Sağlıklı beslenme kadar, sağlıklı boşaltım sistemi de sağlıklı bir bedenin olmazsa olmazıdır. Bağırsaklarımız aldığımız gıdaları sindirmek kadar, artıkları atmaktan da sorumludur. Düzenli dışkılama, aynı zamanda doğal bir toksin atma yoludur. Vücudumuzdaki dört detoks organımızdan biri de bağırsaklardır. Kabızlık ise basitçe dışkının düzenli olarak her gün atılamaması durumudur.


Gıdalarla birlikte her gün ister istemez bedenimize pek çok toksin girer. Katkı maddeleri, gıda boyaları, sebze ve meyvelere sızmış tarım ilaçları, su ile aldığımız nitrit-nitrat, bayat ve küf karışmış besinlerdeki aflatoksin ve benzerleri.


Bir de bunlara, doğal olarak sindirim sırasında oluşan toksinler, sindirimin yan ürünleri eklenir ve hepsinin kısa sürede vücuttan atılması gerekir, bu işi üstlenen organımız da bağırsaklarımızdır.


Eğer bir şekilde bu atılma işleminde aksaklık olursa bu toksinler barsak iç yüzeyinden emilerek kana karışır ve istenmeyen sonuçlar meydana gelir. Yani kabızlıktan korunmak, 'detoks' un da en kestirme yoludur aslında.

Kabızlığın pek çok sebebi olabilir, kronik kabızlıkta mutlaka doktora başvurup bazı tetkikler yaptırıp altta yatan sebebi bulmak gerekir. Altta yatan sebep basit bir tuvalet erteleme alışkanlığı olabileceği gibi barsak tümörü bile olabilir.


Tuvalet erteleme alışkanlığı kabızlığın hiç de ender olmayan bir sebebidir, özellikle hanımlarda sıktır ve hayatın rutin karmaşasında bazen tuvalete gitmeyi ertelediğini kişi fark etmez bile. Çok çay içmek de kabızlığın başka bir sık görülen sebebidir. Buna çaydaki 'tanen' adı verilen bir madde neden olur.


Çay içiyorum diye yeterli su içmemek de kabızlığa katkıda bulunur çünkü yeterli su içmemek kabızlığın diğer yaygın sebebidir. Fazla miktarda 'pektin' içeren gıda alımı da kabızlığa sebep olabilir.


Elma, ayva, portakal ve turunç kabuğundan yapılmış reçeller bolca pektin içerirler, kabızlık sorunu olanların bu gıdaları alırken aşırıya kaçmaması lazımdır. Birçok ilaç, özellikle idrar söktürücüler yan etki olarak kabızlık yapabilir. Fiziksel hareketsizlik de başka bir yaygın ve önemli kabızlık sebebidir. Kabızlık, masum bir rahatsızlık gibi görülse de, tehlikeli sonuçlar doğurabilir.


Uzun vadedeki en büyük tehlike ise kanserdir. Aldığımız gıdalardaki 'kanserojen' yani kanser oluşumuna sebep olan birtakım zararlı maddelerin mide ve barsak yüzeyi ile teması, kabızlık nedeniyle artar ve mide-barsak tümörlerinin oluşumunda oldukça önemli bir risk faktörüdür. Bu risk, çok uzun süren, kronik kabızlık için geçerlidir. Kanser kadar vahim olmasa da 'divertikül' adını verdiğimiz oluşumlar, kabızlığın diğer kötü sonucudur. bağırsaklardaki sürekli gerilme ve barsak duvarındaki dejenerasyon sonucu oluşan minik 'barsak duvarı cepleri' dir bunlar. Bu cepler içinde zamanla gıda artıkları birikir ve bu artıklar içinde de mikrop üremesi sonucu olay daha da karmaşık bir hal alır, karın ağrısı, gaz ve sindirim problemleri oluşabilir. Hemoroit, yani halk dilinde 'basur' denilen oluşumun da en önemli sebebi kronik kabızlıktır.

Kabızlıktan korunmanın doğal yolları


Şimdi gelelim, kabızlıktan korunmanın doğal çözümlerine. Bağırsakları çalıştırmanın en basit yolu, sabah aç karnına içilen bir bardak saf sudur. 'Mide-barsak refleksi' adı verdiğimiz bir refleksle mide uyarılması sonucu bağırsaklar çalışmaya başlar. Bu, alışkanlık haline getirilebilirse 'barsak terbiyesi' de kazanılmış olur,
bağırsaklar da terbiye mi olur?' demeyin, olur, her gün aynı saatte tuvalete gidilmesi kabızlığın önlenmesinde önemli rol oynar. Aç karnına içilen su aynı zamanda bağırsaklarda yıkama etkisi de yapar. Daha da etkili olan diğer yöntem, sabah aç karnına erik, kayısı, üzümden yapılmış bir kaşık marmelât yiyip üzerine su içmektir. Aynı işi bir-iki tane kuru incir de yapar. Günlük gıda rejiminde posalı, lifli besinlere bolca yer vermek gerekir.


Dr Elif Güveloğlu

Mate, 12 ay boyunca yapraklarını dökmeyen bir ağaç türü. Tropik ve yarı tropik iklimlerde yetişir, yerliler ona 'Tanrı'nın ağacı' derler, Avrupa'da da 'yeşil altın' olarak bilinir. Son yıllardaki popüler ismi ise 'yağ yakıcı çay'. Paraguay yağmur ormanlarında doğal olarak yetişir, diğer bir adının 'Paraguay çayı' olmasının nedeni de bu.


Yağ yakımını artırıcı, metabolizmayı hızlandırıcı ve enerji verici etkileriyle kilo vermek isteyenler için harika bir yardımcı. Dr, Torben Anderson'un 2004 yılında Danimarka'da Charlottenlund Medical Centre'de 44 sağlıklı şişman insan üzerinde yaptığı deneysel çalışmada, 45 gün boyunca mate yaprağı çayı ve ekstresi kullanan grup ortalama 5 kg kaybetmiş, kullanmayan grupta ise kilo kaybı olmamış. Mate yaprağı hakkında yapılmış buna benzer yüzlerce bilimsel araştırma bulunuyor. Kilo vermeye yardımcı özellikleri yalnızca metabolizmayı canlandırması ve yağ yakımını artırmasıyla sınırlı değil, iştah baskılayıcı etkisi de var.


ENERJİ VE ZİNDELİK

196 etken madde içerir, bunların bir kısmı yeşil çay ile ortak. Enerji ve zindelik hissi verirken, kafein gibi, çarpıntı, ellerde titreme ve tansiyon yükselmesi gibi yan etkilere yol açmıyor, bağımlılık yapmıyor. Enerji ve zindelik verici etkisini temel olarak içerdiği 'matein' adı verilen kafein benzeri santral sinir sistemi uyarıcısına borçlu. Çaydaki 'teofilin' ve kakaodaki 'teobramin' adlı etken maddelerin her ikisini de içeriyor ki bunlar da kişinin kendini daha iyi, canlı, enerjik ve dinamik hissetmesini sağlıyor.


Bünyesinde, A, C, E, B1, B2, B3 ve B5 vitaminleri ile klorofil, kalsiyum, manganez, demir, selenyum, potasyum, magnezyum, fosfor ve protein yapıtaşı olan 15 farklı amino asit türü içeriyor. Mate yaprağı aynı zamanda yeşil çaydan daha kuvvetli bir antioksidan ve bu yüksek antioksidan özelliğiyle birçok kronik dejeneratif hastalığa, romatizmaya, kalp damar hastalıklarına karşı da koruyucu. Yaşlanmayı geciktirici etkileri de bulunuyor. llinosis Üniversitesince yapılan araştırmalarda da kanser hücrelerini yavaşlatıcı etkisi bulunmuş.


GÜNDE 3 FİNCAN

Peki, nasıl kullanacağız bu pek kıymetli çayı. İsterseniz sade, isterseniz de yeşil çayla harmanlayarak demleyebilirsiniz. Benim tercihim yeşil çayla harmanlamaktan yana, yeşil çayın da sayısız faydalarını göz önüne aldığımızda, günlük çay ihtiyacımızı tek bir çayla karşılayıp, erken yaşlanmaktan kansere kadar birçok istenmeyen durumdan da korumuş oluyoruz, bedenimizi forma sokarken. Porselen demlik tercih edilmeli. Bir porselen demliğe, isteğe göre bir veya iki çorba kaşığı yeşil çay ve mate yaprağı harmanı uygun, beş dakika demlemek de yeterli. Günde 3 fincana kadar içilebilir.


Dr. Elif Güveloğlu




Her şeyden önce vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur!

* Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı güçlendirir!

* Meyveler zengin lif kaynağıdır!

* Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!

* Kalorilidirler azdır ve kilo aldırmazlar! (Ancak diyet sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden kaçınmak gerekir)

* Bol miktarda antioksidan içerirler!

* Aç karnına yenen meyveler sindirimi kolaylaştırır!

KİRAZ

Güçlü bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12–25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir,

* Kolesterolü ve kan şekerini düşürür,

* Kirazlarda bulunan flavanoidler vücuttaki zehri temizler, antioksidan etki yapar,

* Kabızlık gidericidir,

* Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur,

* Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker,

* Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur,

* Yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır;

(100 gr. kiraz=70 kalori vardır.)

ÜZÜM

* Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler,

* Karaciğeri temizler,

* Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir,

* Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir,

* Bebeklerin gelişimi için çok faydalıdır

* Ancak kalorisi yüksek olan üzümü diyet yapanların bir günde 15–20 adetten fazla tüketilmemesi gerektiğini de unutmayın.

(100 gr. üzüm=65 kalori vardır.)

ŞEFTALİ

* Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur,

* Sindirim sistemini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır,

* Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar,

* İdrar sökücüdür;

(1 adet orta şeftali=42 kalori vardır.)

KAYISI

Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir,

* Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri vardır,

* Özellikle akciğer kanserinin önlenmesinde yardım eder,

* Kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde yardımcıdır,

* Kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır,

* Sinirleri gevşetip uyku verir

* Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalıdır,

* Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar;

(1 adet kayısı=15 kalori vardır. )

İNCİR

* Bağırsakları çalıştırır,

* Enerji verir,

* Cinsel güce yardımcıdır,

* Yüksek kan basıncını düşürür,

* Kemik yoğunluğunu arttırır;

(1 adet orta incir=37 kalori vardır.)

ANANAS

* Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarar,

* Sindirimi kolaylaştırır,

* İltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkilidir;

(1 kalın dilim ananas=43 kalori vardır.)

ELMA

* Kanı ve böbrekleri temizler,

* Cilde parlaklık ve güzellik verir,

* Soğuk algınlığı ve öksürüğe iyi gelir,

* Kolesterolü düşürür,

* Sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder,

* Baş ağrısına iyi gelir,

* Yüksek tansiyonu düşürür,

* Kan şekerini kontrol altında tutar,

* Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,

* Uykusuzluğa iyi gelir,

* Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar;

(1 adet küçük elma=63 kalori vardır.)

MUZ

* Kalbe ve kas sistemine faydalıdır,

* Yorgunluğa ve ishale iyi gelir,

* Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahiptir,

* Uykuyu düzene sokar,

* Ülseri önler ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı olur,

* Kolesterolü düşürücüdür ve migren ağrısına faydalıdır,

* Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahiptir;

(1 adet muz=105 kalori vardır.)

KİVİ

* Başlı başına bir C vitamini deposudur, bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası vardır,

* Kivinin bitkisel besinleri DNA'yı korur,

* Antioksidan özelliği vardır,

* Kan şekeri kontrolü için yararlıdır,

* Kolon kanserini engellenmesine destek olmaktadır.

* Astıma karşı koruma sağlar,

* Kan inceltici özelliğiyle kan pıhtılaşması riskini önemli bir şekilde düşürmekte ve kanınızdaki yağ miktarını azaltmaktadır;

(1 adet kivi=46 kalori vardır.)

VİŞNE

* Şeker oranı kirazınkinden düşük olduğu için daha az kalori içerir,

* Diyare’yi keser,

* Ateş düşürür, susuzluğu giderir.

* Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir;

(100 gr. vişne=50 kalori vardır.)

GREYFURT

* Soğuk algınlığına iyi gelir,

* Sindirimi uyarır,

* Diş etlerinin kanamasını azaltır,

* Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır,

* Mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini azaltır,

* Tansiyonu dengeler,

* İdrar sökücü özelliği vardır

*Yağlı yemeklerin ardından içilen greyfurt suyu yediklerinizin ağırlığını giderir;

(1 adet greyfurt=50 kalori vardır.)

PORTAKAL

* Soğuk algınlığı ve gripten korunmaya yardım eder,

* İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,

* Kalp hastalığı ve felçten korur,

* Ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,

* Mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,

* Tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur

* İçindeki potasyum cildin kuruyup kırışıklıkların oluşması önler,

* Bağırsak gazlarını söker, bağırsak parazitlerinin dökülmesini sağlar,

* Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar,

* Safra salgısını arttırır;

(1 adet portakal=60 kalori vardır.)

ÇİLEK

* Strese iyi gelir, sakinleştirici etkisi vardır,

* Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.

* Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi vardır,

* Kansere yakalanma riskini azaltır,

* Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir,

* Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir,

* Yüksek ateşi düşürür,

* Dişlere ve diş etlerine iyi gelir, diş taşlarının oluşmasını engeller,

* Cilde canlılık kazandırır;

(100 gr. çilek=30 kalori vardır.)

ARMUT

* Kalp-damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır

* Yüksek tansiyonu olanlar ve böbreklerinde sorun yaşayanlar için faydalıdır, *Kansızlığa ve kabızlığa iyi gelir;

(1 adet küçük armut=82 kalori vardır.)

KAVUN

* Kanı temizler,

* Antioksidan özelliği vardır,

* Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir,

* Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir;

(100 gr. kavun=26 kalori vardır.)

KARPUZ

* Böbreği temizler,

* Astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi gelir,

* Tatlı, sulu karpuz doğada bulunan en önemli antioksidanlarla doludur,

* Bağışıklık sistemini güçlendirir,

* Karpuz çekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını düşürmeye ve düzenlenmeye yardımcı olur,

* Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi gelir.

(100 gr. karpuz=30 kalori vardır.)

Sarımsağın insan sağlığına olan faydaları saymakla bitmez. Çiğ sarımsak, antibiyotik, antiseptik ve virüslere karşı koruyucu olarak etki etmektedir. Aynı zamanda da iyi bir antioksidandır.


Vücuttaki iltihaplı bir bölgeye sarımsak uygulamak iltihabın azalmasını sağlar. Sarımsağın güzellik problemlerinde kullanıldığı pek çok yer mevcuttur.


Sarımsağın tüm faydalarından yararlanmanın bir kolay yolu da bir diş dilimlenmiş sarımsağı yoğurt ya da peynir ile birlikte tüketmektir.


Aşağıdaki sorunlarla karşılaştığınız zaman sarımsaktan faydalanmayı deneyebilirsiniz:


Akne

İki diş sarımsağın suyunu çıkarıp aynı miktarda sirke ile karıştırın. Bir parça pamuk yardımıyla karışımı aknelerinizin üzerine günde birkaç kez uygulayın. Bu solüsyonda sarımsak, antibiyotik, antiseptik özellikleri ile akneye karşı savaşırken antioksidan özelliği ile de cildi korur ve onarır. Sirke ise cildin pH dengesini korur.


Uçuk

Bir diş sarımsağı kesin ve direkt uçuğunuzun üzerine sürün ya da bir süre bekletin. Sarımsak suyu yakabilir ama uçuğunuzu iyileştirecektir.


Sedef Hastalığı

Sedef hastalığını sarımsak yağı ile tedavi edebilirsiniz. Sarımsak yağı jel kapsüllerini eczaneden edinebilirsiniz. İğne yardımıyla kapsüllerin içindeki yağı çıkartın ve gerekli bulduğunuz bölgeye uygulayın.


Saç Dökülmesi

Sarımsak ve sarımsak yağı saç dökülmesi için doğal bir çözümdür. Sarımsak yağını dökülmenin olduğu bölgeye sürün tüm gece kalsın. Sabah saçınızı önce kokuyu alması için bir miktar limon suyu ile ovup sonra da şampuanınızla yıkayın.


Ayak Mantarı

Birkaç diş sarımsağı ezin ve bölgeyi sarımsak ile kapatın. Üzerine tül kapatarak tüm gece kalmasını sağlayın. Sabah ayağınızı yıkayın ve sarımsak yağını bölgeye uygulayın. Çorabınızı giyin. Bu yöntemi kırmızlık ve kaşıntı ortadan kalkana kadar birkaç gün daha bu kürü uygulayın.

Cilt bakımında ilk ve en önemli adım, günlük temizliktir. Her sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa cildinizi özenle temizlemeli ve tonikle silmelisiniz. Pek çok kadın makyaj yapmayı ihmal etmez ama cildin temizliğine önem vermez.

Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüz cildinin düzenli olarak günlük kir birikimlerinden arındırılması gerekir. Cilt düzenli olarak temizlenmezse her hangi bir anti aging tedavisine de cevap veremez.


Yüz temizliğine önce alından başlanmalı sonra sırasıyla; yanak, çene burun ve boyunla devam etmelidir. Alın, burun çevresi ve çene altı daha fazla toz, kir tutar. Bu nedenle daha dikkatli temizlenmesi önemlidir.


KURU CİLT İÇİN BALLI TEMİZLEYİCİ


MALZEMELER:


1 yemek kaşığı kadar bal


2 yemek kaşığı gliserin


1 çay kaşığı sıvı sabun


YAPIMI:

Malzemeleri karıştırarak temiz bir şişeye koyun. Cildinize masaj yaparak sürün ve ılık suyla yıkayın. Bal cildi hem temizler hem de yumuşatır. Bu temizleyici özellikle kuru ciltlerde çok etkilidir. Bu temizleyiciyi günde iki kere (sabah-akşam) kullanabilirsiniz.

Kozmetik Dermatolog Dr. Yasemin Fatih Amato

Kuru ciltler oldukça ince ve hassastır. Cilt olması gerekenden daha kuru ise cildi yağlı maddelerle temizlemek doğru olur. Kuru cilde sahip olanlar beslenirken suyu vücutta tutmak için de bol miktarda sebze ve meyve de tüketilmeliler.

Öneriler:


a) Yedişer tutam nane, gül ve civanperçemi bir kaba koyun. Üzerine beş bardak su ekleyerek kaynatın. Bir gece dinlendirdikten sonra bir parça pamuk yardımıyla gerekli bölgelere sürün.


b) Bir tutam rendelenmiş limon kabuğu, üç tutam akasya çiçeği ve dövülmüş lale soğanı arpa unu ile birlikte karıştırılır. Elde edilen bu karışım, içinde menekşe suyu bulunan bir cam kâseye konulduktan sonra ağzı kapatılarak kaynar suda on dakika benmari yöntemi ile ısıtılıp ateşten indirilir. Yatmadan önce yüze uygulanan bu maske kuru ciltler için çok faydalıdır.


c) Bir tatlı kaşığı hercai menekşe tentürü alınarak bir kaba konur. Bir miktar kaymak eklenerek macun kıvamına getirilir. Daha sonra gerekli bölgelere bir parça bez yardımı ile sürülür.


d) Bir miktar tuzsuz tereyağı ve bir tatlı kaşığı mısır sütü karıştırılıp yüze sürülür. 15–20 dakika sonra yüz önce sıcak suyla arındırılır, sonra içine birkaç damla elma sirkesi katılmış ılık suyla yıkanıp kurutulur. Bu karışım cildi yumuşatır ve nemlendirir.


e) Bir çorba kaşığı yağsız süt tozu veya patates unu, bir adet yumurtanın sarısı, bir çorba kaşığı taze süt ve yarım tatlı kaşığı bal karıştırılır. Krem kıvamını alınca yüze ve dekolteye sürülür. 15–20 dakika kadar sonra yüz önce ılık sonra soğuk su ile temizlenir.


f) Bir yumurta sarısı, bir çorba kaşığı bal, bir çorba kaşığı dövülmemiş krema veya çiğ sütün kaymağı, bir tatlı kaşığı kuru maya, yarım tatlı kaşığı elma sirkesi, bir çorba kaşığı susam yağı veya zeytinyağı, ayrıca 2–3 ölçü süt ve dört ölçü su karıştırılır. Kullanmayı düşündüğünüz susam yağı veya zeytinyağı hariç bütün malzemeyi krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın.


