Ofiste:
Koku, kadınların gizli silahı olarak kabul edilir. ABD'de Duke Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, koku sürmek özgüvenin artmasına da yol açar. Bu nedenle işyerinde hangi esansı kullandığınız çok önemlidir. Huzur veren ve moral yükselten çiçeksi kokular, işteki performansın yükselmesine neden olur.
Sporda:
Spor yaparken temiz kokan ve canlandırıcı etkisi olan kokular tercih etmek gerekir. Lime olarak da bilinen yeşil limon kokulu vücut kremleri, spor yaparken kullanmak için idealdir. Çünkü bu koku, tene serinlik hissi kazandırır ve temizliği çağrıştırır.
Gündüzleri:
Gündüz şekerli kokular yerine, meyvemsi ya da çiçeksi kokular tercih edilmelidir.

Geceleri:
Geceleri vanilya, karamel, çikolata gibi şekerli kokular rahatlıkla kullanılabilir. Bu iddialı aromalar, gündüz için biraz ağır kaçabilir.

güzel kokmak için

Çiçeksi notalarla sevimli, baharat kokularıyla gizemli ya da meyvemsi kokularla canlı... Her kokunun insanlarda çağrıştırdığı farklı bir özellik vardır. Üstelik nasıl koktuğunuz, en az nasıl göründüğünüz kadar önemlidir.

Bakımlı olmak, sadece iyi görünmek anlamına gelmez. Nasıl göründüğünüz kadar, nasıl koktuğunuz da önem taşır. Bu yüzden kozmetik dünyasında makyaj malzemelerinin bile kokulu olanları piyasaya sürüldü. Kokulu rujlar, dudak parlatıcıları hatta kokulu allıklar bile var. Yani sadece parfümle değil, vücudumuza sürdüğümüz selülit kreminden tutun da vücut losyonuna kadar pek çok üründe koku karşımıza çıkıyor. Lavanta, vanilya, çilek... Üstelik aromaların da her zevke göre olanı var. Kozmetik dünyası, koku konusunda bu kadar hassasken, özellikle bahar aylarında 'mis' gibi kokmamak kabul edilemez bir hal aldı. Bu nedenle vücut losyonu hatta el kremi alırken bile aromalı olanını seçmek, yaz aylarında kokunuzla fark edilmenizi sağlayacak...

TARİHTE KOKU...

Aslında koku, günümüz kozmetik dünyasının bir vazgeçilmezi olsa da tarihi çok eskilere dayanıyor. Koku, ilk kez MÖ 5000 yıllarında Yunan, Mısır ve Roma uygarlıkları tarafından kullanılmış. Mısır'da zenginler mumyalarına öteki yaşamlarında da güzel koksunlar diye çeşitli aromatik yağlar eklerlermiş. Yunan imparatorluğunda ise güzelliklerine önem veren kadınlar, vücutlarını her gün aromatik yağlarla ovarlarmış. Parfümün bugünküne en yakın hali ise 14. yüzyılda kötü kokuları örtmek için Fransızlar tarafından kullanılmış. Daha sonra ise kokular farklı çeşitleriyle, insanları baştan çıkaran önemli bir bakım ürünü haline geldi.

FARKLILAŞAN KOKULAR

Kokular, çiçek, oryantal, baharatlı ve çiçek olmak üzere dört gruba ayrılır:

Çiçek kokuların başlıca maddeleri, orkide, limon çiçeği, yasemin, zambak gibi çiçeklerdir.

Baharatlı kokular, karanfil notalarını taşır. Daha çok esmer tenlilere yakışır.

Meyve kokularının en çok kullanılan bileşenleri ise şeftali, portakal, mandalina ve limondur. Yaz için bu kokular idealdir.

Oryantal kokular vanilya, misk ve amber içerir. Akşam saatleri için bu tarzdaki kokuların tercih edilmesi daha uygundur.

Çilek kokusu aşkı temsil eder. Genelde karşı cins, çilek kokusundan etkilenir. Kavun ise arkadaşlığı temsil eder. Kavun kokan duş jellerini ve vücut losyonlarını daha çok genç kızlar tercih eder.

Lavanta kokusunun rahatlatıcı özelliği vardır. Bu yüzden pek çok spa ve otelde lavanta kokusu kullanılır. Lavanta aromalı duş jellerinin, duşta rahatlamaya yol açtığı da bilinen bir gerçektir.

