve yağa sahip olduğundan riskli gruptakiler için tercih sebebi olabilir, su oranı yüksek yağı az sürme peynirler de tercih edilebilir. Yağlı krem peynir kalori ve yağ açısından sert peynirlere benzer ancak daha az kalsiyum barındırır.

Olgunlaşmış / yıllanmış peynirler hassas kişilerde migren ataklarını tetikleyebilir. Penisiline alerjisi olan kişiler rokfora ve penisilin kullanarak yapılan diğer yumuşak peynirlere tepki gösterebilir.

Yağ peynire o zengin dokusunu ve harika tadını verir fakat aynı zamanda kalori ve kolesterolünü de artırır. Peynirin kalorisinin yaklaşık yüzde 70-80’i yağdan kaynaklanır. Az yağlı sütten yapılan taze peynirler çok daha az yağ içerir.

Peynirin içeriğindeki vitamin ve minerallerin fonksiyonları

Kalsiyum

Peynir de süt gibi iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Süt sevmeyenler için peynir kalsiyuma iyi bir kaynaktır.

Kalsiyum kemik ve diş sağlığı için önemli bir mineraldir.

Tüm hücrelerin çalışmasında görev alır.

Güçlü kemik ve diş oluşumu ve korunması kalsiyumun en önemli görevidir.

Sinir sistemi çalışması, kalp kası dahil kasların kasılmasında ve kanın pıhtılaşmasında görev alır.

Fosfor

Fosfor vücudumuz için büyük önem taşıyan minerallerdendir. Vücudumuzdaki fosforun yaklaşık yüzde 75- 80’i kemik ve dişlerdedir. Süt özellikle fosfordan yana zengin bir gıdadır. Bu nedenle peynir de fosfor için iyi bir kaynak oluşturabilir.

Fosfor kemik ve dişlerin oluşumunda kalsiyumla birlikte görev alır.

Doku tamirinde, protein sentezinde fosfor gereklidir.

Enerjinin etkin şekilde kullanılması içinde fosfor önemli bir göreve sahiptir.

Böbreklerin fonksiyonu, kas ve sinir aktivitesi için fosfor mutlaka alınmalıdır.

Kalsiyum ve fosfor beraber çalışarak vücut fonksiyonlarında etkinlik gösterirler. Bu nedenle bu iki mineralin birlikte olduğu peynir beslenmede iyi bir tercihtir.

Dr Dilara Koçak

Taylan Kümeli' den gelin diyeti ve detoksu

Ünlü diyetisyen Taylan Kümeli, Dünya evine girecek gelin adayları için özel bir düğün detoksu tarifi hazırladı. Taylan, düğün stresinden yakınanlar için biberiye çayını tavsiye etti.

Siz hayatınızın en özel günlerinden biri olan düğününüz için hazırlandınız. Saç, makyaj ve kıyafetinizin nasıl olacağını düşündünüz. Peki, o gün ne yiyeceğinizi planladınız mı? Evleneceğiniz gün yiyecekleriniz, sizin formda gözükmenize neden olup, bütün günü aktif şekilde geçirmenizi sağlayabilir.

Diğer yandan şimdilerde düğünden iki hafta önce, 'gelin diyeti' yapmaya başlamak da çok moda... 'Gelin diyeti'; gelinliğin içinde hoş ve enerjik görünmek için vücudun özel bir detoks programından geçirilmesini sağlıyor.

* Gelin adayları düğün gününde neler yemelidir?

Gelin; gecenin ilerleyen saatlerinde hazımsızlık çekmemek için yemeğinin hafif tariflerden oluşan bir yiyecek olmasına ve küçük porsiyonlarda zevkli bir sunumla servis edilmesine özen göstermelidir.

Yemeğin sunumunda renk, aroma ve yumuşaklık kriterlerinin çeşitli ve birbirleriyle uyumlu olmasına dikkat edilmelidir. Hafif bir tatlı seçimi ile yemeği tatlı noktalamak gerekir. Bu sayede yemek sonrasında uyku halinin oluşması engellenebilir.

Düğün heyecanının ilacı 2–3 bardak biberiye çayı!

Güne başlarken yüzünüze kocaman bir gülümseme kondurun ve su ısıtıcısının düğmesine basın. Stresli ya da biraz sinirli olabilirsiniz. Biberiye çayı, sinir sistemini dengeleme, ödem çözme ve kan dolaşımını güçlendirme özellikleri ile bu özel günün stresinden arınmanıza yardımcı olur.