Susam yağı veya zeytinyağı cildin her tarafına iyice sürüldükten sonra bira mayalı karışım yağlanmış cilde iyice yayılır. Yaklaşık 20 dakika sonra yüz sulandırılmış süt ile yıkanıp kurutulur. Bu maske kuru ve yorgun görünümlü ciltlere iyi gelmektedir.


g) Yarım fincan limon suyu, bir fincan nar suyu ve rendelenen havuçla birlikte hafif ateşte 15 dakika kadar karıştırılarak ısıtılır. Suyu çekildikten sonra bir fincan ekşitilmiş su ilave edilerek bu karışım beş dakika kadar ateşte bırakılır ve soğutulur. Krem kıvamını alıncaya kadar mısır unu ilave edilir. Daha sonra ısıtılarak bir çorba kaşığı bal ile karıştırılır. Bu krem yaklaşık bir saat ciltte bırakıldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Bu karışım kuru ciltler için besleyicidir ve cildin pürüzsüz olmasını sağlar.

Malzemeler:

1 çay kaşığı fındık yağı

1 çay kaşığı hintyağı

1 çay kaşığı bademyağı

1 çay kaşığı elma sirkesi

1 çay kaşığı lavanta

Hazırlanışı:

Malzemeleri karıştırılıp temiz cilde sürülür. 15 dk bekletildikten sonra cilt temizlenir.


Malzemeler:

1 dilim kavun

1 bardak saf su


Hazırlanışı:

Malzemeler birlikte kaynatılır. Mikserden geçirilir, yüze ve boyuna sürülür.15-20 dakika bekletildikten sonra durulanır.

Malzemeler:

½ muz

1 tatlı kaşığı bal

1 çorba kaşığı süt


Hazırlanışı:

muzu iyice ezdikten sonra süt ve balı ilave ediniz. Başta göz çevreniz olmak üzere cildinizde 20 dk bekletip yıkayınız. Muz, a vitamini ve potasyum bakımından zengindir.

Kırışıklık her kadın için kâbustur. Yüz, gözler ve boyun kadının kartvizitidir. Bu yüzden yüzümüzü daha çekici hale getirmek, kırışık dolu bir yüzden kurtulup daha uzun süre daha taze bir cilde sahip olmak için cilt bakımı gerek. Bu bakımı mutfağınızda bulunan gıdalarla yapabilirsiniz böylece cildimize sürdüğümüz pek çok kimyasaldan da kurtulmuş olursunuz.

Kırışıklık İçin Doğal Maskeler

Çilek maskesi:

1 avuç çileği iyice ezip suyunu süzün. Süzdüğünüz çilek suyunun içine biraz gülsuyu katıp karıştırın. Bu karışımın tamamını yüzünüze ve boynunuza sürüp 1 saat bekleyin. Daha sonra karbonatlı suyla yüzünüzü yıkayın. (Bu karışım boyun kırışıklıklarına da çok faydalıdır. Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Elma ve kaymak maskesi:

Yarım elmayı rendeleyerek iyice ezin ve içine 2 kaşık kaymak katıp tekrar ezin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın ve nemlendirici krem sürün. Kaymak cildinize esneklik kazandırır ve nemlendirir. Elma ise cildin diri kalmasını sağlar.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.) Ayrıca bol bol elma yemek cildimiz için çok faydalıdır.

Ballı maske:

1 kaşık balı 1 yumurtanın beyazı ve 1 kaşık gliserin ile karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla yıkayıp yumuşak bir havlu ile kurulayın. (Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Yumurtalı sütlü maske:

1 yumurtanın sarısını 1 kaşık süt ile karıştırıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi limon suyu ile silin.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Doğal temizleyici ve tonikler

Aynı miktarda limon suyu ve gliserini karıştırın ve bir şişeye koyun. Yatmadan önce, bu suya batırdığınız bir parça pamukla yüzünüzü temizleyin

Yatmadan önce 1 bardak kavun suyunu, 1 bardak kaynamış suy ile karıştırıp cildinizi yıkayın. Daha sonra kaynatılmış süte batırdığınız pamukla cildinizi silin ve yumuşak bir havlu ile kurulayın.

Düz bir karın için egzersizler

Düzenli beslenme, bakım ve egzersizlerle hayalinizi gerçekleştirmek hiç de zor değil.

Kadınların pek çoğunun en çok şikâyet ettiği bölgelerden biri karın bölgesi. Günlerce süren diyetler sonucu ne kadar kilo verilirse verilsin, o sevimsiz karnımız sanki her şeye inat varlığını korumak için adeta direniyor değil mi? Oysaki özellikle kışın bitmeye ve sıcak yaz günlerinin yaklaşmaya başladığı bu günlerde kadınları belki de en çok mutlu edecek şey dümdüz ve gergin bir karın. Sizin de bu hayaliniz buysa gerçekleştirmek için tek yapmanız gereken aşağıdaki önerilere bir göz atmak. Tavsiyeler bizden, uygulaması sizden...


BİR UZMANA DANIŞIN


Karın bölgesindeki fazlalıklardan kurtulmak istiyorsunuz ama bunu nasıl gerçekleştireceğinizi bilmiyorsunuz. O halde ne yapmalısınız? Elbette, ilk yol bir uzmana danışmak. Bilinçli bir şekilde fazlalıklardan kurtulmanın yolu kesinlikle buradan geçiyor. Acıbadem Hastanesi Kadıköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Hakan Ertürk öncelikle şişmanlığın ayrımının yapılması gerektiğini belirtiyor. Ertürk’e kulak verelim:


“Karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak için bu yağlanmanın nedenini tespit etmek gerekir. Bu bölgesel bir yağlanma mı yoksa genel bir şişmanlık sorunu mu var onu bilmeliyiz. Bu tespiti ancak bir uzman tarafından yapılabilir. Bu ayrım yapıldıktan sonra karın bölgesindeki yağlanmadan kurtulmak için gerekli egzersizlere başvurulur.”


MUCİZE BEKLEMEK YANLIŞ


Özellikle kadınlar yaz aylarında bir an evvel mayoları, bikinileri giymek için sıkı bir egzersiz programı içine giriyor. Oysa yağlardan çok kısa bir sürede mucize bir şekilde kurtulmak mümkün değil. Bu, bir süreç. Egzersizde süreklilik sağlanmadığı takdirde yağlardan kurtulmak neredeyse imkânsız. Ancak şunu da unutmamakta da yarar var. Aşırı egzersiz de kadın-erkek herkes için zararlı.


‘Karnım bir an evvel gitsin’ diye yoğun şekilde egzersiz yapmak yanlıştır. Özellikle spor salonlarında yapılan egzersizlerin gün aşırı yapılması daha doğru olur. Aksi takdirde yoğun egzersiz programları kişiye yaradan çok zarar verir.”


HER ŞEYE KANMAYIN!


TV’de bazı spor aletlerinin reklâmlarını sık sık görmeye başladık. Örneğin “X” aletiyle 3 haftada fazlalıklara son! Bir ayda dümdüz bir karın!” gibi reklâmlar ekranları süslüyor. Peki, bu vaatler ne kadar gerçekçi? Dr. Ertürk bu soruyu şöyle yanıtlıyor:


“Aslında bunlar pratikte bir şey ifade etmeyen, pasif egzersizlerdir. Ancak çeşitli nedenlerle artık egzersiz yapamayacak kişiler bunları kullanmalıdır. Diyelim ki kişinin bir kırığı var. O zaman bu cihazları kullanılabilir. Bunun dışında pasif egzersizler, sağlığı yerinde bir insanın vücudunu forma sokmak için kullanabileceği egzersizler değildir. Daha çok pazarlama amaçlı ürünlerdir. Dolayısıyla sağlıklı kişiler aktif egzersizler yapmalıdır.”


NASIL YAPMALI?


Karın bölgesinin zayıflamasında, gövdenin öne, arkaya, sağa, sola hareketiyle uygulanan aktif egzersizleri tercih etmek gerekiyor. Bu egzersizleri evde ya da spor salonunda yapmak mümkün. Ancak devamlılığı sağlamak şartı ile..


Peki, ne kadar süreyle ve günde kaç kez yapmalı? Karın şekillendirme egzersizlerinin özellikle başka sporla da uğraşılıyorsa gün aşırı yapılması uygun. Ama evde yapılıyorsa günde bir ya da iki kez yapabilir. Sabah ve akşam 10’ar tekrar halinde yapılabilir.”


BU YANLIŞLARI YAPMAYIN!

*Bir uzmana danışmadan egzersizlere başlamayın.

*Kısa bir sürede dümdüz bir karın beklemeyin. Başarının uzun vadede sağlanacağını unutmayın.

*Mucize aletlere kanmayın mucize sizin azminizdir. Bu aletlerle pasif egzersiz yerine kendiniz aktif egzersizleri tercih edin.

*Zorlu bir program uygulamayın. Yoğun ve ağır egzersizlerin faydadan çok zarar verdiğini unutmayın.

*Spor salonunda egzersiz yapıyorsanız gün aşırı uygulayın.

*Evde yaptığınız egzersizleri günde 2 kez ve 10’ar tekrardan oluşan setler halinde yapın.


EVDE YAPABİLECEĞİNİZ EGZERSİZLER


1. Yükselin

Yere uzanıp sağa dönün ve bacaklarınızı gerin. Üstteki ayağınızı, altta kalan ayağınızın önüne getirip zemine yerleştirin. Sağ dirseğinizden destek alın. Kolunuzun alt kısmı öne doğru bakmalı. Vücudunuzun üst kısmını, kalçanızı ve bacaklarınızı vücudunuz düz bir çizgi oluşturuncaya dek yukarı kaldırın. Bu egzersiz, kaslarınızın çalışmasını sağlayacak.

Şimdi bir egzersiz daha yapmanız gerekiyor: Bedeninizi hafifçe alçaltın ve yeniden yükseltin. Her yükselişte sol kolunuzu başınızın üzerine doğru uzatın. Bu egzersizi sol tarafınızla da tekrarlayın.


Neye yarıyor?

Belinizi forma sokuyor, karın kasları ile sırt bölgesini güçlendiriyor.


2. Gergin kalın

Omuzlarınızı bileklerinizden destek alarak yükseltin. Elleriniz öne doğru bakmalı. Ayaklarınızı kalça genişliğinde açarak parmak uçlarınızın üzerinde yükselin. Dirseklerinizi ve kalçanızı hafifçe eğin. Değişimli olarak sol ve sağ kolunuzu ileriye doğru uzatın ve bu sırada beden ağırlığınızı her seferinde diğer yöne kaydırın.

Dikkat! Göbek bölgenizdeki kas gerginliğini mutlaka koruyun. Aksi taktirde çökebilirsiniz.


Neye yarıyor?

Yerçekimine karşı yapılan bu egzersiz karın kaslarını ve omuzları güçlendiriyor.


3. Kayın

Bu kez elleriniz yerine, omuz genişliğinde açtığınız kollarınızdan destek alın. Ayakuçlarınızda yükselin. Leğen kemiğinizi, vücudunuzun üst kısmını, kalçanızı ve bacaklarınızı neredeyse düz bir çizgi oluşturuncaya dek alçaltın. Tüm vücudunuzu yavaşça ve ritmik olarak öne ve arkaya doğru kaydırın. Bu sırada gerginliği hissedinceye dek karnınıza konsantre olun ve içeri çekin.


Neye yarıyor?

Vücudu kendi ağırlığıyla karın ve omuz kaslarını verimli bir şekilde çalıştırıyor.


4. Arkaya esneyin

Egzersiz yaparken dizlerinizin yıpranmaması için yumuşak bir yastık ya da egzersiz minderinden yararlanabilirsiniz. Şimdi diz çökün. Dizlerinizi kalça genişliğinde açın. Poponuzu yukarı kaldırın ve vücudunuzun üst kısmını doğrultun. Kalçanız mümkün olduğunca düz olmalı. Bedeninizin üst kısmını, kalçanızı ve üst uyluğunuzu birkaç santimetre arkaya doğru yavaşça esnetin. Bu pozisyonda kalın. Başınızın üzerinde havaya kaldırdığınız ellerinizi öne ve arkaya doğru sallayın. Bu sırada karnınızı iyice içeri doğru çekin.


Neye yarıyor?

Karın bölgesi ile sırttaki tüm kas sistemini harekete geçiriyor ve üst uyluğu geriyor.

Yaz aylarında kontak lens kullanımı

Günümüzde kontak lensler görme kusurlarının düzeltilmesi, kornea yüzeyinin hassas ve bozulmuş olduğu durumlarda ve göz renginin değiştirilmesi amacıyla kullanılmaktadır.

Yaz aylarında güneşin zararlı ışınları, ultraviole A ve B dalgaları cildinizde bazı hasarlara neden olduğu gibi, gözünüzün dokularında da; özellikle makula da (keskin görme noktasında) erken yaşlanma bulgularına, hücrelerde bozulmalara neden olabilmektedir. Kornea ve konjonktivada pterjium, gözyaşı düzensizlikleri güneş ışınlarının yoğun olduğu ortamlarda daha fazla ortaya çıkar. Yeni teknolojilerle üretilen çeşitli kozmetik veya optik amaçlı lenslere UV filtre özelliği eklenmiştir. Lenslerden ultraviole filtreli olanların seçilmesi bu nedenlerle önemlidir.


Kontak lens kullanıcıları yaz aylarında gözlerinde kuruluk, alerji ve kızarma hissederlerse bu durumu doktorlarına bildirmelidir. Yeni teknoloji ürünü silikon bileşimli, oksijen geçirgenliği oldukça yüksek, ultraviole koruyuculuğu özellikte ve alerji oluşumunu engelleyen yüzey kaplamalı lensler bu durumlara çözüm oluşturur. Kuruluk şikayeti daha belirgin olan bireylerde su içeriği daha düşük, hidrojel materyali eklenmiş lensler kullanım konforunu oldukça artırmaktadır.


Kontak lensler göz hekimi kontrolünde uygulandığı takdirde oldukça güvenlidir. Halen tedavi amaçlı olarak birçok göz yüzey bozukluğunda kontak lensler kullanılmaktadır.

Yaz aylarında kontak lens kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar;


1- Yaz aylarında kozmetik amaçlı kullanılan lenslerin de ultraviole koruyuculu özellikte olanlarını tercih etmelisiniz. Uzun süre bilgisayar kullanıyorsanız veya direk güneş ışınlarına maruz kalıyorsanız bu durumu göz hekiminize bildirin ve ultraviole koruyuculu kontak lensler hakkında bilgi alın.

2- Uzun süre gözde kalabilen kontak lenslerinizle denize girmeniz halinde deniz gözlüğü kullanmalı veya gözlerinizi kapalı halde tutmalısınız. Aksi halde lensleriniz zarar görebilir veya lensinizi düşürebilirsiniz.


3- Günlük çıkarılan kontak lenslerinizi her gün lens bakım solüsyonunuzla temizlemelisiniz. Lens saklama kabındaki bir önceki günden kalan solüsyonu tekrar kullanmayınız.


4- Lens solüsyonunuzu doktorunuzun bilgisi olmadan değiştirmemelisiniz. Örneğin, tiomersal içeren solüsyonlarda alerji oluşumu daha sık görülebilir. Protein temizleme özelliği ve bakterilerden koruyuculuğu tüm solüsyonların aynı oranda değildir.


5- Yaz aylarında rahatlatıcı ve nemlendirici damlalar kontak lens kullanımını daha rahat hale getirir. Lens kullanımı esnasında toz vb. uzaklaştırır, göz kuruluğuna karşı göz hekiminizin önerisi ile kullanılabilir.


6- Kontak lenslerinizin değişim sürelerine uyun.


7- Yaz aylarında daha sık alerjik şikayetleri olan lens kullanıcılarında göz hekimleri günlük kullan-at lensleri tercih etmelidir.


8- Kullandığınız veya kullanmaya başladığınız bazı ilaçlar göz kuruluğu yapabileceğinden yaz aylarında lens kullanırken konforunuzu daha da azaltabilir. Bu durumu göz hekiminize bildirin.


9- Yaz sporlarının birçoğunda kontak lens kullanımı gözlük kullanımından daha güvenlidir. Yeni kullanmaya başlayacak sporcular göz hekimlerinin kontrolünde bu konforu yaşamalıdır.


10- Bilinenin aksine, kontak lensler göz yüzeyini çizebilecek yabancı cisimlere karşı koruyucu bir çadır vazifesi görür. Yaz aylarında terleme nedeniyle gözlük kullanamayan kişilerin kontak lens kullanmaları görme derecesini arttırmakla birlikte koruyucu nitelikte sağlar.

Op. Dr. Hakan Akalan

Dr Ender Saraç' dan sağlıklı bronzlaştırıcı çorba tarifi:

Malzemeler:

1 dilim Balkabağı

1–2 adet Turuncu dolmalık biber

1 adet Havuç

3–4 adet Sulu yaz domatesi

2 çorba kaşığı Zeytinyağı

Taze kişniş (bulamazsanız maydanoz olabilir)

Hazırlanışı: Bir tencereye 2 çorba kaşığı zeytinyağı, rendelenmiş balkabağı, ince kıyılmış veya rendelenmiş turuncu dolmalık biber ve yine ince kıyılmış veya rendelenmiş havucu koyup hafifçe kavurun.

Yumuşadıklarında içine doğranmış 3–4 adet sulu yaz domatesi koyarak 10–15 dakika kaynatın. (Çorbaya su konulmayacak ) Dilerseniz içine sarımsak da ilave edebilirsiniz. Kaynadıktan sonra üzerine taze kişniş eklenecek.(Taze kişniş yerine maydanoz da konulabilir)

Bu çorba sıcak içilebildiği gibi arzu edilirse ılık veya soğuk da içilebilir.


Dr. Ender Saraç


Tatlı ayran hintlilerin çok içtikleri bir serin içecektir. Normal suyun yanında iyon ve mineral de almamız lazım.


Bir bardak suyun içine birkaç kaşık az yağlı yoğurt koyun, bir-iki kaşık gül suyu, bir çimdik safran ve bir kaşık da esmer şeker koyup üzerine buz ilave edin. Yaz sıcaklarında sizi çok serinletir.


Dr. Ender Saraç

Etkili bir doğal bronzlaştırıcı güneş yağı tarifi:

4 ölçek kayısı yağı

1 ölçek hindistancevizi yağı

1 ölçek susam yağı

1 ölçek havuç yağı

Bu yağları karıştırarak süratle yanmanıza yardımcı olacak nemlendirici güneş yağı kreminizi oluşturabilirsiniz.

Güneşlenirken sağlıklı bronzlaşmak isteyenler için Dr. Ender Saraç 'tan öneriler:

Direkt güneşte kalınacaksa mutlaka koruyucu faktörlü krem kullanılmalı. Ama en iyisi direkt güneş altına çıkmak yerine gölgede yanmak.


Bronzlaşmak için en güzel doğal yol A vitamininin öncül maddesi olan Pletakaroten almak. Pletakaroten en bol bal kabağında, mandalinde, turuncu renkli kayısıda, havuçta ve kırmızı turuncu dolmalık biberde bulunur.


Güneşlendikten sonra da aloeveralı saf bir jelin içine az zeytinyağı veya hindistancevizi yağı, cildiniz çok kuruysa da susam yağı karıştırıp vücuda güneşin kaybettirdiklerine karşı korunma, rahatlama ve nemlendirme sağlamış olursunuz.

Karın bölgesindeki yağlar eritilmesi en zor yağlardandır bu nedenle öncelikle bu bölgedeki yağları eritmek için mutlaka her gün düzenli olarak spor yapın,

Bunun için bir spor hocasından yardım da alabilirsiz. Böyle bir şansınız yoksa doğru hareketleri öğrenip belli bir periyotta uygulamanızı tavsiye ediyoruz.


Doğal takviye olarak:

Bir çorba kaşığı limon suyu,

Bir çorba kaşığı susam yağı,

Bir çorba kaşığı biberiye yağı ve

Bir çorba kaşığı okaliptüs yağını karıştırın

Bu doğal karışım ile karın bölgenize dairesel hareketlerle masaj yapın


Ender Saraç

Kilo verme çalışmalarında egzersizlerin aerobik karakterde olanları çok önemli bir yer tutmaktadır.

Feldenkrais, bedeni doğru kullanmayı sağlayan psiko-somatik bir eğitim yöntemi. Sırt, boyun, eklem ağrılarından şikâyet edenlere rahat hareket imkânı sağlıyor. Felç, Multiple Skleroz, Parkinson gibi hastalıklarda da etkili oluyor.