Kokular tene göre değişiklik gösterir. Sarışınlar daha çok çiçek ve meyve kokularını, esmerler baharatlı kokuları tercih etmelidir. Kumrallar ise parfüm seçiminde daha geniş seçeneklere sahiptir.

Koku seçimi mevsimlere göre de değişiklik gösterir. Kışın daha şekerli, vanilyalı ve baharatlı kokular ön plana çıkar. Yazın ise daha hafif, çiçek ve meyve kokuları tercih edilmelidir.

hızlı saç uzatma kürleri

Hızlı saç uzatma kürü - 1

Civanperçemi, dövülmüş nar kabukları ve sinameki’yi suda 30 dakika kaynatın. Bu suyu süzüp, losyon kıvamına gelinceye kadar, susam yağı ve çırpılmış yumurta ilave ederek karıştırın. Hızlı saç uzatma sağlayan bu losyon ile saçınızı sık sık yıkayın.

Hızlı saç uzatma kürü - 2

Karadut üsaresini bir tülbent ile süzüp, bulamaç haline gelinceye kadar, susam yağı ve yumurta ilave ederek karıştırın. Daha sonra bu karışımı 5 dakika ısıtın. Hazırlanan bu hızlı saç uzatma losyonu ile saçlarınızı iki günde bir yıkayın.

Hızlı saç uzatma kürü - 3

Rendelenmiş turp, suda 30 dakika süreyle pişirildikten sonra süzülür. Elde edilen sıvıya yumurta sarısı ilave edilerek bulamaç haline gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bulamaç ile saçlar sık sık ovularak yıkanır.

Bir kaç küçük ayrıntıya dikkat ederek cildinizden giden zamanı geri almak sizin elinizde. Hem de evde uygulayabileceğiniz yöntemlerle...

1. BOYUN VE DEKOLTE

Bir çoğumuz yüzümüze kat kat kremler sürerek bakım yaparken, boyun ve dekolte bölgemizi unuturuz. Oysa, boyun ve dekolte bölgemiz ultravlyole ışınlarına en çok maruz kalan, güneşte en kolay kuruyan, lekelenen ve kırışan vücut bölümlerimiz. Güneş ve aşırı solaryum etkisini ilk önce boyunda gösteriyor ve yaşlanmayı hızlandırıyor. Boyun derisi kısa sürede kalınlaşıyor, kabalaşıyor ve kırışmaya başlıyor. Dolayısıyla, güneşten koruma, yüz temizleme ve nemlendirme adına yaptığımız peeling ve maskelere boyun ve üst dekoltenin de ihtiyacı oluyor. 40 yaşlarından itibaren, boyun ve dekolte bölgemizin rengi solgunlaşmaya, boynumuzdaki yatay kırışıklıklar ve dekolte bölgemizdeki dikey kırışıklıklar belirginleşmeye başlıyor.

Öneri:

Sütlü bakım mucize yaratabilir

Her şeyden önce günlük bakım çok önem verilmeli. Her akşam, yatmadan önce yüzünüzü temizlediğiniz gibi, boyun ve dekolte bölgenizi de temizlemeyi ihmal etmeyin. Bunun için peeling ve maske iyi bir yöntem. Ya da evde hazırlayabileceğiniz basit bir karışımı uygulayabilirsiniz. Bir kabın içine; yansı organik süt, yansı su olan bir karışım hazırlayın. Sonra büyükçe bir pamuk parçası ile boynunuza birkaç kere kompres yapın. Ardından soğuk su ile yıkayın. Bu kompres anında etki edecek ve boynunuzun daha diri ve pürüzsüz görünmesini sağlayacaktır. Daha sonra mutlaka nemlendirici krem sürmeyi ihmal etmeyin.

2. SAÇLAR

Her zaman, kısa saçın insanı genç gösterdiğine inanılır. Oysa ki, yapılan araştırmalarda uzun ve dalgalı ya da dümdüz omuzlara inen saçları olan kadınların yaşlarının daha küçük tahmin edildiği ortaya konmuş. Saçlarınızın parlak ve canlı bir görünümünün olması da yüzümüzü daha genç gösteren etkenler arasında. Bunun için ise saçımızın yapısına ve gereksinmelerine uygun olan şampuanı seçmek başta geliyor. Ancak, seçim kadar uygulama yöntemi de çok önemli.