Biberiye çayı: 12 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış biberiyeyi, bir bardak kaynar suyla 10 dakika kadar demleyip, gün boyu 2–3 bardak için.

SEBZE VE MEYVE YİYİN

* Gelin adayları düğün öncesinde fazla kilolarından kurtulmak için neler yapmalı?

Uyanır uyanmaz oda sıcaklığında su için. Suyun içine akşamdan kabuklu limon dilimleri koyun. Tuzu kesmeyin ama mutlaka azaltın. Şeker ve şekerli ürünler tüketmeyin. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeniz; sindirim şikâyetlerinizi azaltarak uykuya dalmanızı kolaylaştırır.

Detoks süresince mevsim sebzelerini, mümkünse organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin. Sebze ve meyvelerden maksimum sağlık faydası kazanmaya ve vücudun toksinlerden arınmasını hızlandırmak adına çeşitli beslenmeye dikkat edin.

Özellikle enginar, soya filizi, maydanoz, kuşkonmaz, koyu yeşil yapraklı sebzeler, domates, kereviz ve lahana yiyin. Geceleri ağır ve yağlı yemekler tüketmeyin. Stresli olacağınızdan bol bol kahve içmek isteyebilirsiniz.

Kendinizi kısıtlayın. Kahve, çay, soğuk içecekler, kakao ve kafeinli içecekleri azaltın. Kahve yerine rahatlatıcı bitki çaylarını tercih edin. Yeşil çay, ısırgan otuyla yapılan bitkisel çaylar ve özellikle biberiye çayı için.

* Gelin adaylarının gelinliklerinin içinde formda gözükmeleri için öneriler:

Haftada mutlaka en az 3 kere, 45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapın. Mümkün olduğu kadar hareketli olun. Gün içinde küçük şekerlemeler yapmak ve günlük hayata kıyasla daha erken saatlerde uyumak; metabolizmanın dinçleşmesi, dolaşımın hızlanması ve sindirim sisteminin korunması adına son derece önemlidir.

Düğün gününün tadını çıkartmak için bu sürede alışkanlıklarınızı yeniden yorumlayın. Yürüyün, dans edin, plates gibi kasları geliştiren programlı sporlar yapın. Mümkünse bir uzmandan destek alın.

Toksinlerden arınmak adına belli aralıklarla pasif terlemeye yardımcı olabilecek sauna kullanımını da öneririm. Gelin hamamı da yararlıdır. Hamama giderek, cildinizi temizlemiş olursunuz.

Diyetisyen Taylan Kümeli

Doğru Makyaj için ipuçları

1. Solgun cildinize renk katın

Makyör Scott Barnes, cildinizi canlandırmak için sim içeren bir nemlendirici veya krem formüllü bir fondöten kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Böylece, cildinizi hem nemlendirmiş hem de kızarıklığını gidermiş olacaksınız.

Parmaklarınızın ısısı, dağılımı kolaylaştıracağından uygulamayı elinizle yapabilirsiniz. Güneş koruma faktörlü, ince kıvamlı fondötenler sizin için ideal olabilir.

2. Çizgileri yok edin

Ağzınızın kenarında bulunan parantez görünümlü çizgiler uyurken yüzünüzü yastığa koyduğunuz için uyandığınızda daha belirgin oluşur.

Bu çizgileri gidermek için bu bölgelere bir kapatıcı kullanın. İnce formüllü bir stick kapatıcı deneyebilirsiniz.

3. Gözleriniz parlasın

Koyuluğu gidermek için, göz çevrenize bej renkli bir far sürün. Ardından, kirpiklerinizi kıvırıp maskara uygulayarak yüzünüzü ortaya çıkarabilirsiniz.

Siyah renkli bir maskara tercih etmelisiniz: Kontrast renkler oldukları için göz çevrenize uyguladığınız açık renk daha belirgin duracaktır.

5. Enerjik renkler seçin

Turuncu, pembe gibi sıcak tonlardaki far ve rujlar enerjik bir ruh haline sahip olmanızı sağlarken mor, mavi gibi donuk renkler bitkin görünmenize sebep olur.

Eğer dudaklarınız inceyse parlak renkli bir parlatıcı kullanıp dolgun görünüm sağlayabilirsiniz.