Feldenkrais Metodu, adını Moshe Feldenkrais´ten alıyor. Gençliğinde Rusya’dan Filistin´e göç eden Feldenkrais, daha sonra Paris´te makine mühendisliği ve elektronik eğitimi aldı, fizik doktorasını tamamladı. Bu arada bir judo kulübü kurup orada hocalık yaptı ve bu konuda kitaplar yazdı. 1940'ta Nazilerden kaçarak İskoçya'ya giden Feldenkrais´in `beden' konusuna yoğunlaşması bu döneme rastlıyor. Futbol oynarken bacağı sakatlanınca ameliyat oluyor. Ameliyatlarla iyileşemeyince kendi bedeni üzerinde çalışmalar yapmaya karar veriyor; gelişim, öğrenme ve hareket arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşıyor. 1984´te ölene kadar Kaliforniya´da bu konuyla ilgili dersler veriyor, kitaplar yazıyor. Feldenkrais Metodu´nu Türkiye'ye getiren Lizet Bicirano ise, bu yöntemle New York´ta bulunduğu sırada tanışmış. Konu ilgisini çekince, Feldenkrais´in öğrencisi Frank Wildman'dan dört yıl eğitim almış. ``İnsan, bedeniyle zihnini koordineli çalıştırarak mutlu bir yaşam sürebilir'' diyen Bicirano’ yla konuştuk.

Feldenkrais Metodu herkes için uygun mu?

Kilo verme çalışmalarında egzersizlerin aerobik karakterde olanları çok önemli bir yer tutmaktadır.

Evet. Kendinizle ilgili yeni ve şaşırtıcı şeyler öğrenmek hoşunuza gidiyorsa, kişisel gelişim ve dönüşümleri kolayca benimsiyorsanız Feldenkrais sizin kişisel serüveninizde vazgeçilmez bir yardımcı olacaktır. Pratik anlamda bu metot, sırt, kas, eklem ve boyun ağrılarından şikâyetçi olanlara daha rahat hareket imkânı sunuyor. Atlet, müzisyen ve dansçıların yarışmalara, performanslara hazırlanırken, vücutlarının ince ayarını keşfetmelerine yardımcı oluyor. Yaşı ve fiziksel durumu ne olursa olsun kişinin kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. Dersler iki bölüme ayrılıyor: `Hareket Yoluyla Farkındalık' ve `İşlevsel Bütünsellik'.


Farkları ne?

`Hareket Yoluyla Farkındalık' dersleri rahat bir grup atmosferinde yapılıyor. Akıl-beden koordinasyonunu geliştirmeye yönelik bu dersler, şimdi ve burada kalmanın önemini fark ettirir. Bu nedenle egzersizler mücadele gerektiriyor. Ama ağır ve zorlayıcı değil. Teke tek yapılan `İşlevsel Bütünsellik' çalışmaları ise, özel bir öğrenime ihtiyacı olanlara, hızlandırılmış ders isteyenlere ya da teke tek çalışmayı tercih edenlere öneriliyor. İkisi birlikte de uygulanabilir, zaten Feldenkrais Metodu bu kombinasyonu özellikle tavsiye ediyor.

Önceden bir hazırlık gerekir mi?

Hayır, gerekmiyor. Açık bir zihin ve gülümsemeyle derse gelmek yeterli. Ancak derslerden 1–2 saat önce ağır yemek yenmemesi ve bol sıvı alınması gerekiyor.

Bu derslerin içeriği nedir?

Adım adım, yavaş yavaş yapılan hareketlerle öğrenciler bedenlerini tanıyor, kendinden keyif almasını öğreniyor. Dersler, yere uzanarak, oturarak, ayakta durarak veya yürüyerek gerçekleştiriliyor. Hareket aralarındaki dinlenme süreci hareketler kadar önemli. Amaç, sınırlarınızı zorlamadan, konfor içinde, hissetme, öğrenme ve hazmetme yetilerinizi geliştirip kişisel farkındalık oluşturmak. `İşlevsel Bütünsellik' dersleri de aynı amacı taşıyor ama her ders, kişiye özel olarak belirleniyor. Dersler özel masada, oturarak, ayakta, diz üstü ve başka değişik pozisyonlarda gerçekleşiyor.

İlk dersten ne beklemek gerekir?

İlk dersten sonra kişi kendini biraz daha uzamış veya hafiflemiş hissedebilir. Gündelik bazı basit hareketlerinde akıcılık, hafiflik, rahatlık, nefeste rahatlama ve derinleşme fark edebilir. İlgi odaklarında değişim, yaratıcılık ve üretkenlikte bir artış gözlemleyebilir.

Kaç derse ihtiyaç var?

Bu, ne kadar öğrenmek istediğinizle ilgili. Ama en az sekiz seans `Hareket Yoluyla Farkındalık' ve dört seans `İşlevsel Bütünsellik' dersi alarak bir başlangıç oluşturulabilir. Feldenkrais Metodu düzgün ve sistemli takip edildiğinde kişi kendi hislerini tanıyacak, kendisine hizmet eden hareket mekaniğini keşfedecek, `kendisiyle tanışacak'. Böylece çevresel ve ruhsal değişimlere adaptasyon kolaylığını, spontanlık ve özgürlük hissini yakalayacak. Özgüvenini geliştirerek arzuları ve rüyalarının gerçekleşmesi için kendi önünden çekilerek yaşamın güzelliğini fark edecek.

Pozitif Düşünce Ve Beyin Gücü

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin

Geriye kalan et ve kemiksin

Gül düşünürsün gülistan olursun

Diken düşünürsün dikenlik olursun

MEVLANA

Doğu felsefesinin ana kaynağı olan "pozitif düşünce" günümüzde batı tıbbında benimsediği sihirli iki kelimedir. Doğada, evrende her şey karşılıklı etkileşim halindedir. Zihinle beden arasında da böyle bir etkileşim vardır. Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratır.

Pozitif düşünce, olumsuzluklara razı olmayan, her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan, insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. Bu gün artık iş, spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir. Bu gün artık başarının yolu pozitif düşünmekten geçiyor. Bu iki kelimeyi hayat felsefesi olarak benimseyen insanlar umudunu, güvenini, iyimserliğini kaybetmeden kendine güvenen, cesur ve inisiyatif sahibi bireyler olduklarını çevrelerine hissettiriyorlar.

Pozitif düşünen kişiler, pozitif enerji veren insanlarla arkadaşlık ediyorlar, pozitif enerji veren yiyeceklerle besleniyorlar, pozitif enerji yüklemek için spor ve meditasyon yapıyorlar. Sizi daha güçlü kılacak şu yaşam felsefesine kulak verin:

·Mizah duygunuzu yitirmeyin

·Cesur olun

·İdealist olun

Deepek Chopra yaratıcı güç ile ilgili şöyle deriz: en önemli gerçek, gücünüzü aldığınız kaynaktır. Yaratıcı güç aklımızı ve bedenimizi şekillendirir, evrimin gücüde budur. Yaratıcı gücünüzle ilişki kurun. Yaşamın tümünü kaplayan üç temel güç vardır bunlar:

·Yaratma

·Koruma

·Yok etme

Yaratıcılık gücünü egemen kılan kişiler başarılı olmuşlardır. Kendi güçlerinin kaynağının yine kendileri olduğunu bilirler ve aşağıdaki ortak özelliklere sahiptirler:

·Sessizliğin tadını çıkarmayı bilirler

·Doğayı hisseder, ondan zevk alırlar

·Kendi duygularına güvenirler

·Kargaşa içindede işlerine odaklanırlar

·Çocuklar gibi onlarda hayal kurmaktan hoşlanırlar

·Kendi bilinçlerine güvenirler

·Herhangi bir görüşe katı bir şekilde bağlı değildirler.

Affetmek, bir başka insana veya kendinize karşı içinizde duyduğunuz öfkenin yerine sevgiyi koymaktır.

İşte size affetmenin birkaç yolu

·İşe enerjinizi arttıracak bir şey yaparak başlayın

·Sanki kalbinizden konuşuyormuşsunuz ve içinizden yükselen affetme sözcüklerini dile getiriyormuşsunuz gibi yapın

·Ellerinizi kalbinizin üzerine yerleştirin, içinizden taşan duyguları hissedin

Son olarak geçmişi ve geleceği bir tarafa bırakıp sadece bugünü iyi değerlendirmeğe inanarak sözlerimi Ömer Hayyam'ın bir dörtluğu ile bitiriyorum.

Gönlüm aranıp dünleri feryat etme

Kam almak için yarınlar icat etme

Dünler düş olup gitti, yarınlarsa hayal

Cahilce şu gerçek günü berbat etme

Psikolog Dr. DAVUT İBRAHİMOĞLU

Hepimizde kendimize ait bir kişisel enerji bulunmaktadır. Bu enerji gölgeli bir yerde güneşin parlaması gibi etrafımızda parlıyor. Enerjimizin fazla olduğu dönemlerde olumlu karakterimiz ortaya çıkıyor. O zaman uyumlu ve başarılı biri oluyoruz. Meditasyon insanı endişelerinden arındırıp, içindeki enerjinin dışarı çıkmasına yardımcı oluyor. Bu alanda araştırma yapan kişilere göre “karma”mız yani iç enerjimiz düşüncelerimizden etkileniyor. İyi bir “karma” yakalamak için günlerce meditasyon yapıp, içimizdeki mistik düşünceleri uyandırmak gerekmiyor tabii ki. Olumlu düşünmek, içimizdeki kuruntulardan kurtulmak için yeterli. Rahatlamak ve huzura kavuşmak için size beş yöntem öneriyoruz, bu şeklide kişisel enerjinizi mutlu olma yönünde kullanmanıza yardımcı olacağız.

1.Zayıf Noktalara Basınç

Akupunktur insanı rahatlatan bir yöntemdir. İnsan vücudunda tıpkı nehirler gibi akan 12 enerji akım yolu olduğu bu konu da araştırma yapan insanlar tarafından söylenmekte. Bu enerji akımı beyin ve vücut sağlığını koruyor. Bazı dönemlerde bu enerji akım yolları tıkanıyor. Bu nokta da akupunkturun yardımı gerekiyor. Akupunktur uzmanları tıkanıklığı lokalize edip o yere iğneler yardımıyla basınç uyguluyor ve enerji dolaşımının yeniden yapılmasını sağlıyor. Stres ve üzüntüden kurtulmak istiyorsanız şu basit tekniği uygulayabilirsiniz. Sağ elinizi yumruk yapıp, sol avucunuzun içine bastırın. Bir kaç saniye sonra gevşetin. Birkaç kere tekrarladıktan sonra ellerinizi silkeleyin. Enerji akımını sağlamak için yüzünüzdeki ve ayaklarınızdaki bazı noktalara basınç uygulamanız gerekir.


2.Renk Bağlantılarını Kurun


Yeni jenerasyon “renk terapistleri”ne göre insan vücudunda 7 ayrı enerji noktası var ve buna “chakra” deniyor. Bu enerji depoları beyin ve vücut sağlığımızı etkiliyor. Her “chakra” ya özgü bir renk var, ama bu renk herkes tarafından fark edilemiyor. Belki inandırıcı gelmeyebilir, ama bu rengi sadece titreşim enerjisini kaydeden özel cihazlar algılayabiliyor. Mesela göğsünüzde olan “chakra” enerjisinin rengi pembe ve yeşildir ve aşk hayatınızı etkiler. Demek ki kendinizi pembe bir ışığa verirseniz bu “chakra” nın enerjisini daha da arttırıp, duygusal sorunlarımıza daha kolay bir şekilde çözüm bulmanızı sağlar. “Chakra” larınızı çalıştırarak, ruhunuza giden yolu bulabilirsiniz. Yedi renk terapisini kullanarak beyin fonksiyonlarınızın düzenli çalışmasına yardım edebilirsiniz.

3.Mucizeyle Tanışın


Kendinize yardım etmek istiyor musunuz? Başarısız olduğunuz düşündüğünüz konularda başarıyı yakalamak için yapmanız gereken şey, var olan tek bir güce inanmak. Eğer yolunuzda daha fazla ilerleyemiyorsanız bir süre için geri dönmek ve beklemek çok daha iyi olabilir. Ama önünüze fırsat çıktıysa bunu mutlaka değerlendirmelisiniz.


4. Hayallerinizi Beyninizde Canlandırın


İşinizde yükselmek veya tropik bir plajda tatil yapmak mı istiyorsunuz? O halde kendinizi o şekilde hayal edin. Hayalinizi yaşayın, bu şekilde kendinizi çok daha iyi hissedebilirsiniz. Kendinizi iyi bir şekilde görerek daha olumlu bir ruh hali yakalayabilirsiniz. Kendinizi ideal bir pozisyonda görüp, güzel hayalleri güzel bir gerçeğe dönüştüren yolda ilk adımı atmış olursunuz. Çünkü bilinçaltındaki o hayallere göre davranmaya başlar ve bir süre sonra da hayallerinizi gerçekleştirirsiniz.

İstediğiniz şeyin ne olduğuna kendinizi ne zaman ve nerede görmek istediğinize karar vermeniz gerekiyor. Bu fotoğrafı beyninizde iyi bir yere saklayıp fazla çalıştığınız zamanlarda düşündüğünüzde onu gözünüzün önüne getirmeli ve böylece iyi yolda olduğunuzu kendinize söylemelisiniz. Mesela kendinizi altın sarısı bir kumsalda, masmavi bir denizin kıyısında, kuş cıvıltıları ve dalga sesleri arasında güneşlenirken hayal edin. Sadece bir kaç dakika sonra, içinizdeki kaosun dindiğini ve yüzünüzde bir gülümseme belirdiğini göreceksiniz.


5. Pozitif Enerji ve Eviniz


“Feng Shui”, iç dünyanızı organize eden bir teknik. Bu tekniğin temelindeki inanç, evrende bir pozitif enerji olduğu ve bu enerjinin sürekli üstümüze aktığıdır. Bu pozitif enerjiden daha fazla yararlanmanız için ev dekorasyonunuzu değiştirmeniz öneriliyor. Çünkü evimizin her köşesinin bir anlamı var; iş, aşk, kariyer.


“Feng Shui” tekniğinin özü dağınıklıktan uzak durup, hayatınızın romantik yönünü tekrar keşfetmeniz. Yatak odanıza aradığınız sevgilinin özelliklerini taşıyan bir çiçek koyun. Mesela kendinden emin, özgür bir partner istiyorsanız seçeceğiniz çiçek dayanıklı, fazla su ve ilgi istemeyen türde bir çiçek olmalıdır. Yaratıcı, dışa dönük bir erkek istiyorsanız cıvıl cıvıl çiçek açan bir bitki seçmelisiniz. Yapacağınız bir diğer değişiklik ise, yatak odanıza birkaç kırmızı eşya yerleştirmek. Diğer bir önemli ayrıntı da yatağınızla ilgili, Yatağa her iki taraftan girebilmesi gerekiyor. Yatağınızı duvara dayamayın.

dudak bakımı ve makyajı

Dudaklarınızın güzel görünmesini istiyorsanız her şeyden önce kurumuş ve çatlamış olmamalarını sağlamalısınız. Bunun için yanınızda taşıyacağınız bir çatlak kremini (lipstick) gerektiğinde sürmeniz yeterli olacaktır. Makyaja başladığınızda dudaklarınız çatlak olmamalı çünkü bunu bir anda gideremezsiniz. Ayrıca özellikle kışın, ruj seçiminizi dudak koruyuculu olanlardan yapmalısınız. Bazı pudralı rujlar güzel görünmelerine rağmen dudaklarınızı kurutabilir.

Vazelin veya zeytinyağıyla dudaklarımızı nemlendirerek bakımını yapabiliriz.

Ayrıca soğuk havalarda dudaklarınız çatlıyorsa kakao yağı kullanabilir ve cildiniz için kullandığınız nemlendirici ile dudaklarınızı da nemlendirmeyi ihmal etmeyin.

Ruj sürmeye başlamadan önce ne kadar hafif makyaj yapıyor olsanız da dudak kalemi kullanmalısınız. Doğru sürülen bir dudak kalemi makyajın natürelliğinden hiç bir şey eksiltmez. Önemli olan rengini doğru seçmek, süreceğiniz rujdan biraz daha koyu bir dudak kalemi kullanmalısınız.

Dudaklarınız inceyse kalemi dudağın biraz dışından çekebilirsiniz ancak bunu abartmayın. Kalemin ucunun biraz küt olması daha yumuşak bir etki yaratacaktır. Keskin ve koyu renkte çekilmesi dudaklarınızın doğallığını bozacaktır, günlük makyajda bundan kaçının.

Dudak kaleminizi rujun üstünden de sürebilirsiniz, bu iki rengin daha iyi kaynaşmasını ve çizginin yumuşamasını sağlar.

Makyaj uzmanları genelde rujun fırça ile sürülmesini tavsiye eder ama bunu özellikle günlük makyajınızda yapmasanız da olur. Ruju sürerken dudak kalemini de hafifçe üstünden geçmelisiniz, sürdükten sonra dudaklarınızı birbirine yapıştırıp biraz hareket ettirirseniz de olur.

Rujun fazlasını da bir parça kâğıt mendille alırsanız daha pürüzsüz görünürler.

Sürdüğünüz rujun kalıcı olmasını istiyorsanız pek kolay çıkmayan ever-lasting rujlardan kullanabilir ya da dudaklarınızın kuruma problemi yoksa rujdan önce biraz pudra sürebilirsiniz.

Rujun rengine gelince, modadan önce kendinize, yaptığınız makyaja ve gideceğiniz yere uygun olmasına dikkat edin. Mesela kahverengi tonlarında far kullanmışsanız kırmızı ya da pembe değil yine kahverengi tonlarında bir ruj kullanın.

Gündüz, fazla iddialı renklerden kaçının, dudak renginizden biraz daha koyu ya da biraz daha açık, "ruj sürdüm" diye bağırmayan doğal renkleri tercih edin.

Bir avuç papatyayı pırasanın sıkılmış suyuna ekleyip kaynatın. Daha sonra sıkarak papatyanın posasını çıkarın içine bir tutam şahtere otu ekleyin ve krem kıvamına gelinceye kadar badem yağı ekleyerek yoğurun. Hazırladığınız kremi cildinizi temizledikten sonra sivilceli bölgeye sürün.

Birkaç tane narın kabuklarını biraz sirkenin içine atıp kaynatın. Elde ettiğiniz karışıma gül suyu ilave edip, bu sıvıya batırdığınız temiz bir pamukla temizlenmiş ciltteki sivilceli bölgeye kompres yapın.

Bir avuç gül yaprağı, bir avuç şahtere otu ve bir avuç papatyayı sirkeli suda kaynatın. Daha sonra süzün ve elde ettiğiniz posaya dövülmüş nar kabuğu ve krem kıvamına gelecek kadar badem yağı katarak iyice yoğurup sivilceli bölgeye uygulayın.

Bir avuç şahtere otunu kaynar suda yarım saat bekletin. Daha sonra temiz bir tülbentten geçirerek süzün. Elde ettiğiniz sıvıya 10–15 damla badem yağı ilave ederek iyice karıştırın. Hazırladığınız karışıma batırdığınız temiz bir pamukla sivilceli bölgeye kompres yapın.

Krem uygulamalarını 25- 30 dakika kadar sonra temizlemeniz öneriliyor.

karın egzersizleri

Herhangi bir egzersize başlamadan önce, eğer tıbbi bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmalısınız. Egzersizlerden önce vücudunuzu ısınma hareketleri veya 20 dakikalık hızlı tempolu bir yürüyüşle egzersizlere hazırlamalısınız. Karın kaslarınızı çalıştıracak bazı egzersizler:

Mekikler: Kollarınız göğsünüzün üzerinde çapraz olacak şekilde veya ellerinizi başınızın altında birleştirerek sırt üstü yatın. Dizleriniz bükük, ayaklarınız yerde olsun. Başınızı omuzlarınızla birlikte yavaş yavaş kaldırın. Karnınızın alt kısmına kadar kalkın, ikiye kadar sayıp tekrar yatın. Başlangıç için kendinizi fazla zorlamadan yapabildiğiniz kadar bu hareketi tekrar edin. Bu hareketi yaparken boynunuzu zorlamamaya dikkat edin.