Öneri:

Fırçalayarak parlatın

Şampuanı uygulamaya başlamadan önce, saçınızı mutlaka fırçalayın. Böylece saçınız birikmiş olan tozlardan arınacak ve şampuanın etkisi artacaktır. Şampuanlama sırasında, parmak uçlarınızla saç derinize hafif masajlar yaparak kan dolaşımını hızlandırın. Saçınız şampuanlıyken, seyrek dişli bir tarakla tarayın. Ardından, ılık suyla bolca durulayın. Saçınıza her zaman besleyici ürünler kullanmayı ihmal etmeyin.

3. TIRNAKLAR VE ELLER

Ellerimiz kışın soğuğun, yazın da sıcağın etkisiyle bir hayli yıpranıyor. Bunun önüne geçebilmek için, ellerimizi suyla her temasından sonra nemlendirmek, ellerimizin yaşlanmasını geciktirici bir etki yaratıyor. Ayrıca nemlendiricileri kullanırken el masajıyla ellerimizin kan dolaşımını harekete geçirmiş oluyoruz. Kan dolaşımı hızlanınca ellerimiz yaşlanma etkilerine karşı savaş açacak ve daha diri görünüyor.

Ayrıca tırnaklarımız da daha genç görünmeniz için son derece önemli. Tırnaklarınıza kendi renginde oje sürmek yerine, pembe ya da kırmızı gibi yaşınızı daha genç gösterecek renkleri tercih edebilirsiniz.

Öneri:

Her yere bir krem bırak

Gün içerisinde elinize besleyici krem sürmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Hatta banyoda, odanızda, iş yerinizde her zaman ulaşabileceğiniz yerlerde krem bulundurun.

Ancak, bu kremlerin aşın yağlı olmamasına dikkat edin, böylece evde işinizi yapmayı engellemeyecektir.

4. DUDAKLAR

Ağız ve dudak bölgesi, yüzde yaşlanma etkilerini en fazla belli eden yerler arasında yer alıyor. Dudaklar ise gülümsememizi şekillendiriyor. Dolayısıyla, tatlı bir gülümsemenizin olması yüzümüzü genç ve canlı göstermenin anahtarı oluyor. Bizi daha genç gösteren dudaklara sahip olabilmek için, parlak ve sıcak renkleri tercih etmeliyiz. Çok koyu herhangi bir renk, dudaklar için ölümcül olabilir. Pastel renkler ise dudaktan aydınlatır, daha dolgun ve genç gösterir.

Öneri:

Ballı bakım

Parmağınıza bir miktar bal alarak dudaklarınıza sürüp 10 dakika bekleyin. Dudaklarınızın kısa sürede yumuşak ve pürüzsüz olduğunu göreceksiniz. Ayrıca, dudaklarınızın çevresini belirginleştirmeniz de genç görünmenizi sağlayan diğer bir etken. Bir kulak çubuğu yardımıyla şeffaf renkteki pudrayı dudak kenarlarına sürün. Daha sonra rujunuzu sürün. Gün boyunca dudak kenarlarınızdaki çizginin bozulmadığını fark edeceksiniz.

evde manikür yaparken

Evde manikür için en fazla 15 dk ayırmanız yeterli...

California Nail Bar'dan Nurdan Arslan, biraz zaman ayırarak haftada bir kez yapacağınız bakımla, güzel görünen tırnaklara sahip olabileceğinizi söylüyor. Arslan, "öncelikle tırnaklarınızı istediğiniz boyda kesin ve ardından kâğıt bir törpüyle uzunluklarını eşitleyin," diyor.

"Küçük bir kâsede ılık suda elinizi 10 dakika kadar bekletin. Daha sonra yumuşayan tırnak etlerinize tırnak eti temizleyici bir ürün uygulayın ve manikür çubuğunun ucuna pamuk dolayıp, çubuğu yuvarlayarak etleri itin," diye ekliyor Arslan. Tırnak etlerini kendiniz kesmek istemezseniz bu yöntem de sizi bir süre idare edecektir. Ellerinizi duruladıktan sonra ilk olarak sararmayı önleyici bir cila, ardından da ojenizi sürün. Son olarak ise tırnak eti yağı ve el kremi sürmeyi unutmayın.

göz renginize göre far seçimi

Bahar bütün renkleriyle makyaj paletimize geldi...