4. Bronzlaştırıcı pudrayı abartmayın

Yüzünüz hayalet gibi bembeyaz ise, bronzlaştırıcı pudraya yüklenebilirsiniz. Ancak o turuncu renk cildinizde hem basit durur hem de pudra cildinizin doğal yağını kurutabilir.

Makyöz Charlotte Tilbury, krem formüllü bir aydınlatıcıyı yanaklarınıza, kaşlarınızın altına ve burnunuzun orta kısmından aşağıya doğru sürerek ışıltınızı artırmanızı tavsiye ediyor.

Dr Elif Güveloğlu’ ndan Selülit için öneriler

Yağ dokusu arasında sıvı birikmesi olarak tarif edilen kozmetik selülit, temelde kadınların en büyük problemi. Çünkü kadınlık hormonu 'östrojen' ile doğrudan bağlantılı bir problem. Her gün saatlerce koşan kadın atletlerin bile uyluk ve kalçalarında çok az miktarda da olsa bulunmasının nedeni de bu hormon. Kozmetik anlamdaki selülit, sıklıkla kalça, uyluk, kol altları ve göbekte görülen, çukurlu, yumrulu, portakal kabuğu görünümündeki cilde verilen isimdir. En önemli sebebi; durgun dolaşım ve fazla kilolar.

Egzersiz yapın
Egzersiz, birçok sorunun çaresi olduğu gibi, selülit oluşumunu da önlüyor, varsa geriletiyor. Nasıl mı? İlk önce, kas kasılması, damarlara masaj etkisi yapıyor ve lenf damarları, toplar damarlara aşağıdan yukarı sağma etkisi ile kan ve lenf dolaşımını artırıyor. Sonuçta, doku arasında biriken sıvının ve birçok toksinin lenf sistemine taşınmasını sağlıyor. Kaslar kasıldıkça, kas kasılması olan bölgede lokal yağ yakımı artıyor. Ayrıca selülit görüntüsü, altta bulunan kaslar gerginliğini kaybettiğinde veya sarktığında çok daha bariz hale geliyor.
Atletik bir vücutta, yağ katının görünür çukurlaşması en düşük seviyelere iniyor.

Aromatik masaj
Aromatik esanslar içeren masaj yağlarıyla aşağıdan yukarıya yapılan masaj, lenf sistemini hareketlendirip, kan dolaşımını artırıyor. Bu konuda seçilmesi uygun olan en etkili aromatik yağlar; limon, biberiye, portakal ve lavantadır. Özellikle biberiye ve limon bu konuda çok etkilidir. Bu masaj yağlarını uyguladıktan sonra, bacaklar ve kalça, streç film ile sarılıp, yarım saat egzersiz yapılıp terleme sağlanırsa sonuç daha iyi olur.

Beslenmeye dikkat!
Doğal beslenme, birçok sorunun olduğu gibi selülitin de çaresi. Katkı maddesi içermeyen, sebze, meyve ve lif ağırlıklı beslenmek selülit oluşumunu en aza indirir. En tehlikeli yiyecek maddeleri, cips, salam, sucuk, sosis türü beklemiş etler, krem peynirler, kolalı ve asitli, şekerli içecekler, margarin, beyaz un ve şekerden yapılmış hamur işleridir. Fazla tuz alımı da selüliti tetikliyor. Alkol tüketimi selülit oluşumunu tetikleyici olumsuz bir etken. Sigara da kan dolaşımını olumsuz etkileyerek selülit oluşumuna ve oluşanların da kalıcı olmasına yol açıyor. Ayda bir uygulayacağınız 'detoks günü', günlük detoks olarak benim hemen her hastama önerdiğim, sabahları aç karna içilen detoks özellikli meyvelerin sularının, yudum yudum içilmesi de selüliti engellemeye yardımcı olur. Bu meyvelerin en etkilileri, kışın nar, greyfurt ve elma, yazın ise kavun, kiraz ve armuttur. Gün içinde bol su içmek hele hele suyunuzu limon gibi toksin atıcı bir nimetle zenginleştirirseniz.