Ters mekikler: Sırtüstü yatın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Bacaklarınızı kırık bir şekilde yerden 10 cm kadar yükseklikte tutun. Başınızı ve omuzlarınızı yukarı doğru kaldırırken dizlerinizi de yerle 90 derecelik açı oluşturacak şekilde karnınıza doğru çekin. İkiye kadar bu şekilde bekledikten sonra başınızı ve bacaklarınızı yavaşça indirerek başlangıç pozisyonuna getirin. Hareketi tekrar edin.

Çapraz mekikler: Dizleriniz kırık, ayaklarınız yerde, elleriniz başınızın altında olacak şekilde sırtüstü uzanın. Sağ ayak bileğinizi sol dizinizin üzerine yerleştirin. Başınızı ve omuzlarınızı sağ dizinize doğru yükseltin. Başınız dizinize yaklaştıkça karın kaslarınızın gerildiğini hissedeceksiniz. Yavaşça geri yatın ve bu hareketi yapabildiğiniz kadar tekrar edin. Daha sonra aynı hareketi sol ayak bileğinizi sağ dizinizin üzerine yerleştirip, sol dizinize doğru esneyerek tekrar edin.

Ters kol, ters bacak: Sırtüstü, dizleriniz yerle 90 derecelik açı oluşturacak şekilde uzanın. Kollarınızı dik bir şekilde yukarı doğru uzatın. Yavaşça sağ kolunuzu arkaya doğru uzatırken sol bacağınızı da öne doğru uzatın. Kolunuzu ve bacağınızı tekrar eski pozisyonlarına getirin. Şimdi de aynı işlemi sol kolunuz ve sağ bacağınız için tekrar edin. Bu egzersizi her iki kol ve bacak için 10 kere tekrarlayın.

Sırt esnetme: Elleriniz başınızın arkasında yüzü koyun uzanın. Başınızı ve boynunuzu bir hizada tutarak üst bedeninizi yerden yukarı doğru kaldırın (kendinizi zorlamayın, kaldırabildiğiniz yere kadar). Eğer hareketi daha da zorlaştırmak isterseniz bacaklarınızı da üst bedeninizle aynı anda yukarı doğru kaldırabilirsiniz. Yukarıda beşe kadar sayıp tekrar başlangıç pozisyonuna dönün. Hareketi tekrarlayın.

Denge bankı: Dizleriniz ve ellerinizin üzerinde bank pozisyonunu alın. Elleriniz omuzlarınızın altında, dizleriniz kalçanızla bir hizada, sırtınız düz olmalıdır. Yavaşça sağ kolunuzu ve sol bacağınızı kaldırabildiğiniz yere kadar kaldırın. Kolunuzu ve bacağınızı indirdikten sonra aynı hareketi sol kolunuz ve sağ bacağınız için tekrarlayın. Hareketi yavaş yavaş yapmaya özen gösterin çünkü bu hareket daha çok denge ağırlıklı bir harekettir.

V oturuşu: Bacaklarınızı birleştirip ileri doğru uzatarak oturun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırırken gövdenizi arkaya doğru götürün. Kollarınız yerle paralel olacak şekilde bacaklarınıza doğru uzansın. Bu şekilde kalçanızın üzerinde bir V harfi oluşturacak şekilde otururken bacaklarınızı 5-10 cm aşağı indirip tekrar yukarı kaldırın (bacaklarınızın yere değmemesine özen gösterin). Egzersizi başlangıçta 5 kere, daha sonraları gittikçe arttırarak tekrar edin.

bel incelten egzersizler

Günümüzde insanların önemli bir kısmının daha az fiziksel efor harcayarak hayatlarını idame ettirebilmeleri vücudumuzdaki yağ miktarının artmasına ve artan yağ miktarının dengesiz bir şekilde bel ve basen bölgesinde artmasına neden olmaktadır. Sonuçta obezite ve beli kalınlaşmış göbekli insanlar ortaya çıkmaktadır. Aşağıda kendi kendinize yapabileceğiniz basit egzersizlerle belinizi inceltmenin yöntemlerini bulacaksınız:

Sırtınız için

En iyi egzersiz: Yüz aşağı düz bir şekilde yere uzanın. Ellerinizi isterseniz çenenizin altına veya hareketi rahatça yapmanıza yardımcı olacak şekilde serbestçe yerleştirin. Sırt kaslarınızı hareket ettirecek şekilde 30 -35 derece yerden geriye doğru kalkın. Ağırlaşıncaya, kendinizi taşıyamayıncaya kadar bu şekilde bekleyin. Bu sırt ve karın kaslarınızı güçlendirir, sırt ağrılarınızı daha azaltır ve sırt incinmelerinden sonra da önerilir. Doktorunuz size bu hareketi önerdiyse mutlaka yapın.

En kötü hareket: Ayakta bedeninizi sağa sola çevirerek, ses çıkartmasını sağlamak, esnetmek, zıplamak hatalıdır. Bu göğüs kafesinizin incinmesine, omur üzerinde baskı oluşmasına veya yeni sırt ağrılarına neden olabilir.

Masada

En iyi egzersiz: Bacak egzersizi. Bu egzersiz sadece karnınız için değil ancak bunu etek giydiğiniz de yere uzanmak zorunda kalmadan bile yapabilirsiniz. Öncelikle kolsuz bir sandalye de dik oturun. Nefesinizi verirken dizinizi çenenize doğru kaldırmaya çalışın. Bu sıra sırtınızı sandalyeye yaslayabilirsiniz. Yorulduğunuzu hissettiğinizde bacağınızı yavaşça indirin.

En kötü hareket: Biçimsiz bir şekilde vücudunuzu zorlayarak dosyaya uzanmak veya bir şey almaya çalışmak.

Mekikle incelin

En iyisi: Mekik çekin. Ayağınızı, dizlerinizi, bileklerinizi düz tutarak sırt üstü yere uzanın. Ellerinizi başınızın altına koyun ve gövdenizi bacaklarınızı sabit kalacak şekilde kıvırın. 3 sn yukarı kalkın, 1 sn kadar bekleyin ve 3 sn sırtınızı yere koyun. Bu hareketi 1 ile 5 kez arasında tekrarlayın. Bir artırarak 6 ila 10 arasında, iki artırarak 11 ile 15 arasında ve üç artırarak 16 ve daha fazla mekik hareketi yapın. Örneğin, 10 mükemmel mekik hareketi yapıyorsanız 8 daha yapmaya odaklanabilirsiniz. 60 sn aralıklarla üç set mekik hareketi yapabilirsiniz. Egzersizlerinizde yapabildiğiniz kadar kendinizi aşamaya çalışın. Önceleri hareketler sizi zorlayabilir, bu normaldir. Rahat edebildiğiniz kadar yapın. Karın kaslarınız güçlendikçe hareketleri daha rahat yapacaksınız.

Kötüsü: 50 den fazla yapmayın. 50 tekrarın sonuçlarını göremiyorsanız 100 veya 200 defa yapmanız size yardımcı olmaz. Kalite önemli sayı değil, karın bölgenizin gergin olması önemli.. Uyduruk bir şekilde yapılan 50 mekik yerine çok iyi şekilde yapılan 10 mekik daha faydalıdır. Yeni hareketler eklemeksizin ilerleme kaydedin. Her 6 hafta sonunda karın egzersiz’inin farkını göreceksiniz.

Karnınız için

En iyi egzersiz: Bacaklarınızı karına doğru kıvırmak. Bacaklarınızı sandalyede, yatakta veya havada tutarak yapacağınız kıvrılma hareketleri çok etkili olabilir. Sırt üstü uzanın, bacaklarınızı bir sandalyenin üzerine düz şekilde yerleştirin. Baldırlarınız dik, kalçalar sandalyeye yakın olmalı. Bu hareket karın bölgenizi, kalça ve baldır kaslarınızı çalıştırır. Yavaş yavaş sırtınızı yerden 30 derece yukarıya kaldırın ve bekleyin, daha sonra tekrar yavaş yavaş sırtınızı yere bırakın. Bu harekete alıştıktan sonra bacaklarınızı kaldırarak havaya dikin ve bekletin.

Bel bölgesi

En iyi egzersiz: Ters mekik bel çizgisini orta çıkarmak için yapılacak en iyi egzersiz. Yere uzanın, ayaklarınızı dik olarak kıvırın. Dirsekleriniz dışarıda kalacak şekilde elinizi başınızın arkasına koyun. Sağ omuz’unuzu sol dizinize doğru kaldırıp bükülmeye çalışın. Dirseğiniz kulak hizanızda durmalı, önünüzde değil. Başınızı veya boynunuzu elinizle desteklemeyin. Ağırlaşıncaya kadar bekleyin. Hareketi diğer taraf için de tekrarlayın.

Göbeği zayıflatmak

En iyi egzersiz: Ters bükülme.. Bu hareket karın bölgesindeki yağların azalmasını sağlar. Sırt üstü uzanın, ellerinizi yana, avuç içiniz yere bakılı şekilde yerleştirin. Kalçalarınızı ve dizlerinizi 90 derece oluşturacak şekilde kaldırın. Baldırlarınız dik, bacaklarınız havada dursun. Bel kaslarınıza yüklenerek kalçanızı kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın ve bu şekilde bekleyebildiğiniz kadar bekleyin. Bacaklarınızı dik tutmakta zorlanabilirsiniz. Daha sonra ağrılarınız azalacak ve sonuçlarını göreceksiniz.

Uyku posizyonu nasıl olmalı?

En iyi pozisyon: Sırt üstü yatın. Bu şekilde uyurken sırtınızın kıvrılmasını önlemek için dizlerinizin altına yastık koyun. Sırt ağrılarından korunmak için düzenli olarak bunu yapın. Aynı zamanda karın kaslarınız da sağlığını koruyabilir.

Kötü pozisyon: Yüzükoyun yatmayın. Bu pozisyon sırtınızın bükülmesine neden olur. Bu şekilde her gece 8 saat yattığınızda sırt ağrılarınızdan kurtulmak için egzersiz yapmak zorunda kalırsınız.

kusursuz bacaklar için öneriler

Özellikle yazın kusursuz bacaklara sahip olmak her kadının hayalidir. Bu sandığınız kadar ulaşılması zor bir hayal değil... İşte mükemmel bacaklara sahip olmak için kolayca yapabileceğiniz 5 öneri..

Peeling

Epilasyonda önce bir vücut lifiyle bacaklarınıza peeling yapmak ölü hücreleri temizler. Böylece epilasyondan sonra bacaklarınız hem pürüzsüz hem de göz kamaştırıcı bir görünüme kavuşur.

Epilasyon

Bacaklara ağda yapmak, tıraş etmek gibi çoktan modası geçmiş yöntemleir bir kenara bırakın. Epilasyon bacaklarınızın daha uzun süre pürüzsüz kalmasını sağlamakla kalmıyor, onların rahatına ve sağlığına da dikkat çekiyor.

Bronzlaştırma

Bacaklarınızı daha çekici hale getirmek için bronzlaştırıcı pigmentlere sahip bronzlaştırıcı kullanabilirsiniz.

Masaj

Bacaklarınızı nemlendirici ya da herhangi bir kremi sürerken, ayak bileklerinizden yukarıya doğru daireler çizerek masaj yapın. Bu basit işlem bacaklarınızdaki kan akışını hızlandıracaktır.

Dans

Salsa gibi hareketli dansların dersini almaya başlayın. Müziğin ritmine kaptırırken yorucu bir egzersizi de başarıyla yapmış olacaksınız. Birkaç ay sonra bacaklarınızdaki tüm fazlalıklar kaybolacak

Bacaklarınızı Nasıl İnceltebilirsiniz?

"Doğru egzersizleri yaparak bacaklarınızı inceltebilirsiniz."

Kalça kaslarını hedef alan "Pilates" egzersizleri, jimnastikle bile çalışmayan kasları harekete geçirerek, vücudunuzun kısa sürede forma girmesini sağlıyor.

Bacak kaldırma

Yüzükoyun yere uzanın. Rahat hareket etmek için yere bir havlu serin. Kollarınız yerde çapraz olacak şekilde başınızı kollarınızın üstüne yaslayın. Bacaklarınızı gergin tütün ve bir bacağınızı yerden 5–10 cm. kadar yukarı kaldırın. Bu sırada diğer bacağınız gergin bir şekilde parmak ucuyla yeri göstersin. Hareket sırasında nefes alın ve karnınızı içe doğru çekin.

Sırt uzatma

Sırtüstü yere uzanın. Çeneniz dik bir şekilde, başınızı yerden kaldırın. Sol bacağınızı uzatıp, sağ bacağınızı dizden kırın ve iki elinizle kavrayın. Rahatça nefes alın ve verirken sol popo kasınızı sıkın. Bu sırada karnınız bir sünger gibi kasılacak. Hareketi en az 10 kez tekrarladıktan sonra aynı egzersizi diğer bacakla gerçekleştirin.

Derinlemesine rahatlama

Bu hareket, kısalmış kaslarla, kas kramplarına karşı alınan bir önlem niteliği taşıyor. Sırtüstü yere uzanın. Bacaklarınızı vücudunuzla 90 derecelik bir açı oluşturacak şekilde kaldırın. Ellerinizle bacaklarınızı dizlerinizin altından kavrayın ve mümkün olduğu kadar göğsünüze doğru yaklaştırmaya çalışın. Nefes alın ve içinizden 20'ye kadar sayıp nefesinizi verin.

Omurları açma

Yere uzanın ve ayaklarınızı omuz genişliğinde açın. Daha sonra dizden bacaklarınızı kırın ve belinizin düzlüğünü oruyarak nefes alın. Bu sırada omurlarınızın alt kısmını yerden yavaşça kaldırın. Hareketi yaparken karnınızın bir sünger gibi kasıldığını ve poponuzun sıkılaştığını hissedeceksiniz.

Göz tipine uygun makyaj

Yüzümüze en çok kişilik kazandıran yerimiz gözlerimizdir. Bu yüzden her kadın için göz makyajı ayrı bir önem taşır. Göz makyajında genel kural, beğenilmeyen kısımları belirsiz hale sokmak, beğenilen tarafları iyice ön plana çıkarmaktır.

Bu belirginliği sağlamak için, gece ya da gündüz kullandığınız renkler değişse de temelde ışıklandırıcı, rimel, fondöten, takma kirpik, eyeliner veya göz kalemi ile küçük hilelere başvurmakta yarar var.

Çukur gözler:

Göz bebeklerinin göz çukuruna gömük olmasından dolayı bir iki makyaj hilesi ile gözleri ön plana çıkarmak gerekir. Gözlerinizi daha belirgin hale sokmak için gözkapağınıza uçuk bir renk sürüp, farı çukurun hemen yukarısına kadar yaymalısınız. Gözkapağıyla kaşın arasına biraz kahverengi ya da gri far sürmek hoş bir görüntü oluşturur. Kaşların altına ışıklandırıcı bir renk sürüp, göz kapağının tam ortasına da bu renkle bir nokta yapmalısınız. Ayrıca göze derinlik kazandırmak için gözkapağının normal kıvrımının biraz yukarısına bir çizgi çekip parmağınızla bu çizgiyi hafifçe yaymalısınız. Üst kirpiklerin dibine açık renk göz kalemiyle incecik bir çizgi çizilmesi de göz bebeğinin göz çukurundan ön plana çıkmasını sağlar.

Patlak Gözler:

Göz kapaklarının çok şişik ya da fırlak olması nedeniyle patlak gözler olarak adlandırılan bu tür gözlere uygulanacak makyajın püf noktası, gözkapaklarını koyu renk ve mat bir farla boyayarak gizlemektir. Böylece göz kapağı sanki daha gerideymiş gibi görünür. Farı, kaşlara doğru biraz yaymalı ayrıca göz kuyruğundan alt kirpiklerin aşağısına doğru hafifçe uzatmalısınız. Kaşlarınızın altında pembe ya da ten rengi bir far kullanmanız da gözünüzü daha güzel gösterecektir. Gözkapağı kıvrımını koyu renkle belirtip, bu çizgiyi parmağınızla hafifçe yaymalısınız. Göz kalemiyle çizilecek bir çizgi de yine gözkapağını daraltabilir. Üst kirpikleri önce kıvırarak, sonra da kat kat rimel sürerek iyice belirgin hale getirmek dışarı fırlamış gözkapağınızı gizleyecektir.

Ufak Gözler:

Ufak gözleri daha güzel göstermek için, göz kapağının bir kısmını aydınlatıp, etrafındaki kısmı da sanki daha gerideymiş gibi göstermek gerekir. Bu sebeple önce gözün etrafına koyu renk far sürün. Yalnız üst gözkapağının göz pınarı kısmını boş bırakın. Farın, göz kuyruğunun yukarısında iyice koyu olmasına özen gösterin. Gözaltına fardan ince bir şerit yapılması da gözlerinizi olduğundan daha geniş ve büyük gösterebilir. Üst gözkapağının pınar kısmına açık tonda bir far sürüp, bu farı gözkapağının yukarısına doğru yaymalısınız. Kaşın altına da aydınlatıcı bir boya sürmelisiniz. Boyama işlemini tamamladıktan sonra şimdi kirpiklerinizle oynamaya başlayabilirsiniz. Kirpiklerinize hacim verici rimel uygulamanız küçük gözlerinizi için iyi bir seçimdir.

Yuvarlak gözler:

Açık renk farlar göze genişlik kazandırır. Bu yüzden üst gözkapağınıza açık renk far sürün. Sonra aynı rengin koyu bir tonu ile göz çukuru kısmınıza boyut kazandırın. Daha sonra hem üst, hem de alt kirpiklerin diplerine kuyrukta biraz dışarıya doğru uzatacağınız ince bir çizgi çekin. Böylelikle yuvarlak olan gözleriniz, çektiğiniz bu ince çizgiler sayesinde biraz daha oval bir görünüm kazanacaktır.

Şiş Gözkapakları:

Kadınların en büyük sıkıntısı sabah uyandıklarında şişmiş göz kapaklarıyla karşılaşmaktır. Fakat unutulmamalıdır ki bu korkunç görüntüyü renklerle ve birkaç makyaj hilesiyle gizlemek mümkündür. Öncelikle bilmelisiniz ki, şiş gözlerin en büyük kurtarıcısı yeşil renkte fardır. Yeşil renkte bir far ile gözkapağını belirsiz, gözü de dikkat çekecek bir hale sokabilirsiniz. Orta koyulukta mat bir farla, göz pınarından başlayarak, üçgen oluşturacak biçimde kaşın ortasına doğru çıkıp, sonra gözün kuyruğuna doğru inmelisiniz. Gözkapağının ortasına parlak bir farla ufak bir nokta yapmalısınız. Gözkapağının kıvrımını ise koyu bir farla belirginleştirip göz kuyruğuna doğru biraz yaymalısınız. Sadece üst kirpiklere rimel sürerek göz kapaklarınızı gizleyebilirsiniz.

Birbirine yakın gözler:

Gözün kuyruk kısmını dikkat çeken bir hale getirmek için kaşlarınızın arasını biraz açılmalısınız. Göz pınarlarının yanına, burnun köküne gözlerinizin biçimini gizlemek için açık renk bir karışım sürebilirsiniz. Far, gözkapağının ortasından başlayarak dışarı doğru yayılmalıdır. Gözkapağının kıvrımına çizilen çizgi de aynı noktadan başlayıp, dışa doğru uzanmalıdır. Göz kalemiyle çizilecek çizgi göz pınarının 1 santim kadar içerisinden başlamalı, bu da yine dışa doğru uzatılmalıdır. Ayrıca bu tür gözler için bir başka öneri de gözün dış kısmındaki kirpikleri rimel yardımıyla daha belirgin bir hale getirmek ya da takma kirpikle desteklemektir.

Ayrık gözler:

Gözleri birbirine yakınlaştırmak için burnun köküne koyu renk fondöten sürülmeli, kaşlara doğru yayılmalıdır. Bu sayede iki gözün arasındaki mesafe bir ölçüde kapanmış olacaktır. Gözün başlangıcından göz kuyruğuna doğru yay şeklinde bir çizgi çekerek bu çizgiyi göz kuyruğunda hafifletmelisiniz. Kaşın kuyruk kısmının altındaki derince yere, ışıklandırıcı bir renk verilmesi gerekebilir. Gözkapağı kıvrımı burna yakın yerde iyice belirgin hale sokulmalı, kirpik dibine çekilen çizgi de yine bu kısımda kalınlaştırılmalıdır. Gözkapaklarının orta kısmına doğru kirpiklerin iyice rimellenmesi ya da takma kirpik takılması da bu tip gözleri olduğundan daha biçimli gösterebilir.