Bu yaz yüzümüze renk gelecek! Renkli mat farlar, göz makyajın olmazsa olmazı... Özellikle mor, pembe ve lila tonlarındaki farları, makyaj çantanızdan eksik etmeyin. Ancak, iddialı olan bu renkleri kullanırken aşırıya kaçmamaya özen gösterin.

Farınızın rengini seçerken...

Mavi gözlüler:

Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. "The Color Answer Book" kitabının yazarı Leatrice Eiseman "Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir" diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.

Yeşil gözlüler:

"Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir" diyor Kate Hudson'ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr'dan bir öneri daha: "Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz." Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.

Kahverengi gözlüler:

Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak. Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. "Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz." diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston'un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.

Gri-mavi gözler:

Göz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.

Mavi-yeşil gözler:

Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.

Gri gözler:

Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.

Gri-yeşil gözler:

Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.

Ela gözler:

Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru olur.

Gülümsemenizin ABC' si...

Dişler, yüzünüzü en iyi tamamlayan, hatta cinselliğinizi bile tanımlayan en önemli şeylerden biridir ve diş deyip geçmemek gerekir...

Gülümsemenizin A’ sı

Dişlerin diş eti ile olan ilişkisi (Kırmızı-beyaz ilişkisi)

Kısa ön dişlerinizin üstündeki diş etinizin, gülümserken tamamen ortaya çıkması pek de isteyeceğiniz bir görüntü değildir. Ön iki kesici diş, diş eti ile birleştiği yerin hemen üstünden başlar ve dudak hattı köpek dişlerinin, diş eti ile birleştiği yere, paralel bir kavis çizer. Bu kavis daha yukarıdan geçer ise buna “Yüksek dudak hattı” denir. Tedavisi için, diş etine manikür (Gingivektomi) yapılması gerekir. Bu basit uygulamayla diş etlerinizin görünmesini engellemiş olursunuz.

Kavisin aşağıdan geçtiği durumlarda, ön dişlerin %75–100’ü gözükmez. Buna da “Düşük dudak hattı” denilir. Dr. Güzin Kırsaçlıoğlu: “Özellikle 30–40 yaş sonrasında üst ve alt dudakların elastikiyetinin giderek azalması sonucunda üst dişlerin daha az, alt dişlerin daha çok gözükmesi de bu gruba girer. Dişlerinizin, daha görünür hale gelmesi için laminate uygulamalarını yaptırmanız, yani dişlerinizin ön yüzeylerini kabartmanız, uç kısımlarına ekleme yaptırarak daha görünür hale gelmesini sağlamanız, zamanla kaybettiğiniz dokunun yerine konulmasını sağlayarak, üst dudağınızın tekrar dolgun, dişlerinizi destekleyen görünüme kavuşturur.” diyor.

Bu uygulama yüzünüze daha genç ve güleç bir ifade verir. Beyniniz, aynı filmlerde izlediğiniz robotların beyni gibi çalışır. Bir kişiye bakarken, onun hakkında size ilk bilgiyi veren yeri yüzleridir. Yüz görüntüsünü en çok etkileyen yer ağız, yani dişlerdir.

Gülümsemenizin B’ si

Dişlerinizin formları ve renkleridir. Özellikle ön ve yan kesici dişlerinizin formu ve rengi cinsiyetiniz ve yaşınız hakkında karşınızdaki kişiye fikir verir. Genç insanların dişleri daha beyaz ve parlaktır, çünkü dişe parlaklık veren mine tabakası daha fazladır. Zamanla mine tabakanız aşınır, incelir altında bulunan daha sarı ve mat olan tabaka belirginleşir. Hatta dişiniz yıpranarak uçlarında kırıklar ve çatlaklar oluşur.

Daha genç görünümlü dişlere sahip olmak istiyorsanız mineden zengin görünümlü dişler yaptırmalısınız. Yıpranmış, kırılmış dişlerinizin görüntüsünü laminalarla düzelttirebilirsiniz.

Dişleriniz cinselliğiniz hakkında da fikir verir

Erkeklerin dişleri daha köşeli formdadır. Kadınlarınki ise yuvarlaktır. Yan kesici dişlerin yapısının köşeli olması erkeklerde belirgindir. Erkeklerde bir diğer belirgin görüntü de köpek dişlerinin sivri olmasıdır. Kadınlarda tam tersi biraz daha düz ve ön dişe oranla daha küçüktür. Mine boyutunda yapılan törpülemelerle dişlerin formları yüzünüze daha uygun hale getirilebilir. Buna “Countring” işlemi deniliyor. Bu işlemi yaptırmadan önce doktorunuz, diş yüzeyinde törpüleme yapılacak yerleri, asetatlı kalemlerle boyayıp fikrinizi alabilir.