Dr Elif Güveloğlu

Taylan Kümeli 'den Ramazan Diyeti

* Sahurda ( Kahvaltı yerine )

1. Seçenek: Yağsız kepekli tost ( İki dilim light ekmek ve bir kibrit kutusu peynir)

2. Seçenek: Bir su bardağı ayran ya da diyet süt, domates, salatalık, maydanoz. Yatmadan önce bir porsiyon meyve (muz, incir, üzüm ve kavun hariç)

3. Seçenek: Doyana kadar, bir yemek kaşığı sıvı yağla hazırlanmış sebze yemeği, salata, 200 gr diyet yoğurt ve bir dilim kepekli ekmek

4. Seçenek: Altı yemek kaşığı pilav, makarna, salata, 200 gr diyet yoğurt (haftada bir iki kere bu mönü uygulanabilir.)

* İftar saatinde (öğlen yemeği yerine) Bir su bardağı su ile orucunuzu açın. Bir orta boy pideyi sekiz dilime bölerek, bir dilimini alın. Bir kibrit kutusu peynir, iki dilim hindi pastırma ve bir tane zeytin yenilebilir. Arkasından bir kâse çorba, doyduğunuzu hissetmiyorsanız, bir kâse daha içilebilir. İftarı dışarıda yapıyorsanız, küçük porsiyonlar şeklinde ikram edilenlerden alınabilir.

* İki saat sonra (akşam yemeği yerine)

1. hafta: Doyana kadar etli veya etsiz sebze yemeği ve 200 gr yoğurt.

2. hafta: İki gün; doyana kadar sebze yemeği ve 200 gr diyet yoğurt. Üç gün; 100 gr ızgara et, tavuk, köfte veya ton balığını tercih edin, yanında mutlaka salata olsun. Bir gün; bir yumurtalı menemen ya da ıspanaklı omlet hazırlayabilirsiniz, yanında 100 gr diyet yoğurt. Bir diğer gün; sekiz yemek kaşığı barbunya, yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye gibi bir yemeğin yanında salata ve 100 gr diyet yoğurt.

3. hafta: 2. hafta gibi olacak.

4. hafta: 2. hafta gibi olacak.

* İki saat sonra Yarım paket bisküvi yada bir porsiyon meyve ve bir adet diyet bisküvi.

Ya da masum bir tatlı:

1. Elma tatlısı: Bir orta boy elmanın kabuklarını soyarak ortadan ikiye bölün ve üstüne tarçın serptikten sonra fırınlayın, piştikten sonra üstüne bir tatlı kaşığı ceviz serpip, bir top diyet dondurma koyup afiyetle yiyin.

2. Diyet sütlü güllaç: Diyet sütü ısıtıp, bir börek dilimi kadar güllaç yiyebilirsiniz.

3. Diyet sütlü muhallebi

4. Üç top diyet dondurma

5. Bir kâse diyet sütle yapılmış diyet puding

6. Bir kâse meyve salatası (bir kivi, elma, armut, ananas, bir top diyet dondurma)

Taylan Kümeli

Taylan Kümeli diyeti

Sabah

Aç karnına limon dilimli ılık su (İki karanfil, kabuk tarçın ekleyebilirsiniz)

1 dilim 8 tahıllı ekmek

1 kibrit boyutunda az yağlı peynir

2–3 adet zeytin

Dilediğiniz kadar yeşilbiber, salatalık ve maydanoz


Ara

1 porsiyon meyve


Öğle

1 tabak sebze yemeği (Kuşkonmaz, bakla, pazı, patlıcan, barbunya, enginar gibi sebzeler bağışıklığı olumlu etkiler)

200 gr diyet yoğurt


İkindi

2 adet kuru kayısı

5 badem

1 bardak yeşil çay

Yemekten iki saat önce de bir adet meyveli yoğurt


Akşam

Ton balıklı, peynirli ya da tavuklu salata

1 bardak ayran


Yatmadan önce

1 bardak kefir

1 porsiyon meyve


Ya da

Light dondurmalı meyve salatası

(Yarım kivi, elma, yarım dilim ananas, 5 adet çilek, 1 top diyet dondurma karıştırarak hazırlayın)

Taylan Kümeli

Prof. Dr. Erkan Topuz zerdeçalın faydaları

Prof. Dr Erkan Topuz doğanın her hastalığın yanında şifasını da verdiğini söyledi.