Aşağıya doğru sarkık gözler:

Sarkık gözler yüze mutsuz bir ifade vereceğinden bu gözlere uygulanacak makyajda göz kuyruklarının yukarıya doğruymuş gibi bir görünüm kazanmasına çalışılmalıdır. Bu işi farla veya hafif bir göz kalemi çizgisiyle yapmak idealdir. Bu sayede çizgi hem belli olmaz hem de iyi etki yapar. Far dışarıya, yukarıya doğru bir kanat gibi yayılmalı, hemen hemen kaşa kadar uzanmalıdır. Gerçek gözkapağı kıvrımının yerine, bir yenisini çizmek daha doğru olur. Bu çizgi göz kuyruğuna doğru biraz yükselmeli, hafifçe yayılmalıdır. Üst kirpiklerin orta kısmından yukarıya doğru kesik kesik bir çizgi çekilmelidir. Göz kuyruğunun yukarısına uçuk renk bir far sürülmesi, kirpiklerin kıvrılarak iyice rimellenmesi gerekir.

El bakımı için öneriler

Güzel ve bakımlı ellere sahip olmak kader değil bakım işi. Özellikle ev işleriyle uğraşan kadınların elleri, temizlik esnasında destek ürünler kullanılmadığı takdirde daha fazla tahriş oluyor. Ellere zarar veren faktörlerin başında, fazla sıcak veya fazla soğuk su, deterjanlar, evde kullanılan temizlik ürünleri, güneş, soğuk, yağmur, deniz ve toprak geliyor. Özellikle suyla yapılacak işlerde lastik, diğer ev ve bahçe işlerinde ise pamuklu eldivenler kullanılması ellerin zarar görmesini engelliyor.

Vücudun ağır işçisi olan ellerin kendisini yenileyebilmesi için güzellik salonlarında uygulanan el banyoları ve kompreslerin dışında evde uygulanabilecek basit bir o kadar da etkili öneriler de bulunuyor.

Bu önerilerden bazıları şunlar:

Ellerinizi ıslattıktan sonra iyice kurulayın ve mutlaka bir el krem sürün. Ellerinizi günde iki, üç kere yumuşak sabunla yıkayıp bol suyla durulayın. Günde bir kere parmaklarınızı ve tırnaklarınızı fırçalayın. Sert olmayan bir ponza taşı da elleriniz için yararlıdır. Sert derileri alarak lekeleri çıkarır. Haftada bir kere ellere çok yağlı kremle masaj yapın. Her parmağın ucundan başlayarak dibine kadar iyice ovun. Avuç ve el üstüne masaj yapmayı da ihmal etmeyin. Bunun için en uygun zaman gece yatmadan öncedir. Arada bir ellerinize kalın bir tabaka vazelin sürdükten sonra pamuklu eldiven takıp yatın. Uyumakta biraz zorlanabilirsiniz, ama sabah uyandığınızda elleriniz çok daha bakımlı olacaktır. El üstlerine sürülecek parafin tabakası gözenekleri açmak için çok yararlıdır. Ayrıca limon da eller için yararlıdır. Elin rengine ve lekelere iyi gelir.

Ellerin yaşlanması ve yıpranmasını geciktirebilecek öneriler ise şöyle:

1. Esmer lekeler: Bunlara yaşlılık lekeleri denir. Ellerde kahverengimsi lekeler oluşur. Bu lekelerin çıkmasını geciktirmek, hatta önlemek mümkündür. Bunun için filtreli güneş ilacı kullanabilirsiniz. Eldeki benekler için de pigmen renklerini açan bir krem yararlı olur. En kötü ihtimalde suda çıkmayan fondötenle kapatabilirsiniz. Bu yöntem aynı zamanda damarların gözükmesini engeller.

2. Soğuk kabarcıkları: Parmakların yeteri kadar hareket etmemesi, soğuk ve nemden yeterince korunmaması sonucu oluşur. En iyi yol, egzersiz yapmaktır. Çünkü bu egzersizler kan dolaşımını hızlandırır.

3. Sert deri ve çatlaklar: Bunlara soğuk hava, elleri fazla zorlayan işler yol açar. Çatlaklara kir dolabilir. Bu kirleri limonla çıkarabilirsiniz. Sonra da bir parça pamuk yardımıyla zeytinyağı sürün. Bir süre bekledikten sonra ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp iyice durulayın. Tabii ki sonra krem sürmeyi unutmayın. Bunun her gün yaparsanız elleriniz düzelir.

Sık sık kullandığımız ellerimizin daha güzel ve sağlıklı görünmesi için egzersizlere de başvurmamız gereken yöntemlerin başında geliyor.

Genç yaşlardan itibaren yapılabilecek hareketler ise şunlar:

1. Yumruk açma: Yumruğunuzu iyice sıkın. Sonra parmaklarınızı öne doğru mümkün olduğunca açın. İki eli de aynı zamanda yapın. Bu hareketi en az 6 kere yapmalısınız.

2. Parmak ayırma: Ellerinizi avuçları birbirine bakacağı şekilde tam önünüze koyun. Parmaklar birbirlerine sıkıca yapışmış olsun. Sonra parmaklarınızı açabildiğiniz kadar açın.

Kayısı çekirdeği yağı



Kayısı çekirdeği yağı cildi gençleştiriyor

Kayısı çekirdeği yağı tüm ciltlere uygun doğal bir üründür. Kayısı çekirdeği yağı özellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan kırışıklıkları azaltıyor.

Kayısı çekirdeği yağı yoğun miktarda A vitamini içerdiğinden cildi nemlendirip, doğal bir canlılık ve parlaklık vererek, akneleri temizliyor.

Kayısı yağı aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, karotin ve betakaroten maddelerini içeriyor. Kayısı yağı yaşlanmayla ortaya çıkan kırışıklıkları azaltıyor. Cildin doğal güzelliği için haftada bir gün, kuru ciltlerde ise günde bir defa deriye kayısı yağı sürülmesini tavsiye ediyoruz.

Bütün kadınlar aynaya baktıklarında ışıl ışıl bir ten ve kırışıksız bir cilt görmek isterler. Kırışık bir ciltle aynada karşılaşmak ise bütün kadınların moralini bozar.

Ama buna rağmen kadınların çoğu, hareketsiz yaşam sürmeye, sigara içmeye, bilinçsiz ve düzensiz beslenmeye de devam ediyorlar. İşte size kırışıklıkların oluşma serüveni ve onlardan kurtulmak için, yaşam biçiminizde yapacağınız değişiklikler.

Birçok kadın yaşı ilerledikçe kırışıklıklarını daha çok görmeye başlar. Peki, bu kırışıklıkları önlemek için neler yapıyoruz. En azından kırışıklıkların oluşma nedenlerine ilişkin neler biliyoruz?

Bu soruya pek çok kadının vereceği yanıtı tahmin edebiliyoruz. Çünkü kadınlar genellikle cildin geçirdiği bu süreçten habersizdirler. Bu yazıya öncelikle buradan başlamak istiyoruz. Bir çok yabancı ve yerli uzmanın bu konudaki uygulamalarını araştırdık ve kırışıklıklara karşı nasıl savaşabileceğiniz noktasında bir rehber hazırladık.

Biliyorsunuz "kolojen" cildin destek dokusu. Ancak güneş ve "serbest radikallerin” etkisiyle kolojen’in etkisi azalıyor. Veeeee kırışıklıklar oluşuyor. Kırışıklıkların oluşumu bu kadar basit! Ama önlemleri sabır istiyor.

Öncelikle güneşle doğrudan teması uzun tutmamak gerekiyor. İkinci olarak da "serbest radikallere” karşı savaş ilan etmeliyiz. Özellikle iyi bir "vitamin dostu" olmakla bunun ilk adımını atmış oluruz. Yaşam biçiminizi öyle bir hale getirmelisiniz ki cildiniz birçok olumsuz etkenlerle yıpranmasın. Yaşadığımız üzüntüler, streslerin hepsi bir gün yüzümüzde "kırışıklık" demetleri olarak bize geri dönecektir.

Unutmayın! Yaşamınızdan stresi çıkarmanız tek başına yeterli değildir. En önemlisi de sigarayı kesinlikle bırakmanız gerekir. Uykunuzu mutlaka almalısınız, sabahları dinlenmiş olarak güne başlamanız cildiniz için avantajdır.

Gelelim beslenmeye. Bir kere günde en az iki litre su içmeniz çok önemli. Beslenmeniz için en çok sebze ve meyvelere prim verin!

30 yaşa dikkat

Sağlıklı yaşam biçimini benimseyen bir insanın kırışıklıklardan çok korkmasına gerek yok. Başta da söyledik, iyi beslenme, vitaminlerle dost olma cildin kendini yenilemesini sağlayabiliyor. Yediğiniz her şeyi cildinize faydalı olup olmamasına göre seçmelisiniz. Yağlı etleri sakın mutfağa sokmayın. Yemekte çok fazla acı baharatlar kullanmayın. Metabolizmanın doğru çalışması direk olarak yüze yansır.

Mide ve bağırsağın düzenli işlemesi cilde canlılık kazandırır. Sigara cildin düşmanı dedik, ya alkol? Tabiî ki alkolden de uzak bir yaşamınız olmalı. Haftada bir kadeh elbette sorun yaratmaz ama her gün alkol almanız cildi bozar.

Kolayı ve kahveyi de an az düzeyde tüketin. (Aslında kolayı ve kahveyi hiç tüketmesiniz daha iyi) Bol vitaminli yemek yemenin, zamanında dinlenmenin de sağlıklı görünen bir yüz için önemi büyüktür.

Vitaminlerin yanı sıra cildin temiz tutulması da önemli. Her akşam mutlaka cildinizi temizleyip öyle yatmalısınız. Ve cildinizi sert yıpratıcı darbelerden de korumalısınız sert havlularla bastırarak silmek, ağladıktan sonra mendille ovuşturarak silmemeye özen göstermelisiniz.

Egzersiz de şart

Şimdi gelelim bedensel hareketlere... Kırışıklıklarla ne ilgisi var demeyin. Çok var! Hareketsiz bir yaşam aynı zamanda cilde de zararlıdır. Düzenli egzersiz yapanların cildine bakın. Pırıl pırıl ve canlı bir cilde sahip olduklarını göreceksiniz.

Günlük yürüyüşler ya da egzersizle sadece kendinizi genel olarak iyi hissetmenize değil, aynı zamanda stresten de sizi uzaklaştırmaya yarar. Enerjinizin yenilemesine neden olur. Bunu dolaylı kazancı is kırışıklıkları daha az ve daha sağlıklı görünen bir cilttir.

Kırışıklıklar nasıl oluşur

Şimdi de derinin yaşlanma serüveni hakkında biraz bilgi verelim. Cilt uzmanları bunu, genetik, metabolik ve endokrin faktörler gibi nedenlerle cildin yıpranma serüveni diye adlandırıyor. Daha anlayabileceğimiz bir dille, süreç hakkında şunları söyleyebiliriz:

Zaman ilerledikçe, yüz yaşlanmadan dolayı yani tıp diliyle "intrensek" nedeniyle yıpranır. Bunu biz fark etmeyiz ama bir "dev aynası" ile cildinizi dikkatle incelediğinizde bu belirtileri görebilirsiniz.

30 veya 35 yaşından sonra aslında "kader ağlarını örmeye" başlar. Ama pek çok kadın bunun farkında olmaz. Kırışıklıkların başka bir nedeni ise UV ışınlarıdır! Bunu artık anti-aging uzmanları "fotoyaşlanma" diyor.

Fotoyaşlanma, herkeste farklı bir etki yaratıyor. Ama esas olarak 30 yaş dolaylarında tehlike çanları çalıyor. İlk kırışıklıklarımız bu yaşta bize merhaba diyor: 35'inden sonra da cildin "bağ dokusu", yavaş yavaş bazı melekelerini yitirir.

Örneğin kendini yenileme özelliği olan cilt yapısı, bu yaştan sonra bunu gerçekleştiremez. Süreç içinde deride incelme meydana gelir. Nem sorunu başlar. Ciltte yer yer kuru tabakalar görülür.

Mevsimler de etkili

Yaşlık nedeniyle oluşan kırışıklıklar da ciltteki hücrelerin işleviyle ilgilidir. Cildin yaşlanan hücreleri artık birçok işlevini yerine getiremez. Doku alışverişi azalır. Özetle cilt dokusundaki "yapım faaliyeti" ve "yıkım faaliyeti"nden daha az bir noktaya gelir. Ve bu dengenin tersine işlemesi, ciltteki kırışıklıkları ve sarkmaların çoğalması anlamına gelir.

Cildimiz o kadar hassas bir yapıya sahip ki, mevsimlerin etkileri de onu yıpratır. Çok soğuk ve çok sıcaktan olumsuz etkilenir. Çalışma düzeniniz de ağırsa o da size bir kırışıklık demeti olarak geri dönebilir!

Elinde sigara, önün de çay, sabaha kadar çalışan kadınların bu nedenle çok daha fazla dikkat etmeleri gerekir. En azından çayın ve sigaranın azaltılıp, cilde çok daha fazla bakım yapmaya çalışmaları önemli. Tozlu yerlerde çalışanlar ise temizlik ve bakımı asla ihmal etmemeli.

Kırışıklıklara karşı sağlıklı yaşam

En başta güzel bir cildin sağlıklı bir bedende bulunduğu kuralını hiç unutmamak gerekir. Artık egzersizlere de başlasanız hiç fena olmaz.

Hangi yöntemlerle kırışıklar giderilir?

Kimyasal veya bitkisel peeling ( Bu iki işlemde de, cilt soyularak cilt yenileniyor)

Lazer ile resurfacing (cilt yüzeyini yenileme işlemi )

Dolgu maddeleri (kollajen, hyaluronik asid, yağ, yapay dolgu malzemeleri) ile kırışık olan bölgenin altını doldurma.

Botilinum toksini yöntemiyle kırışıklıkları yok etme

Yüz germe yöntemi

Kırışıklıklar için püf noktaları

Diyelim ki, ne bıçak altına yatabileceksiniz ne peeling yaptırma imkânınız var. Kırışıklıklara karışı savaşmak için yöntem çok!

Bakın bu da sizin ellerinizle yapabileceğiniz bir uygulama: Bilindiği gibi yüzdeki bu çizgilerden sadece yaşlılar değil gençler de yakınabiliyor. Bunun nedeni de genellikle mimikler! Güneşli havalarda gözleri kısmak veya kaşları çatmak, alnı kırıştırmak birçok insan için tik haline gelmiş. Bu alışkanlıkları takip edip kurtulmak gerekir.

Yatma biçiminizin de bu istenmeyen çizgilere yol açtığınızı biliyor musunuz? Uyurken başınızın şekline dikkat edin. Yastığa yanlış konan bir bir baş nedeniyle genç yaşta kırışıklıklarla tanışabilirsiniz.

Yüksek yastığı kesinlikle tercih etmeyin. Yüksek yastığa konan baş göğse doğru kıvrılır. Bu yüzden de çene bölümünde ve boyunda kırışıklıklar meydana gelebilir. Yüzükoyun yatanlarda ise göz ve yanakta boyuna kırışıklıklar oluşur ve gün içerisinde hafifler. Fakat belli bir yaştan sonra bu çizgiler yüzünüze yerleşir….

Eğer kırışıklıklar yavaş yavaş belirmişse önleminizi çok basit bir şekilde alabilirsiniz. Evde uygulayabileceğiniz bazı yöntemler işe yarar: Bir çay kaşığı öğütülmüş badem çekirdeğinin üzerine çok az su ilave edin. Buna gliserin de katın. Bu karışımı iyice birbirine karıştırdıktan sonra kırışıklıklara uygulayın. Yaklaşık bir saat bu şekilde dinlendikten sonra yüzünüzü yıkayın. Bu işlemin ardından bir kremi yedirerek cildinize sürün.

1 yemek kaşığı buğday unu,

1 yumurta sarısı,

1 tatlı kaşığı bal,

1 çay kaşığı maya

Çok az süt

Yukarıdaki malzemeleri karıştırıp cildinize sürüp 20 dakika bekletin. Bu kürü haftada iki kere uygulayabilirsiniz.

Suna Dumankaya


Buğday özü ve susam yağını eşit ölçülerde karıştırıp her akşam gözaltınıza sürün.

Ayrıca bir miktar yaş mayaya, birer çay kaşığı süt ve bal karıştırıp sorunlu bölgelere sürüp 15 dakika bekletin. Bu kürü haftada iki gün uygulamanız yeterlidir.

Bir tatlı kaşığı yoğurt ve bir tatlı kaşığı yaş mayayı iyice karıştırın. Bu karışımı cildinize sürüp 20 dakika bekletin.

Akşamları da cildinize organik nar çekirdeği yağı ile masaj yapın. Bu arada kırışıklar için en önemli koruyucuda koruma faktörlü kremlerdir.

Unutmayın dışarı çıkarken, cildinize uygun güneş koruyucu ürünler sürmeyi de ihmal etmeyin.

Suna dumankaya

Lavanta kremi

Yerfıstığı yağının koruyucu ve dinlendirici etkisine sahip olan bu karışım özellikle kuru ciltler için idealdir. Bu krem cildi dinlendirip, bakımını sağladığı için özellikle geceleri uyumadan önce kullanırsanız daha etkili sonuç elde edersiniz.

Malzemeler:

50 ml yerfıstığı yağı

3 gr balmumu

3 gr kakao yağı

20 gr lanolin

30 ml gül suyu

8 damla lavanta yağı

Hazırlanışı: Önce balmumu, kakao yağı ve lanolini 60 derecede ısıtın. Aynı anda gül suyunu da kendi kabında aynı ısıda ısıtın. Bu işlemde ısının aynı olması son derece önemlidir, aksi halde bileşenler birbirine karışıp bir bütünleşemezler.

Karışımların ısıları ayarlandıktan sonra yerfıstığı yağını da karışıma ekleyip tekrar 60 derece ısıya ayarlayın. Son olarak da gül suyunu karışıma ekleyin. Ardından karışımı ocaktan indirin ve karıştırmaya başlayın.

Bunun için tahta bir çubuk kullanabilirsiniz. Karışım soğuyana kadar yavaş yavaş karıştırın. Ardından lavanta yağını ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Elde ettiğiniz karışım soğuduktan sonra kapaklı bir kutuya koyup, kapağı açık bir şekilde bir saat kadar beklettikten sonra kullanabilirsiniz. Bu arada kremi buzdolabında tutarsanız kullanım süresini uzatabilirsiniz.

*100 gram beyaz barbunyayı bir gece önceden ıslatıp, ertesi gün 1 litre suda kaynatın. Pişince süzüp ve elde ettiğiniz suyu en az 5 gün boyunca cildinize uygulayın.

Elde ettiğiniz bu sıvıyı dolapta muhafaza etmeyi de unutmayın.

* Keten tohumunu kaynatın, suyu ile cildinize masaj yapın. Çiller ve lekeleriniz için de maske olarak uygulayın

* Bir tutam maydanoz, yarım çay kaşığı tuz, yarım limon suyu, bir tatlı kaşığı bal ve sütü blender da karıştırın ve cildinize sürün. 30 dk bekletip ılık su ile cildinizi arındırın.

Suna Dumankaya

Şifalı Bitki Çayları-2

şifalı bitki çaylarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.

Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.

Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.

Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.

Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.

Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.

Şifalı Bitki Çayları

Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:

Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarına da iyi geliyor. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında yarar var. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamur çayı da hazırladığını zaman içilmeli ve bir daha kaynatılmamalı. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.

Yogi Çayı: Hintli yogilerin kullandığı baharatlı bir çay. Tam kış mevsimine uygun ısıtıcı. Ayurvedik bir çay olan yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından meydana geliyor. Bu çayı hazırlamak için küçük bir tencereye;

1 parça kabuk tarçın,

4–5 kakule tanesi,

1 ufak kök zencefil,

2 karanfil ve

4–5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. İsterseniz sütle karıştırıp içebilirsiniz.

Isırgan: Isırgan, pek çok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3–4 fincan ısırgan otu çayı çok faydalıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırgan otu yeterlidir.

Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanılır. Ayrıca ağır yemeklerden sonra tüketildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Bunun yanında bronşit, öksürük, migren, gastrit, baş ağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da iyi gelir. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.

Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.

Hazırlanan bitkisel ilaçlar cilde sürülmeden önce kaşınan yer ılık su ile pansuman yapılmalıdır.