Prof. Dr Erkan Topuz zerdeçalın faydalarını şöyle açıkladı:

* Zerdeçal en etkin ve yaygın kullanılan antioksidanlardan biridir

* Zerdeçalın enfeksiyon etkisi: yapılan araştırmaların sonunda zerdeçalın lekotiren,prostoglandin,tümör,nekroze edici faktör ve interlokin-12 gibi iltihap oluşturan maddelerin ortaya çıkışını geciktirerek hafiflettiğini göstermiştir

* Zerdeçal solunum yollarına iyi gelir: antienflamatuar ve antioksidan etkileri ile üst solunum yolları, astım, bronşit ve sinüzite çok iyi gelir

* Zerdeçal kansere iyi gelir: zerdeçalın aktif maddesi curcumin hem kanserin korunmasını sağlar hem de bazı kanserlerde tedavi edici olarak kullanılır. Tümör hücrelerinin üremesini engeller ve toksik yan ürünlerini azaltır.

* Zerdeçal Alzheimer hastalığına iyi gelir: antioksidan ve antienflamatuar etkisi ile Alzheimer hastalığına gidişi engeller. Ayrıca beta amiloit plakalarının gelişimini yavaşlattığını göstermiştir

* Zerdeçalın iyi geldiği diğer hastalıklar: Katarak oluşumu, karaciğer hastalıkları, felç gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etkisi vardır

Prof. Dr. Erkan Topuz

Prof. Dr Erkan Topuz ’dan böğürtlenin faydaları

Böğürtlen hafıza kaybından, mesane taşlarına kadar pek çok hastalığa iyi geliyor. Prof. Dr Erkan Topuz, böğürtlenin çiçeklerinin ve taze meyvesinin pek çok hastalığa iyi geldiğini ifade ediyor.

Mevsim özellikleri nedeniyle en çok Mersin ve Bursa yörelerinde üretiliyor.

Kozmetik sanayisinde ise içeriğinde böğürtlen aroması bulunan duş jeli ve güzellik losyonları üretilmeye başlandı.

Diyabet ve böbrek taşları için faydalı olan böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyunun ishal sorununa, taze veya kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağından yapılan çayın ise, ağız yaralarına iyi geldiğini ifade ediyor Prof. Dr Erkan Topuz. Antioksidanlar açısından zengin olduğunu belirttiği böğürtlen meyvesinin ise yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarına, diyabete ve böbrek taşlarına karşı kullanıldığını belirtti.

Böğürtlenin faydaları:

*Böğürtlen idrar söktürür.

*Ayaklardaki şişlikleri indirir.

*Yüksek tansiyonu düşürür

*Gözlerdeki zafiyeti giderir.

*Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.

*Ağız, dil, diş eti ve bademcik giderir.

*Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.

*Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.

*Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür

Prof. Dr Erkan Topuz

Cilt gerginleştirici süt

Süt, doğumdan, ölüme kadar yaşamın her döneminde sağlık ve güzellik için karşımıza çıkan önemli ve komple bir besin öğesidir. Kemikler için son derece yararlı bir mineral olan kalsiyum kaynağı. Vücut ve cildin beslenmesi için gereken tüm proteinleri içeriyor.

Sütün sağlık ve güzellik iksiri olduğu çok eski zamanlardan beri biliniyor. Roma İmparatoru Neron''un eşi Poppea, cildinin her dem genç ve pürüzsüz olması için sık sık süt banyosu yaparmış. Süt, cildi yenileyip yumuşatıyor. Sütün alternatifi yoğurt olabilir.

Cildinizi gerginleştirici bir sütle temizlemek ister misiniz?

1 su bardağı ılık süte 10 gr biberiye atıp 5 dakika bekletin. Süzüp bir parça pamukla göz çevresi hariç tüm yüz ve boynunuzu silin.

Akustik dalga terapisi ve selülit tedavisi

Dünyada ilk defa ünlü şarkıcı Madonna’nın kullandığı ve popülerliği giderek artan AWT cihazı; etkili sonuçları nedeni ile hızla yükselen bir trendle selülit tedavisi için en çok aranan ve tercih edilen cihazlarından biri olmuştur.

AWT cihazının çalışma prensibi bugüne kadar ki selülit tedavileri için üretilen cihazlardan oldukça farklıdır. Akustik Dalga Terapisi (AWT{acoustic wave therapy}) selülit için yeni bir yaklaşım getirmiştir.