Nışadır bal ile karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Hazırla­nan bu karışımdan günde iki defa ve tedavi süresince leke olan yere sürülür.

Yumurta akı ve rendelenmiş limon kabuğu krem kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan bu kremden, ban­yodan bir saat önce masaj yapılarak cilde sürülür.

Eşit miktarda elma suyu ile limon suyu karıştırılır. Hazırlanan bu karışıma zeytinyağı ve süt ilâve edilerek kaynatılır. Elde edilen bu karışım soğuduktan sonra cilde masaj yapılarak sürülür.

Rendelenen havuçtan elde edilen su, killi toprak ile karıştırılır. Hazırlanan bu karışım zeytinyağı ile karıştırılarak merhem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Bu karışımdan tedavi süresince, gün aşırı lekeli cilde sürülür.

Suna Dumankaya


Bir tutam maydanoz, bir tutam semizotu, bir fincan yoğurt ve çeyrek limon suyunu iyice karıştırıp püre kıvamına getirin. Yüz ve dekoltenize sürüp, 30 dakika bekletin ve cildinizi zedelemeden ovarak çıkarın.

Haftada 2 gün bu kürü uygulayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek faktörlü koruyucu krem kullanın.


Suna Dumankaya

Cildinizdeki eski lekeleri gidermek için: 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı yulaf unu, çeyrek limon suyu ve bir tatlı kaşığı elma suyunu bir iyice karıştırın.

Ardından cildinize yedirerek sürün. 30 dakika kadar beklettikten sonra dikkatlice ovarak çıkarın. Yüzünüzü yıkadıktan sonra yüksek koruma faktörlü bir krem sürün. Bu kürü haftada bir tekrarlayın.


Suna dumankaya

Çiller için doğal yöntemler

Limon suyu etkisi kanıtlanmış bir çil savaşçısıdır. Yalnız çok önemli bir uyarımız var limonu cildinize doğrudan sürmeyin: limon suyunu parmak uçlarınızla cildinize yedirmeniz yeterli olacaktır.

— Sebze ve meyve maskeleri uygulayın. (kayısı, çilek, salatalık gibi)

— Taze krema ile cildinize maske uygulayın. Bu maskeyi sürdükten sonra tamamen temizlemeyin: ince, yumuşak bir kâğıt mendil ile hafifçe sildikten sonra cildinize nemlendirici sürün.

— Maydanoz suyunu eşit miktarda limon ve portakal suyuyla karıştırarak nemlendirici kreminizden önce uygulayın. Çillerinizin kaybolmasına yardımcı olacaktır.

C vitamini açısından zengin besinler tüketin. Böylece güneşe karşı cildinizi güçlendirmiş olursunuz.

Normal Cilt İçin Doğal Peeling


Bir tatlı kaşığı yulaf ezmesi veya mısır ununu bir tatlı kaşığı yoğurt ile iyice karıştırın. Cildinize buhar banyosu yaptıktan veya banyodan çıktıktan sonra temiz cilt üzerine hazırladığınız peelingi bir iki dakika ovarak sürün.

Daha sonra cildinizi ılık su ile durulayıp uygun bir krem ile nemlendirin. Bu peeling diğer cilt tipleri için de uygun ve etkilidir.

Kuru Cilt İçin Doğal Peeling


Bir katlı kaşığı mısır ununun içine bir tatlı kaşığı yoğurt ekleyerek iyice karıştırın ve yavaş yavaş masaj yaparak temizlenmiş cilde yedirin.

Birkaç dakika cildinizi bu şekilde masaj yaptıktan sonra ılık su ile yüzünüzü durulayın ve uygun bir krem ile nemlendirin.

Yağlı Cilt İçin Doğal Peelingler

Biraz bira mayasını çok az miktarda su ile karıştırıp hamur haline getirin ve bu karışımı yüzünüze sürün. Bira mayasının soyucu etkisi ile cildinizin gözenekleri derinlemesine temizlenir. Aynı zamanda cildinizin ihtiyacı olan protein ve vitaminleri sağlar.

Biraz balı hafifçe ısıtıp yüzünüze masaj yaparak yedirin. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın. Bal hem mikrop öldürücü etkisi sayesinde cildinizin gözeneklerini temizler hem de cilde gerginlik verir. İsteğe göre balın içine biraz buğday özü de ekleyebilirsiniz. Yağlı cilde sahip olanlar çok faydasını görecektir.

İşte size evde saç bakımı, evde saç maskesi hazırlanışından bir kaç ipucu saçlarınıza bakın güven kazanın.. .

YUMUŞAK VE PARLAK SAÇLAR İÇİN

Malzemeleri;

Çeyrek çay bardağı elma sirkesi

Bir çorba kaşığı şifalı ot, sorunlarınıza göre ihtiyacınız olan otu aşağıdaki listeden seçebilirsiniz

Genel saç bakımı için: Biberiye yaprağı, ısırgan otu, dulavrat otu kökü ve mürver çiçekleri iyi gelir.

Kuru saçlar için: Papatya, karakafes otu ve kökü, ısırgan otu, mürver çiçekleri

Yağlı saçlar için: Limon kabukları, nane, limon otu

Hazırlanışı:

Saçlarınıza uygun bitkiyi, yetecek miktarda kaynayan suya atın ve yarım saat tutmalısınız. Buna çeyrek çay bardağı elma sirkesini de ekleyip iyice karıştırmalısınız. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra tekrar karışımı saçlarınıza uygulayın.

PARLAK SAÇLAR İÇİN

Malzemeleri;

1 portakal

1 çorba kaşığı bal

Bir kaç damla sandalağacı yağı

Hazırlanışı:

Portakalın suyu, su, bal ve sandalağacı yağını karıştırdıktan sonra bunları saçınızı yıkadıktan sonra durulamak için kullanın. Etkisini göreceksiniz.

YIPRANMIŞ SAÇLAR İÇİN

Malzemeleri;

Bir muz

Bir kaç damla badem yağı

Hazırlanışı:

Muzu badem yağıyla karıştırdıktan sonra saçlarınıza masaj yaparak sürmelisiniz. Maske 15 dk kadar saçınızda kaldıktan sonra, maden suyuyla durulayın. Ardından şampuanlayıp saç kremi sürün.

KURU SAÇLAR İÇİN

Malzemeler:

Bir çorba kaşığı bal

Yarım fincan tam yağlı süt

Hazırlanışı:

Balla sütü karıştırıp saç derisine masaj yaptıktan sonra 15 dk saçınızda bırakın. Yumuşak bir şampuanla yıkayıp saçlarınızı durulayın.

KIRILAN SAÇLAR İÇİN

Malzemeleri;

Hindistan cevizi yağı

Misket limonu suyu

Hazırlanışı;

Haftada iki kez misket limonu suyu ile birlikte karıştırdığınız hindistan cevizi yağını saçlarınıza sürünüz.

ELEKTRİKLENEN SAÇLAR İÇİN

Malzemeleri:

Bal

Yapılışı:

Bir çorba kaşığı balı bir litre suyla karıştırdıktan sonra, karışımı şampuandan sonra durulama suyunda kullanın.

Karma Cilt İçin Doğal Peeling

Bir tatlı kaşığı yulaf ezmesi veya mısır ununu bir tatlı kaşığı yoğurt ile iyice karıştırın. Yüzünüze buhar banyosu yaptıktan ya da banyodan çıktıktan sonra temiz cildinize önceden hazırlamış olduğunuz peelingi bir iki dakika ovarak sürün. Ardından cildinizi ılık su ile durulayıp uygun bir nemlendirici ile nemlendirin.


Bu peeling diğer cilt tipleri için de uygun ve etkilidir.


Bir çorba kaşığı çekilmiş badem, bir çorba kaşığı yulaf unu, bir çorba kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğunu iyice karıştırın. Elde ettiğiniz bu karışımdan avucunuzun içine bir miktar alın ve hafif yumuşayacak kadar su damlatıp temizlenmiş cildinize yavaş yavaş masaj yaparak yedirin.2–3 dakika kadar bu işleme devam ettikten sonra cildinizi ılık su ile durulayın.


1 adet soğan ve 5 diş sarımsağı blender da ezin. 1 yumurta sarısı ve 1 çorba kaşığı zeytinyağını ekleyerek krem kıvamına getirin, saçınıza sürün. 1 saat bekletin. Haftada 1 gün uygulayın.

Suna dumankaya

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN -1

Malzemeler:

1 Adet yumurta sarısı

1 çorba kaşığı Alkol

1 çorba kaşığı Hint Yağı

1 çay kaşığı tuz

Yukarıda ki malzemeleri karıştırıp, saç diplerine sürün. Streçle sarıp İki saat beklettikten sonra saçınızı durulayın.

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN -2

Beş adet aspirini dövüp, maden suyu ile karıştırın. Karışımı saç diplerine sürün ve 15 dk. Sonra durulayın.

suna dumankaya

Buğday çimini ezerek, suyunu çıkarın. Elde ettiğiniz bu suya zeytinyağı ekleyip, saç diplerinize friksiyon yaparak sürün. Böylece saçınızın kuvvetli çıkmasını sağlamış olursunuz.

Eşit orandan servi, biberiye, ardıç, zeytinyağını (saçta boya varsa bir yumurta sarısı da) ekleyin. Karışımı saçınıza sürün. Streçle sararak 20–30 dk. bekletip ılık su ile durulayın.

Saçınız dökülüyorsa 20 gr. çörek otunu öğütüp, 20 gr. susam yağı ve 10 defne yağı ile karıştırın. Saçınıza sürüp, streçle sararak iki saat bekletin.

Suna dumankaya

SAÇLARIN SAĞLIKLI VE HIZLI UZAMASI İÇİN:

Malzemeler:

150 gr. Sığır iliği

100 gr. Hindistan cevizi içi

Yapılışı: Kemik iliğini iyice haşlayın içine öğütülmüş hindistancevizini karıştırın Ilık olarak saç diplerinize friksiyon yaparak sürün. Bu karışımı Haftada 1 kez saçlarınıza uygulayın.

YAĞLI SAÇLAR İÇİN: Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gr kaynamış suda çay gibi 15- 20 dk demleyip, süzün. Elde ettiğiniz suyu temiz saç diplerine yedirerek sürün. İsteğe bağlı olarak 1-2 saat sonra ılık su ile durulayabilirsiniz.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN: Bir miktar buğday çimini ezip, suyunu çıkarın. Elde ettiğiniz buğday suyuna bir miktar (1 tatlı kaşığı kadar) zeytinyağı ekleyip, saç diplerinize yedirerek sürün. Böylece saçınızın kuvvetli çıkmasını sağlamış olursunuz. Ayrıca eşit orandan servi, biberiye, ardıç, zeytinyağını (saçta boya varsa bir yumurta sarısı da) ekleyin. Bu karışımı saç diplerinize ve saçınıza sürün. Saçınız dökülüyorsa 20 gr. çörek otunu öğütüp, 20 gr. susam yağı ve 10 damla defne yağı ile karıştırın. Saç diplerinize yedirerek sürüp, bir havluyla sararak iki saat bekletin.

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN:

1 Adet yumurta sarısı1 çorba kaşığı Alkol1 çorba kaşığı Hint Yağı1 çay kaşığı tuz. Malzemelerin hepsini karıştırıp, saç diplerine iyice yedirerek sürün. İki saat beklettikten sonra saçınızı durulayın.

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN

Beş adet aspirini dövüp, maden suyu ile karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı saç diplerine sürün ve 15 dakika beklettikten sonra durulayın. BUĞDAY çimini ezip, suyunu çıkarın. Bu suya zeytinyağı ekleyip, saç diplerinize sürün. Böylece saçınızın daha kuvvetli çıkmasını sağlamış olursunuz.

AĞARAN SAÇLAR İÇİN

Taze cevizin dış kabuklarını az suyla haşlayın, içine ısıtılmış yarım kahve fincanı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı kuru maya ekleyin 2 saat saçınızda bekletin. Ardından ılık su ile durulayın.

ZAYIF SAÇLAR İÇİN

2 Yumurta sarısını çırptıktan sonra 1 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı gliserin, 2 çorba kaşığı elma sirkesi ile karıştırın saçınız nemliyken bu karışımı uygulayın, 20dk.beklettikten sonra ılık su ile durulayın.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN

Saçlar sıkıntıdan dökülebilir, bu yüzden stresten uzak durun, eğer saçlarınız aşırı dökülüyorsa bir uzmana görünmelisiniz. Bu arada evde destekleyici olarak; 1 Su bardağı zeytinyağı, 1 tutam dereotu, 1 sap tarçın çubuğu ve biberiye yağını benmari usulü 5 dakika kaynatın. 15 dakika demlendikten sonra karışımı süzüp içerisine 1 tatlı kaşığı kuru maya ekleyin. Karışımı saç diplerinizde dahil bütün saçınıza sürüp 2 saat bekletin.

Eşit miktarda ki susam yağı, ceviz yağı ve çörek otu karışımına birer kapsül E-B vitamini kırın, sonra da bir kapak çam terebentin ekleyin. Elde ettiğiniz karışımı saç diplerine sürün ve saçınızı streç filmle sararak iki saat bekleyin. Daha sonra saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN 2

Defne yağı, badem yağı ve avokado yağını eşit ölçülerde karıştırıp, saçınıza sürün. 2 saat beklettikten sonra uygun şampuanla yıkayın

suna dumankaya

Saç dökülmesi sorunu yaşayanlara öneriler.

1- Soyulmuş yarım avokadoyu iyice ezin. İçine 2 adet bıldırcın yumurtası, bir çorba kaşığı susamyağı ekleyip iyice karıştırın ve saç diplerinize yedirerek sürün. Streç filmle sarıp iki saat bekletin. Ardından saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Bu uygulamayı haftada bir tekrarlayın.

2- Saç diplerinizin masaja ihtiyacı olabilir. Her gün 3 dakika parmak uçlarınızla (tırnaklarla değil) dairesel hareketlerle masaj uygulayın. Bununla birlikte 1 su bardağı suda 4 yaprak defne, birkaç yaprak aynısafa ve biberiyeyi 10 dakika kaynatın. Su yarıya kadar indiğinde süzün ve suyuna bir kahve fincanı sızma zeytinyağı, bir çay kaşığı deniz tuzu katın. Karışımı saç diplerinize boya sürer gibi sürüp, uçlara doğru tarayın. Streç filmle sarıp 3 saat kadar bekletin. Bu kürü haftada bir uygulayın.

3- Yarım kahve fincanı soya yağı, 2 çorba kaşığı badem yağı, 1 çay kaşığı deniz tuzu ve 1 tatlı kaşığı elma sirkesini benmari usulü ısıtın. Karışımı saç diplerine masaj yaparak sürün. Ardından streç filmle sarıp iki saat kadar bekletin.

• Saç derinize ve saçlarınıza hindistancevizi sütü veya aloevera jeliyle masaj yapın. Bunu başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, ılık suyla durulayın. Haftada 3 kez tekrarlayın.

• Saç derinize ve saçlarınıza bal ve yumurtanın sarısıyla masaj yapın. Saçlarınızda yarım saat kadar beklettikten sonra, ılık suyla durulayın.

• 2–3 hafta boyunca, her öğünde bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi karıştırarak için.

Saçlarınızı beslemek için elma sirkesi ve adaçayını karıştırarak, saçınızı bu karışımla durulayın.

• Sıcak zeytinyağı, bal ve 1 çay kaşığı toz halinde tarçını karıştırıp macun haline getirdikten sonra, banyodan önce 15 dakika boyunca uygulayın.

• Saçların seyreldiği kısımları kızarana dek soğanla ovalayın, ardından da bal sürün.

• Eşit miktarda ılık keneotu ve badem yağını karıştırıp, haftada bir saç derinize masaj yapın.

• Misket limonu çekirdekleri ile karabiber tohumlarını bira suyun içinde eşit sayıda öğütün ve düzenli olarak saç deriniz üzerine uygulayın.

• 1 fincan hardal yağını 4 çorba kaşığı kına yaprağı ile kaynatın. Süzdükten sonra kalan sıvıyı bir şişeye doldurun ve saç derinize düzenli olarak

Saç beyazlaması sorunu yaşayanlara öneriler.

Ceviz kabuklarını iyice dövüp püre haline getirin. Diğer taraftan bir tutam ceviz yaprağını yarım litre suda kaynatın, 20 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Sonra süzüp içine ezdiğiniz ceviz kabuklarından bir çorba kaşığı katın. Karışımı saçlarınıza sürüp bir saat bekletin. Bu kürü haftada bir gün uyguladığınızda saç renginiz değiştiğini, koyulaştığını göreceksiniz.

Suna dumankaya

Selülit; genç, yaşlı, şişman, zayıf ayırmadan bütün kadınların şikâyetçi olduğu ortak bir sorun. Siz de selülitlerinizden mi şikâyetçisiniz? O halde bacak bakımı ve selülitlerden büyük oranda kurtulmak için aşağıdaki karışımlardan size uygun olanları deneyin. En azından birinin işinize yarayacağını göreceksiniz.

Selülit İçin Bitkisel Yağ Karışımı – 1

Yarım tatlı kaşığı zeytinyağı, yarım tatlı kaşığı susam yağı, 9–10 damla biberiye yağı, 12 damla kekik ve 9 damla portakal yağını karıştırıp selülitli bölgelere masaj yaparak iyice yedirin. Yarım saat kadar bekledikten sonra saf ipek bir kese veya normal bir kese ile selülitli bölgeniz kızarıncaya kadar iyice keseleyin daha sonra sabunlanmadan ılık suy ile duş alıp banyodan çıkın. Bu işlemi üç günde bir tekrarlayın. Bu rutini uzun süre vazgeçmeden uygularsanız selülitlerinizde gözle görülür iyileşme göreceksiniz.

Selülit İçin Bitkisel Yağ Karışımı – 2

İki çorba kaşığı melisa yağı, iki çorba kaşığı adaçayı ve iki çorba kaşığı okaliptüs yağını bir kasenin içinde karıştırın. İçine 10–15 adet dövülmüş aspirin ve 5 tane limonun suyunu katıp tekrar iyice karıştırın. Selülitli bölgenize masaj yaparak iyice yedirin ve her evin mutfağında bulunan streç naylonla iyice sarın. Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra vücudunuzu yıkayın. Bu bekleme süresince yürüme egzersizleri de yaparsanız sonuç daha iyi olur.

Selülit İçin Elma Sirkesi

1 çay bardağı derecesi %4–6 olan elma sirkesi ile 1 çay bardağı elma suyunu karıştırın. İçine birkaç damla limon yağı ve biberiye yağı ekleyin. Bu karışımla selülitli bölgenize iyice masaj yaptıktan sonra üzerini mutfağınızda kullandığınız streç naylonla sıkıca sarın. Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra vücudunuzu ılık su ile yıkayıp nemlendirici bir losyon sürerek tekrar masaj yapın. Not: Bu sarma yöntemi selülitle savaşta oldukça etkili bir yöntemdir. Ayrıca bu uygulamayı yaparken günde 1 bardak şekersiz greyfurt suyu da içerseniz daha çok fayda görürsünüz.

Günde 3 veya 4 bardak şekersiz biberiye çayı için. Selülitlere oldukça faydalıdır.

Günde 3 veya 4 bardak domates suyu içmek vücudu toksinlerden arındırır ve selülitlerin giderilmesinde yardımcı olur.

Bir kaşık ince ince kıydığınız enginar yapraklarını 1 bardak suda haşlayın. 10–15 dakika demlenmesini bekleyip süzün. Günde 2–3 bardak bu çaydan şekersiz olarak aç karnına için.

Taze sıkılmış 1 çay bardağı limon suyunu bir çay bardağı su ile karıştırıp günde bir defa için

Yarım su bardağı zeytinyağı ve yarım çay bardağı ılık suyu karıştırın. İçine yarım çay bardağı da deniz suyu kattıktan sonra karışımı avucunuza alarak selülitli bölgenizi iyice ovarak yaklaşık 15 dakika boyunca masaj yapın ve ılık duş alın.

Selülit ile savaşta en büyük yardımcılarımız ise yürüyüş ve bol su tüketimi olduğunu unutmayın….

* Dirsekleriniz çok karardı. Nasır tutmuş gibi mi görünüyorlar... Eklem bölgelerindeki nasırlaşma ve kararma cildin, sindirim veya dolaşım bozukluğu olduğuna işaret edebilir.