AWT selülitin başlıca iki nedeni üzerine etki gösteren tek uygulamadır. Şok dalgaları hem fibröz septa ve yağların alt dermis içinde oluşturduğu çıkıntılar üstünde etki gösterirken, hem de üretilen şok dalgaları deriden ve yağlardan geçerek fibröz septayı kollajenden ayırarak deriyi serbest bırakır ve bu sayede daha düzgün bir yüzey oluşmasını sağlar.

Yıllarca selülit birçok farklı yöntemle tedavi edilmeye çalışıldığı halde bu tedavilerin birçoğundan tatmin edici sonuçlar alınamamıştır. Günümüzde ise AWT CelluActor ve D-actor ile önemli bir yeni buluşun temsilcisi konumunda bulunmaktadır.

Radyal Şok Dalgası Terapisi

Radyal başlıkta, AWT şok dalgasının üretilmesi için cihazın içindeki bir hava bölmesinin iç kısmına yerleştirilmiş olan bir paletten yararlanılmaktadır. Bu palet tarafından kısa süreli ve güçlü bir vibratör hissi veren şok dalgaları üretilmektedir.

Bu şok dalgası septayı ikiye ayırır ve dermal kollajeni arttırır. Radyal başlık aynı zamanda acının kontrol edilmesi içinde de kullanılmaktadır. Bu başlık sinir hücrelerini uyarır ve tedavi bölgesindeki kan akışını arttırır. Bu tedavinin daha rahat yapılmasını mümkün kılar. Ayrıca bu radyal başlık, egzersize gerek kalmaksızın yüksek frekanslarda kas tonusunu da arttırmaktadır.

Planar Şok Dalgası Terapisi

Planar başlıkta ise AWT terapisini oluşturan bir elektrik mıknatısından yararlanır. Bu, çok kısa süreli ve yüksek enerjili bir şok dalgası oluşturur ( bu dalganın süresi nano-saniyelerle ölçülmektedir).

Yüksek enerjili şok dalgasının hastaya çok kısa bir süre ile uygulanması sebebiyle terapi hemen hemen acısızdır. Bu yüksek enerji ile fibröz septalar birbirinden ayrılır. Ayrıca alt dermis içindeki kollajen de uyarılır ve böylece yağ tümsekleri azaltılır.

Enerjinin bir kısmı tedavi uygulanan alanın yakınındaki yağ hücrelerine dağılmaktadır. Enerjinin bu şekilde dağılması ile yağ hücreleri sahip oldukları içeriğin bir kısmının erimesi nedeniyle incelmektedir.

AWT terapisi uygulama şekli

AWT ile tedavi ağrısız son derece konforludur. Selülit için öngörülen tedavi şekli haftada 2 olmak koşulu ile sadece 3 haftadır. Kontrollü gruplarda yapılan çalışmalarda tedavi öncesi ve sonrası alınan kan örneklerinde serbest yağ asitlerinin ve gliserolün yani yağ doku parçalandığında açığa çıkan ürünlerin anlık arttığı biyokimyasal olarak kanıtlanmıştır.

Şok dalgaları önce ve sonrası cildin sıkılaşması yağ doku kaybı gerçek ve bilimsel olarak gösterilebilir. Cilt sıkılaşması ve yağ doku kaybı sebebiyle özel bir diyete gerek kalmadan bölge başına % 5–12 arasında incelme mevcuttur. Şok dalgalarının cilt sıkılaşmasındaki başarısı da özel bir başlıkla daha yüzeysel uygulama ile cilt gençleştirmede güvenle kullanılmaktadır.

Pürüzlü ve yorgun cilt için fesleğen maskesi

Yaşlı, pürüzlü ve oldukça yorgun görünen bir cilde sahipseniz size fesleğen maskesini öneriyoruz. Tamamen doğal olan bu maskenin tarifi işte:

1 avuç kuru fesleğen yaprağını bir çay fincanı kaynar suya koyun. 1 çorba kaşığı süt tozu ekleyip ılınmaya bırakın. Hazırladığınız karışım ılıklaştıktan sonra cildinize dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin ve temizleyici olarak kullanın. Özellikle kuru ciltler için çok yararlı bir doğal temizleme ürünüdür.

Fesleğen ayrıca saç dökülmesi için de çözüm olabilir. Saç dökülmesine iyi gelen taze fesleğen yaprağını yarım litre suda kaynatıp süzün. Ilıyınca bir şişeye alıp ağzını kapatın. Her yıkamada saç diplerinize friksiyon yaparak uygulayıp saçınızı yıkayın.