Maydanoz suyu için ve her gün kese yapın. Dirseklerinizi limon suyuyla ovun. Kullandığınız el kreminin içine limon sıkıp, dirseklerinize sürün ve nemliyken havluyla sarın.

* Gözaltınızdaki morluklara ne yapmalısınız? Gözaltındaki morluklar genetik yapıdan kaynaklanmıyorsa ve sağlık sorununuz yoksa elma suyu kompresi uygulayın. Her gün 10 dakikalık uygulama, renklerini açar.

* Saçlarınız çok yağlı, birçok ürün kullandınız ama değişen bir şey olmadı... Bir kahve fincanı elma sirkesi, bir tatlı kaşığı kekik suyu ve bir çay kaşığı tuzu karıştın. Saçınızı yıkadıktan sora saç diplerine friksiyon yaparak sürün. İki saat ılık havlu sarıp bekleyin. Ardından durulayın. Bu işlemi haftada bir tekrarlayın.

* Yanaklarınızdaki ufak oyuklardan mı rahatsızsınız? Cildinizle kesinlikle oynamayın. Fazla yağlı yiyecekler ve asitli içeceklerden uzak durun. Cildinizi kekik çayı ile silin. Bir çay kaşığı soya unu, eşit miktarda kuru maya, bir tane dövülmüş aspirin ve bir tatlı kaşığı elma sirkesini karıştırıp haftada 3 gün yüzünüze sürün. 20 dakika cildinizde bekletip durulayın.

* Cildiniz çok kuru ne yapmanız gerekiyor? Bir tatlı kaşığı havuç suyu ve eşit miktarlarda salatalık suyu, limon suyu ve badem yağını karıştırın. Elde ettiğiniz bu karışımı sık sık cildinize uygulayın. Dışarı çıkarken güneş koruyucu krem sürün.

Kaynak: Suna Dumankaya

meme kanserinin belirtisi ve evreleri

Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredeki meme kanserleri tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir. Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır;

* Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri

* Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri

* Mamografi

Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek risk taşıyıp taşımadığını belirler. Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri riskinin belirlenmesine yardımcı olabilir.

İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?

İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?

Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası mı?

Meme kanseri olmuş kızınız var mı?

Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?

Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere rastlandı mı?

Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış) kansere rastlandı mı?

Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk kategorisi olduğu düşünülen bazı risk faktörleri yer almaktadır.

Yaş, Genetik, Kişisel tarihçe, Aile tarihçesi, Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi, Adet görmeye başlama yaşı, Gecikmiş doğum, Alkol, Sigara, Yemek alışkanlıkları, Kilo, Önceki radyoterapiler, Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT).

Evreler

TNM Evreleme Sistemi:

Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi geliştirilmiştir. Burada T tümörün boyutunu, N lenf benzlerinin durumunu ve M ise kanserin metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.

Kanser Evrelerinin Numaralar İle Belirlenmesi:

Kanserin evresini, tümörün boyu ve kanserin yayılımı tanımlar. Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile belirtilir.

Evre 0: Aynı zamanda 'in-situ' olarak da adlandırılırr. Evre 0, olan kanserler yerlerinde kalmış ve çevre dokulara sıçramamış kanserlerdir. Klinik kontrollerde tanısı konan kanserlerin yaklaşık olarak %15 ila %20'si Evre 0 kanserlerdir. Evre 0 kanserler oluştukları yerlere göre ikiye ayrılırlar, eğer süt bezlerinde (lobes) oluşmuşlarsa Lobular carcinoma in situ yada kısaca LCIS, eğer süt kanallarında oluşmuşlarsa ductal carcinoma in situ yada kısaca DCIS olarak adlandırılırlar.

Evre1 : Orijinal tümör 2cm yada daha küçüktür ve kanser lenf bezlerine sıçramamıştır. Evre1 kanser tedavisi için genellikle izlenen iki yöntem vardır.

Meme koruyucu tedavi: lumpektomi (kanserli kitlenin etrafında bir parça sağlıklı göğüs dokusu ile birlikte alınması) ve koltuk altı lenf bezlerinin alınmasını takip eden radyasyon tedavisi yapılır. Gerekiyorsa kemoterapi veya hormonoterapiler eklenir.

Veya mastektomi (kanserin bulunduğu göğsün alınması operasyonu) ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması önerilir.

Evre (Stage) IIA: Orjinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır ve lenf bezlerine sıçramamıştır.

Evre IIB: Orijinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramıştır, yada orijinal tümör 5 cm den daha büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramamıştır.

Evre II için genelde uygulanan tedavi şekli Evre I ile aynıdır (lumpektomi ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması yada mastektomi), ancak eğer tümör büyükse yada lenf bezlerine sıçramışsa kemoterapi, hormonoterapi ve radyasyon tedavisinin tamamlayıcı olarak önerilmesi daha yaygındır

Evre (Stage) IIIA: Orijinal tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs dışı dokulara sıçramıştır. Evre IIA meme kanseri için standart tedavi mastektomidir ve sonrasında bazı durumlarda göğsün yeniden yapılmasını hedefleyen estetik operasyonlar yapılabilir. Tümörün sağlıklı göğüs dokusundan bir kesim ile ayrılabilmesinin olası olduğu durumlarda, lampektomi de yapılabilir. Operasyon sonrasında genelde radyasyon tedavisi ve sistematik tedavi olarak kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanır. Eğer tümör çok büyükse, operasyon öncesinde tümörün boyunun küçültülmesi amacıyla kemoterapi uygulanabilir, bu tip kemoterapi uygulamalarına neoadjuvant kemoterapi denir. Bazı durumlarda neoadjuvant kemoterapiye yardımcı olması amacıyla operasyon öncesi hormon tedavisi de uygulanır.

Evre (Stage) IIIB: Orijinal tümörün boyutuna bakılmaksızın, tümörün kendisini göğüs duvarına bağladığı ve göğüs lenf bezlerine sıçradığı durumlarda kanser Evre IIIB olarak adlandırılır. Evre IIIB meme kanserinin standart tedavisi genellikle neoadjuvant kemoterapi ile başlar. Orijinal tümörün boyunun istenen oranda küçülmesi ile birlikte, lampektomi veya mastektomi yapılır. Operasyon sonrası uygulanan standart tedavi ise, radyasyon tedavisi, kemoterapi ve hormon tedavisidir.

Evre (Stage) IV: Kanser göğüs dışına vücudun diğer bölümlerine (kemikler, akciğer, karaciğer yada beyin gibi) sıçramıştır. Evre IV meme kanserinin tedavisinde temel amaç yaşam süresini ve kalitesini arttırmak ve hastanın şikâyetlerini gidermektir. Tedavide genelde kemoterapi ve hormon tedavisi gibi tüm vücudu etkileyen sistematik tedaviler uygulanır. Hastanın şikâyetlerinin azaltılması amacı ile bazı durumlarda mastektomi de önerilebilir.

Gözlük ve makyaj

Gözlük seçimi sadece gözün bozukluğunu düzeltmeye yönelik bir seçim değil, kişinin kendine yakıştırdığı tarzın da yansımasıdır. Aslında uygun gözlük seçerken görüntünüze şirinlik, cazibe veya mistik bir hava bile katabilirsiniz. Bazı basit makyaj hilelerini de uyguladıktan sonra gözlük kullanmak son derece eğlenceli ve kolay olacaktır.

Doğru gözlüğü seçmek...

Gözlük çerçevesinin yüzün büyüklüğüyle orantılı olması gerekir.

Bu da genellikle küçük suratlara küçük çerçeve ve daha büyük suratlara da daha büyük çerçeve anlamına gelir. Buna rağmen çerçeve şeklinin yüz şekline kontrast yapması yani yüz şeklinin tersi olması tavsiye edilir. Yüz şekillerine göre kullanılması tavsiye edilen çerçeveler ana hatlarıyla şöyledir:

Oval yüz: Oval yüzlüler çok şanslıdır hemen her çerçeve uyar. Yumuşak köşeleri olan ve şakağa doğru yükselen kare şeklinde çerçeveler oval yüzlere özellikle yakışır.
Çerçeve önerileri: beğendikleri herhangi bir çerçeve

Yuvarlak yüz: Çerçevelerin yüzü daha uzun ve ince göstermesi gerekir. Genel anlamda aranması gereken yüzün en geniş kısmına eşit ya da biraz daha geniş çerçevelerdir. Yüksek şakaklı çerçeveler daha uzun bir profil etkisi yaratır. Kaş çizgili çerçeveler de (kalın veya belirgin üst çerçeveler) gözü çekik gösterir ve bu etki yüzün daha uzun görünmesini sağlar.
Çerçeve önerileri: Köşeli veya dikdörtgen, genişçe çerçeveler.

Elmas şekilli yüz: Bu yüz tipi genellikle geniş veya yüksek elmacık kemikleri, dar alın ve çene yapısına sahiptir. Oval çerçeveler yüzün kenarlarını yumuşatır; yumuşak kıvrımları olan kare çerçeveler de aynı etkiyi gösterbilir. Her durumda çerçevenin elacık kemiklerinin genişliğinden daha geniş olmamasına özen göstermek gerekir.
Çerçeve önerileri: Oval, kare, çerçevesiz.

Kare yüz: Bu tip yüzde kuvvetli bir çene çizgisi, geniş bir alın ve elmacık kemikleri mevcuttur. Köşeleri yumuşatmak için yumuşak, kıvrımlı çerçeveler tercih edilerek yüze anlam verilebilir. Klasik oval çerçeveler de bu yüz tipine yakışır.
Çerçeve önerileri: Oval, yuvarlak.

Uzun yüz: Yüzün en geniş yerinden daha geniş olmayan bir çerçeve seçilerek yüzün olduğundan daha geniş ve kısa görünmesi sağlanabilir. Bu tip yüzde yuvarlak ve kare çerçeveler çok başarılıdır. Enine hatları kısa, boyuna hatları uzun olan çerçeveler de bu yüz şekline uygundur.
Çerçeve önerileri: Yuvarlak, kare.

Üçgen yüz: Göz bölgesi vurgulanarak yüzün alt kısmındaki vurgu azaltılmalıdır. Şakağa doğru sivrilen çerçeveler bu dengeyi oluşturmakta yardımcı olabilir. Alt çerçevesi olmayan metal modeller de tercihedilebilir..
Çerçeve önerileri: Üst hatları düz olan çerçeveler.

Cilt renklerine göre yapılacak gözlük çerçevesi seçiminde de aşağıdaki ipuçlarına dikkat etmek faydalı olacaktır:

Açık ten: Açık gül veya amber rengi gibi açık renk ve hafif çerçeveleri tercih edin. Bu renkler açık tenli kişilerde güzel durur. Mavi, yeşil gibi çerçeveler ise açık tenli insanların yanaklarındaki canlılığı götürür.
Koyu ten: Koyu veya yanık ten ve koyu saçlı insanlarda gümüş, altın ve şeffaf gözlük çerçeveleri harika durur. Bu tip kişilerin fazla ağır kaçabilecek siyah renklerden uzak durmaları iyi olur.


Gözlük kullananlar için doğru makyajın sırları

Doğru çerçeve seçimi yüzün kendi içindeki dengesini korumasını sağlar. Ancak iş sadece çerçeve seçimiyle sınırlı değildir: numaralı gözlük hem gözü, hem de göz bölgesine yapılan makyajın farklı görünmesine neden olur. Bunun için yapılacak en önemli şey birkaç temel hileyi bilmek ve gözlüğün değiştirdiği görüntüye göre makyajı değiştirmektir.

Asıl sorun yaratan gözleri normal boyutundan daha büyük gösteren camları olan gözlükler takmak zorunda olup makyaj yapmaktır. Bu durumda yapılması gereken daha belirgin hatları olan bir makyaj tercih etmektir. Pastel tonlar seçip göz kapaklarına yapacağınız gölgelerde hafif olmaya çalışın.

Bazı durumlarda gözlükler gözleri büyütmelerinin yanı sıra hafifçe deforme gösterir. böyle bir sorun varsa çok hafif makyaj yapılmalı ve gözlerin yanında göz çevresinde daha da belirginleşen ufak defoların vurgulanmamasına özen gösterilmeli, yani göz "minimize" edilmeye çalışılmalıdır.

Miyopluk gibi tersi durumlarda da gözlüklerin gözü daha ufak gösterdiği olur. Bu durumda da göz daha belirginleştirilmelidir. Bunun için daha koyu tonlar seçmek, açık ve simli renklerden uzak durmak büyük önem taşır.

Numaralı gözlük takan kadınların yapacağı en başarılı makyaj hafif olan makyajdır: göz kapağına farla yapılan bir gölge, ince bir kalem vurgusu ve tek bir kat maskara..

doğru makyajın sırları

Makyaja başlamadan önce yapacağınız ilk şey cildinizi size en uygun temizleyici ile temizlemek ve yine cilt tipinize uygun bir krem ile nemlendirmektir

Çabuk makyaj yapmanın sırları

Çok az bir zamanınız var ve hemen evden çıkmanız gerekiyor.Peki bu durum da makyajınız ne olacak?

İşte size, adım adım hızlı makyaj önerileri:

Teniniz

Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarındaki renkler öncelikli olsun.

Gözaltlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı.

Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin.

Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin.

Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürün.

Gözler

Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürün.

Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış; mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm verir.

Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekin. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölge oluşturun.

Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.

Dudaklar

Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyin ve kalemi ya parmağınızla yada pamuklu çubukla dağıtın

Fırça ile rujunuzu sürün. Fırça rujdaki fazla yağı alır ve kalıcılığını arttırır. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekledikten sonra hazırsınız demektir.

cilt gençleştiren yiyecekler

Dünya, şimdilerde özel bir beslenme tarzının kısa sürede cildi gerginleştirdiğini ve pürüzsüzleştirdiğini konuşuyor. Ana tez şu: "Yüzünüzü gerginleştirmek için ihtiyacınız olan her şey buzdolabınızda!"

Dilden dile, kulaktan kulağa yayılan bu mucizevî diyetin kâşifi Harvard’lı Profesör ve Eczacı Nicholas Perricone... Perricone’nin kendisi de yıllardır şekerden uzak duruyor. Çünkü şeker molekülleri, kollajen lifleriyle birleşip onları sertleştirerek esnekliklerinin kaybolmasına yol açıyor. Bu da kırışıklıkların oluşumunu destekliyor.

Kırışıklıkların engellenmesi için ise Perricone, taze meyve, yağlı et ve sebzenin yeşil ışığından faydalanmak gerektiğini belirtiyor. İşte şimdi sırada, herkesin merak ettiği can alıcı sorular var. Anti-aging diyeti hangi temel şartlarda önem kazanıyor? Beslenme ve yaşlılık arasındaki bağlantı nasıl kurulabilir? Ve hangi besinler gençleştiriyor, hangilerinden uzak durmak gerekiyor?

Perricone’ye göre kollajen liflerinin sertleşmesi öncelikle serbest radikaller sayesinde engelleniyor. Her ne kadar vücut enzimler ve amino asitlerden kendi bağışıklık sistemini oluştursa da yine de bunu oluşturmak için doğru besinlere ve formlara ihtiyaç duyuyor.

Esansiyel yağ hücreleri; proteinler

Nicholas Perricone, beslenme ve kırışıklık oluşumu arasında inanılmaz bir bağlantı olduğunu düşünüyor. Teorisi ise şöyle: "İnsanlar tek yönlü besleniyor. Aşırı karbonhidrat yaşlandırıyor. Makarna, patates ve ekmekten alınan fazla karbonhidrat ciltte tahrişe neden oluyor. Özellikle çok hızlı kana karışan ve böylelikle insülinin artmasına neden olan karbonhidratlar tehlikeli... Bu reaksiyon yağ yakımını bloke ediyor. Dolayısıyla karbonhidrat kana ne kadar yavaş alınırsa, ciltte de o kadar az hasar oluşuyor. Genç kalmak için insülinin yavaş ve kesintisiz alımı şart."

Birçok kişi de protein alımında sorun yaşıyor. Oysa protein vazgeçilemez. Çünkü vücutta teker teker aminoasitlere dönüşüyor. O da kolajen liflerini, elastik lifleri ve hormonları oluşturuyor. Ayrıca proteinler metabolizmayı harekete geçiriyor. Perricone, günde üç öğün mutlaka alınması gereken besin maddeleri arasından seçim yapmayı da mümkün kılıyor. Ve günde üç litre suyu da asla ihmal etmemek gerektiğini belirtiyor. Perricone’ye göre cildi gençleştirmek için tüketilmesi gereken besinler şunlar:

Soya filizi: Vücudun kendi hormonları kadar etkili. Cildi dolduruyor ve gerginliğini sağlıyor.

Ispanak, lahana: B vitamini bağ dokusunun sıkılığını destekliyor, selüliti önlüyor.

Yeşil çay: Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor.

Su: Hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden çıkışını sağlıyor.

Som ve ringa balığı: Perricone’ye göre vücudun ihtiyaç duyduğu ama kendi başına üretemediği doymamış yağ asitleri içeren bu balıklar, hücrelerdeki yaşlılanma sürecini yavaşlatarak Anti-aging’de anahtar görevi üstleniyor.

Sarmısak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımını harekete geçirerek cildi arındırıyor. Böylelikle cilt sağlıklı bir renge kavuşuyor.

Tavuk: Vücudun güzellik hormonları üretmek için ihtiyaç duyduğu yüksek değerde protein içeriyor. Ayrıca kolajen üretimini ve bağ dokusundaki liflerin yenilenmesini destekliyor.

Zeytinyağı: Soğuk preslenmiş hali sağlıklı yaşam için bire bir olan bu yağ, erken yaşlanma ve kırışıklıklarla savaşta mükemmel bir savunma aracı. Doymamış yağ asitleri hücreleri tehlikelerden koruyor.

Yumurta, süt: İçeriklerinde bolca "niacin" maddesi bulunduruyorlar. Bu B vitamini depoları hücre yenilenmesinin yapıtaşları olarak tanımlanıyor.

Rezene: Perricone’ye göre haftada birkaç kez sofralarımızda bulunmalı. Kalsiyum bakımından zengin olan bu bitki, ciltte su depolanmasını sağlıyor ve hücre yenilenmesinde görev alıyor.

Avokado: E vitamini açısından birhayli zengin olan tropik meyve serbest radikallere karşı içeriden de etki ediyor.

Elma: Şeker ve insülin cildi yaşlandıran iki faktör. Buna karşın elmada bulunan doğal şeker kan şekerini sabitliyor ve insülin iniş çıkışını engelliyor.

Kesinlikle uzak durulması gereken yiyecekler

Margarin: Kahvaltı ve kızartma yağı olarak sofralarda yer verdiğimiz margarindeki doymuş yağ asitleri cilt hücrelerine zarar veriyor ve vücutta yağ olarak depolanıyor, kısacası şişmanlatıyor.

Kahve: İnsülin oranını artırdığı için cilde zarar veriyor. Ayrıca stres hormonu kortizolü harekete geçiriyor.

Havuç: Havuç, muz, üzüm ve mango gibi meyve ve sebze türleri, yüksek glisemik indeksleri dolayısıyla Perricone’nin yasaklı listesinde yer alıyor. Glisemik indeks, kan şekerinin bir öğünde ne kadar arttığını gösteriyor.

Portakal: Her ne kadar vitamin açısından yüksek bir meyve olsa da şekeri yükseltmesiyle de biliniyor. Bu yüzden sağlıklı C vitamini alabileceğimiz meyveler elma ve limon.

Pizza: Pizzadaki karbonhidrat yağ yakımını engelliyor. Ama haftada bir kez yemek zarar vermiyor.

Hamilelik ve bebek gelişimi

Uzmanlardan anne adaylarına: Korku, endişe, heyecan veya mutluluk... Bebek annenin tüm hissettiklerini hissedebiliyor. Huysuz, hırçın bebeklerin gelişimlerine baktığımızda, annenin hamilelik döneminde bir olumsuzluk yaşadığını görüyoruz.

Tuhaf bir halsizlik hissi, ağızda metalik bir tat, göğüslerde büyüme ve hassasiyet, bulantı, böş dönmesi, aniden bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durma isteği ve duygusal iniş çıkışlar... Bütün bunlar kadının içinde yepyeni bir hayatın tomurcuklanmaya başladığının ilk işaretleri...

Kadınlar iş yaşamında hızla basamakları çıkarken, geç anne olan veya çocuksuz kadınların sayısı artmıştı. Ancak son yıllarda kadınlar anneliği yeniden keşfetti. Batı'da üst düzey yönetici kadınlar arasında çocuk yapmak giderek yaygınlaşıyor. Bir canlı yaratmanın, aslında mucizeyle eşdeğer olduğunun farkına vardı kadınlar ve bu duyguyu tatmak istiyor. Beş
temel içgüdü arasında en kuvvetlisi olarak nitelendirilen anneliği tadan pek çok kadın bunu "Mutluluk, bu demek" cümlesiyle özetliyor. Bu yazı dizisinde bebeğin gelişimi, yapılması ve yapılmaması gerekenler uzmanların ağzından anlatılacak. Hamilelik sürecinde kadınları bekleyen sorunların yanı sıra hamileliği zevkli ve rahat geçirmenin, bebeği mutlu etmenin, sağlıklı olmasının püf noktaları da verilecek.

Anne olmaya karar vermiş bir kadın için hayatının en mutlu anı, muhtemelen gebelik testinin pozitif çıktığı gündür. Bu tarifi imkânsız mutlulukla birlikte, beslenmeden uyku düzenine, alkolden egzersiz ve strese kadar her alanda yeni bir hayat başlar. Doktorların bu dönem içi anne adaylarına önerdiklerini ise "Rahat olun, paniğe gerek yok" diye özetlemek mümkün. Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Kadir Has Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meral Saraçel, annenin tüm hissettiklerini bebeğin de hissettiğine dikkat çekti: "Annenin korkuları, heyecanı, tüm hissettiklerini bebek algılayabiliyor. Eğer anne mutlu ve huzurlu olursa bebek de aynen öyle olur. Bazen önemsemediğimiz şeyler bile bebeği etkileyebiliyor. Altı ay kadar hiç susmayan, huzursuz, huysuz bebekler biliyorum. Bu bebeklerin annelerinin hamilelik dönemine baktığımızda mutlaka bir olumsuzluk yaşadığını görüyoruz. Kimi farkında olarak kimi de olmayarak yaşıyor bunu."

Çevrenin sorumluluğu

Bugüne kadar 8 bine yakın bebeği izleyen Saraçel, hamilelikte sadece annenin değil çevresindekilerin de sorumluluğu olduğunu hatırlattı: "Hamilelik uzun bir süreç olduğundan anne adayı için yorucudur. Annenin beslenmesine, sağlığına dikkat etmesi, aylık olarak doktoruna gitmesi, sigara ve alkolden uzak durması gerekiyor. Çünkü alınan her nefes, her yudum bebeğe de gidiyor. Bunun yanı sıra özellikle anne psikolojisi çok önemli. Anne kendini korku, kaygı ve stresten arındırmalı. 'Bebeğim sağlıklı olacak mı, sakat doğar mı, onu yeterince besleyebiliyor muyum, kasılıyor muyum, erken doğum olur mu?' gibi kaygıları bebek hemen algılıyor. Eğer anne erken doğuracağım deyip durursa o bebek yerinde durmaz ve doğar. Annenin yaşadığı zorlukları hisseden bebekler depresyona bile girebiliyor! Bu sıkıntıların devamı bebek doğduktan sonra da yaşanıyor."

Bu testlere dikkat!

Gelişen tıp artık anne karnında da hastalıkları tespit edebildiği için ailelerin testleri ihmal etmemesi gerektiğinin altını çizen Doç Dr. Saraçel, hamilelikte ilk üç ay ilaç kullanılmaması gerektiğini vurguladı: "İlaçlar, sakat doğumlara, bebeğin herhangi bir organının eksiz olmasına yol açabilir. Eğer annenin yaşı 34- 35 ve daha yukarıysa kesinlikle ayrıntılı ultrason istenmeli. Çünkü testlere karşın bazen kaçan vakalar oluyor ve down sendromu gibi sorunlu bebekler doğabiliyor. Annenin yaşı
ileriyse mutlaka 'amniyo sentez' yapılmalı. Üçlü testler de yanıltıcı olabiliyor. Bu yüzden gerekiyorsa kromozom analizi yaptırsın ve sonuçlarını mutlaka takip etsin. Anne karnında bebeğin gelişiminde gerilik varsa, bebek olması gerekenden küçükse mutlaka baktırılmalı. Çünkü bebek her şeyi mutlaka mesaj olarak veriyor."

'Her şey yolunda...'

Tüm zorluklara karşın hamilelik döneminde olağanüstü hal ilan etmeye gerek olmadığını vurgulayan Saraçel'in anne adaylarına öğütleri şöyle: "Elinizi karnınıza koyarak ilk aydan itibaren iletişim kurun. Sizi kaygılandıracak olmayacak şeyleri düşünmek yerine, rahatlatıcı uğraşlarla ilgilenin. Bir müzik aleti çalıyorsanız ona devam edin, bu bebeğe de iyi gelir. Stresten uzak durun, mutlu bir ortam yaratmaya çalışın. Hafif egzersizler, yürüyüşler hem sizi hem de bebeğinizi mutlu eder. Bu aynı zamanda karın kaslarınızın güçlenmesini de sağlayacaktır. Spor yapan annelerin yapmayanlara oranla çok daha rahat bir hamilelik ve hamilelik sonrası dönem yaşadığı tespit edilmiş bir gerçek. Anne adayının hem kendine, hem bebeğine sık sık 'her şey yolunda' diyerek keyifli ve sakin bir hamilelik geçirmesi mümkün."

'Anne adayları için folik asit desteği önemli'

Çalışma hayatının gerekleri nedeniyle kadınların artık 'planlı' hamilelik yaşadığını belirten Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, folik asidin önemine dikkat çekti. Özgeneci, anne olmaya karar veren kadınlara üç ay öncesinden başlayarak folik asit verilmesi gerektiğini söyledi. Folik asit tabletlerinin bebeğin sağlıklı bir omurga ve omurilik geliştirmesi için gerekli olduğunu vurgulayan Özgeneci, hamilelikle birlikte 10-12 kilogram almanın, uyku süresinin artmasının normal olduğunu ve annelerin endişelenmemesi gerektiğini söyledi. Hamilelikle birlikte anne adayında birtakım hormonal değişimler olduğunu ve bu duruma karşı hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatan Dr. Özgeneci, "Ufak değişiklikler yapmak hamilelik döneminizde daha rahat olmanız için yeterli olabilir. Örneğin yatış pozisyonunuzu değiştirin. Sol taraf yerine sağ tarafınıza doğru veya sırt üstü yatmak bu dönem için en ideali. Ayrıca ilerleyen aylarda topuklu ayakkabılardan uzak durmak da önemli" dedi.

Adım adım bebeğin gelişi

1. ay: Bebeğin beslenmesini ve gelişimini sağlayan plasenta oluşmaya başlar. Rahim büyür. Anne adayında duygu dalgalanmaları görülür.

2. ay: Anne adayında yorgunluk belirtileri, bulantı, kabızlık, hazım sorunu ve idrara sık çıkma görülür. Duygusal değişiklikler devam eder. Dışarıdan bakıldığında hamilelik fark edilmez. Bebeğin organ gelişimi için kritik döneme girilir. 'Bebek' yaklaşık 10 gram ağırlığındadır, yani bir fasulye tanesi kadar. Göz ve kulak taslakları oluşur. Derince bir tabaka halinde belirmeye başlar.

3. ay: Vücutta dış görünüm anlamında belirgin değişim yoktur, ancak göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet meydana olur. Bağırsaklar tembelleştiği için annede kabızlık, yorgunluk ve bacaklarda varisler görülebilir. Bu dönemde duygu değişimleri fazlalaşır. Anne adayı baş ağrısı ve baş dönmesiyle ilgili şikâyetler yaşayabilir. Anne karnındaki bebeğin boyu 5-6 santimetreye, ağırlığı ise 15-20 grama ulaşır. Kontrollerde doktorunuz steteskopla bebeğin kalp atışlarını duyabilir. Bebek bu dönemde içinde yüzdüğü suda hareket etmeye başlar. Ellerde ve ayaklarda tırnaklar uzar. Gözlerse kapalıdır.

4. ay: Artık bebeğinizin kız mı, erkek mi olduğunu öğrenebilirsiniz. Anne adayının hamileliği dışarıdan belli olmaya başlar. İdrara gitme sıklığı azalır. Belli bazı yiyeceklere karşı istek belirir. Bebeğin ağırlığı 120 grama ulaşır, yani annenin avucuna sığabilecek büyüklüktedir. Ultrasonda bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu ayda bebeğin saçı çıkıyor. Dördüncü ayın son haftasında bebek ışığa tepki verebilir. Ultrasonda bebeğin parmağını emdiğini görebilirsiniz.

5. ay: Plesanta gelişimini tamamlar, artık daha fazla genişlemez. Sadece çapı büyür. Anne, bebeğin hareketlerini hisssetmeye başlar. Bebek hızla gelişmektedir. Bebeğin, dolayısıyla karnın büyümesi bağırsakları sıkıştırır, kabızlık artar. Bebeğin hızlı gelişimi anneye de yansır ve daha fazla yemeye başlar. Kilo artışı devam eder. Bununla birlikte gebelik çatlakları olabilir. Bebek, 250-450 gram arasındadır. Bebeğin hareketleri hızlanır ve kuvvetlenir. Saatte en az iki kez hareketleri hissedilir. Aslında hareketleri bundan daha fazladır ancak anne sadece kuvvetli olanlarını hisseder. Bebeğin uyku düzeni de oluşmuştur. Belirli aralıklarla uyur ve uyanır.

6. ay: Kilo artışı 5-7 kg.'ye kadar ulaşabilir. Karnın büyümesiyle birlikte vücutta ağırlık merkezi de değişir ve hareketler ağırlaşır. Bu aya kadar topuklu ayakkabı giymiş olabilirsiniz, ancak artık onlara veda etmeniz gerekir. Bu ayda dişlerinizi fırçalarken, ağzınızı çalkalarken kanamalar görülebilir, diş eti çekilmeleri olabilir. Ciltte koyu lekeler oluşabilir, kasılmalar başlar. Ayaklarda, elde ve yüzde şişmeler olur. Cinsel istekte değişimler gözlenir. Bu ayda bebek minyatür bir insanı andırır. Gözlerini açıp kapamaya başlayan bebeğin boyu 25-35 santimetre, kilosu ise 700-900 gram dolayındadır. Bazı uzmanlara göre bu dönemde bebek sesleri duyabilmektedir. O yüzden bebeğe şarkı dinletebilir, kitap bile okuyabilirsiniz. Klasik müzik dinletmenin bebeği olumlu etkilediğini iddia eden çalışmalar bile bulunuyor.

7. ay: Gebeliğe bağlı olarak annede göz kuruluğu görülebilir. Bacaklarda ve belde ağrıların yanı sıra uyumada güçlükler ve nefes darlığı olabilir. Bacaklardaki varislerde artış ve şişme fark edilebilir. Glikoz yükleme testinin yanı sıra kan basıncının ölçülmesi gerekir. Annede var olan rahatsızlıklar (tansiyon vb.) bu aylarda daha da kötüleşebilir. Annenin bu durumuna karşın bebek yağ depolamaya devam eder ve ışığa tepki verebilir. Tat alma duyusu büyük ölçüde gelişen bebeğin kaşları gelişimini tamamlar.

8. ay: Bebek vücut ısısını ayarlayabiliyor ve el-ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Beyin ve kemikler hızla gelişiyor. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalı, gerekiyorsa kalsiyum ilaçları alınmalı. Bebeğin hareketleri iyiden iyiye artıyor. Bebeğin cildinin altındaki yağ dokusu geliştikçe bebeğin rengi kırmızıdan pembeye doğru döner. Bu arada anne adayı uyuyamaktan ve mide yanmalarından şikâyet edebilir. Hemoroid görülebilir. Sindirim sistemi sorunları için bol sıvı ve lifli yiyecekleri tüketmekte fayda var.

9. ay: Bebek yavaş yavaş doğum pozisyonu alıyor. Zaman zaman bebek hıçkırabilir, o yüzden anne adayı bu hareketlerden ötürü telaşlanmamalı. Bir yandan da bebeğin bağışıklık sistemi gelişmektedir. Bebeğin uykusu da tıpkı büyükler gibidir. Uyurken gözlerini kapar, uyanıkken açar. Annede de hareket yeteneği ve cinsel istek azalır. Halsizlik şikâyetleri artar. Uyuma güçlüğü görülür. Doğuma dair endişeler başlar.

Evde:

0–5 yaş arası çocuklarda görülen ölüm ve yaralanmaların başlıca nedenlerinden birinin ev kazaları olduğunu biliyor muydunuz? Evinizin içinde ve çevresinde alacağınız önlemlerle bu tür riskleri minimum seviyeye indirmeniz mümkündür:

— Ev içindeki tel ve kabloların bebeğinizin dikkatini çekecek, görünür yerlerde değil, gizlenmiş olmasına özen gösterin

— Masa ve sehpa köşelerine köşe koruması takın

— Evdeki bitkileri ve süs eşyalarını bebeğinizin erişemeyeceği bir yere koyun

— Pencere yakınında üzerine tırmanabileceği eşya bulundurmayın

— Duy kapakları takın

— Mümkünse evdeki radyatörlere koruyucu takın

— Banyoda elektrikli aygıt kullanmamaya özen gösterin

— Musluk koruyucuları taktırın

— Evdeki deterjan, temizlik malzemeleri, krem, deodorant gibi kimyasal madde içeren ürünleri çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyun

— Mümkünse evde bir yangın alarmı ve yangın söndürücü bulundurun

— Mutfaktaki kesici ve çocuğun kendine zarar verebileceği tüm aletleri onun erişemeyeceği yerlerde muhafaza edin

— Mutfakta tezgâh kenarlarına yakın yerlere sıcak yemek ya da su kapları koymayın

— Çocuğun içine girme ihtimaline karşı buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi eşyalara çocuk kilidi taktırın

— Mutfak ve banyoda yerlerin her zaman için kuru olmasına özen gösterin, ya da zemin ıslak ve kayganken bebeğinizi buralardan uzak tutun

Bahçede:

Bebeğinizle birlikte evinizin bahçesinde vakit geçirmekten hoşlanıyor, ya da onun bahçede oynamasına izin veriyorsanız dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:

— Bahçenizin sokağa açılan kapısını kapalı ve kilitli tutun

— Bahçenizde yetişen dikenli ve zehirli bitkileri sökün ya da çitle çevirerek bebeğinizin erişmesini engelleyin

— Bahçenizde havuz varsa çevresini çitle çevirin

— Bahçe alet ve malzemelerini çocuğun erişemeyeceği yerlerde muhafaza edin

Sokakta:

— Bebeğinizi sokağa çıkardığınızda kullanacağınız bebek arabası ya da taşıma askısını özenle seçin; kullanım kolaylığı sağlayan; bebeğin rahatlığı ve sağlığı için tasarlanmış ürünleri seçmeniz uygun olacaktır.

— Bebeğinizi pusetle gezdirirken trafiğe dikkat edin, karşıdan karşıya geçerken yaya geçitlerini ya da trafik ışıklarını kullanın. Park eden arabaların arasından karşı karşıya geçmeyin, sürücü sizi görse bile bebek arabasını görmeyebilir.

— Bebeğinizi arabaların egzozlarından mümkün olduğunca korumaya çalışın

— Alışveriş yaparken bebeğinizi yanınızdan ayırmayın; dükkânlara girerken bebek arabasını dışarıda bırakmak zorunda kalsanız bile bebeğinizi yanınıza alın.

— Alışveriş sırasında bebeğinizi kaybettiyseniz panik yapmamaya çalışın ve vakit geçirmeden bulunduğunuz mağazanın ya da alışveriş merkezinin güvenliğine haber verin. Birçok mağaza ve alışveriş merkezinde güvenlik kameraları sayesinde çocuğunuz kolaylıkla bulunabilir.

— Çocuğunuza küçük yaşlarından itibaren yabancılara karşı temkinli olması, tanımadığı kişilerin onu bir yerlere götürmesine izin vermemesi gerektiğini, onu korkutmayacak bir tarzda öğretin.

Selülitle savaşta en çok kullanılan yöntemlerden biri de vücudu sarmaktır.


Sarmak için özel bir örtü türü kullanılmalıdır, bu en kolay evlerimizde bulunan streç filmlerden faydalanabilirsiniz. Bu yöntem uzun süre vücut ısısını koruyup, sera etkisi ortaya çıkaracak bir madde olmalıdır. Bu yöntemde kullanılan beyaz kil çok iyi sonuçlar vermektedir. İşte Maske Tarifleri:

— Sirke Maskesi: Bu yöntem için sadece doğal elma sirkesi uygundur, derecesi %4-6 civarındadır. Elma sirkesi ve suyu 1’e 1 oranında karıştırın. Bu karışıma limon yağı ya da nane yağı veya biberiye yağı eklenebilir. Hazırladığınız bu karışımı selülitli bölgeye sürün. Üzerini streç filmle ve onun da üzerini battaniyeyle kapatın. Yarım saat - 1 saat bekleyin. Sonra maskeyi yıkayın, nemlendirici sürün.

— Ballı Sirke Maskesi: Eşit ölçülerde bal ve sirkeyi karıştırın, bir miktar buğday unu ekleyip yumuşak bir hamur yapın. Selülitli bölgeye sürüp streç filmle sarın 2 saat bekletin. Ertesi gün tuzsuz yağsız loru aynı bölgeye sürün, sarıp 2 saat bekletin. İşlemleri düzenli olarak tekrarlayınca sonucu göreceksiniz.

— Beyaz Kil Maskesi: 1 paket kili suyla karıştırın, 5 damla limon, portakal, mandalina yağlarından birini ekleyin, 2 çorba kaşığı tarçın ekleyin. Selülitli bölgeye uygulayıp, streçle sarın. 20–30 dakika bekletin. Bu maske fazla yağların atılmasına ve problemli bölgenin pürüzsüzleşmesine neden olur.

— Yağ Maskesi: 20 ml zeytinyağı (badem, jojoba yağları da olabilir) + 3 damla limon yağı + 3 damla ardıç yağı + 3 damla lavanta yağı. İyice karıştırın, sorunlu bölgeye tatbikedin 0.5 – 1 saat bekletin. Daha sonra yıkayıp nemlendirici sürün.

Selülit gidermek için uygulanmakta olan bir çok yöntem mevcut. Biz daha doğal ve daha kolay yöntemleri tercih ediyoruz.

Selülit giderici bitki çayı tarifi :


Malzemeler:

1 tatlı kaşığı anason

1 tatlı kaşığı rezene

1 tatlı kaşığı biberiye

Hazırlanışı: Cildinizdeki portakal kabuğu görünümündeki selülitler canınızı sıkmaya mı başladı ? Artık çok kolay hazırlayabileceğiniz bir karışımla en sonunda selülitlerinize veda edeceksiniz.

Hazırlanışı:1litre kaynar suyun içine 1 tatlı kaşığı anason ,1 tatlı kaşığı rezene ve 1 tatlı kaşığı biberiye attıktan sonra kısık ateşte 5 dakika kadar kaynatın.Ardından 10 dakika demlenmeye bırakın.

Karışım soğuduktan sonra gün boyunca bol limonla tüketin. Her gün en az 20 dakikalık tempolu bir yürüyüşle selülitlerinizin giderek yok olduğunu ya da en azından gözle görülmeyecek kadar azaldığını farkeceksiniz.

Kadınların en büyük sorunlarından biri de selülit. Bundan kurtulmak için basit bir formül;


Bir şişe bebe yağı, bir kutu aspirin ve 5 limon suyunu karıştırarak selülitli bölgenize düzenli olarak masaj yaparak sürün. Selülit’i önlemek için beslenmenize dikkat etmeniz de oldukça önemli. Ayrıca bol bol yürüyüş yapmalısınız.

sivilce ve akneler

Yaz mevsiminde güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akne'yi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, akne' nin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor.

Bu nedenle sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor.

Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

TEMİZLİK NASIL YAPILMALI?

Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2–3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak doğru bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendirecek bir maske seçmeye özen gösterin.

10 DAKİKALIK BİR BUHAR BANYOSU

Haftada 1 defa, buhar banyosu hazırlayın: ciltteki gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanızı kolaylaşacaktır.

Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su ve bir yemek kaşığı tuz doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları dikkatlice sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin.

Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp siyah noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

HERKES İÇİN GEÇERLİ ÖNERİLER

Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

1. Doğru ve sağlıklı temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH'ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.