Diş rengi

Bazen, dişlerinizi fırçalasanız da sarı görünüme sahip olursunuz. Bebeklik ve çocukluk döneminizde kullandığınız antibiotiklerin tesiri ile dişlerinizde sarı, hatta kahverengi lekeler oluşur. Bu tip lekelenmelere sahip olmanız “Dişlerini fırçalamıyor musun?” gibi sorularla sık sık karşılaşmanıza sebep olur. Hâlbuki bu renklenmeler fırçalansa da geçmemektedir.

Dişlerinizin rengi koyu olduğunda ya da bu tip lekelenmelerinizde “18 yaşını geçmiş tüm bireylerde” beyazlatma (Bleaching) işlemi yapılır. 1990’lı yıllarda Amerika’da ağız antisepsisinde kullanılan carbomid peroksitin diş ana rengini ağartıcı özelliği tesadüfen keşfedilmiştir. Bundan sonra bu jel geliştirilerek kişiye özel plaklarla gerek evde kendi kendine uygulanarak gerekse muayeneler de özel ışık cihazlarıyla kullanılarak beyazlatmalar yapılmış, başarılı olunmuş ve estetik diş hekimliğinin de vazgeçilmez bir tedavi yöntemi haline gelmiştir.

Beyazlatma işlemi artık günümüzde muayenehanelerin vazgeçilmez tedavi yöntemidir, ancak dikkat edilmesi gereken hususlar da bulunmaktadır, bir hekimin denetimi olmadan, rast gele market ya da eczanelerden satın aldığınız ağartıcıların kullanımı dişinize zarar verebilir.

Gülümsemenizin C’ si

Dişlerin birbirlerine olan konumları yani dizilimidir. Üst ve alt dişlerinizin çenedeki sıralanışı, yüzünüze uygun olmalıdır. Çenenizin büyük, dişlerinizin de küçük olduğu durumda dişleriniz aralıklı olur. Bu aralıklardan ağız içinizdeki karanlık yansıdığından, dişleriniz olduğundan daha sarı gözükür. Bu tür dişler, süt dişlerine benzediğinden ve süt dişlerinin de yapısı aralıklı olduğundan yüzünüze çocuksu bir ifade verir. Bu aralıklar, adhesive (Yapıştırma) tekniklerinin geliştiği günümüzde, kompozit malzemelerinin de gelişmesiyle kompozit laminalarla çok kısa sürede kapatılır. Ağzın içindeki karanlığın yansıması kesildiğinden, dişleriniz daha beyaz ve muntazam gözükürler. Porselenden hazırlanan laminaların aralık kapamada kullanılması da kullanılan diğer yöntemlerden biridir.

Sadece ön iki diş arasında aralığın olduğu 10–12 yaş arası çocuğunuzun dudağı kaldırıp, dudak kasının bağlantısına bakmanız gerekir. Bu bağlantının iki ön dişin arasında olduğu durumda iki ön diş aralık kalır. Kasa yapılacak küçük bir müdahale ile aralığın oluşmadan kapanması sağlanır.

Çenenizin küçük, dişlerinizin de büyük olduğu durumlarda ise dişlerde çapraşıklık oluşur. Çapraşıklıklar gıdanın kolay tutunmasını taş ve çürük oluşumuna sebep olur. Tedavisi ortodontik tedavi yani tel takılmasıdır. Eskiden sadece çocuklara yapıldığı düşünülen ortodontik tedavinin artık erişkinlere de yapıldığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu yüzden ortodontik tedavide kullanılan tellerin estetik olanları üretilmektedir, yani dişe yapışan küçük küçük metallerin yerini günümüzde diş renginde hatta şeffaf olanları almıştır. Çapraşıklık tedavisinde kronlar ve laminalar da hekim tercihine göre kullanılmaktadır. İçinde metal olan porselenlerin yerini süratli bir şekilde metal içermeyen porselenler almaktadır.

Zirkonyum kronlar metal içeren porselenlere oranla daha estetik ve aynı zamanda dayanıklıdır. Kaplamalar ışık geçirgenliği olmadığından ve içlerinde metal yapılar olduğundan diş etine bakan kısımlarında metal yansıması sebebiyle mor görünüme sahip olmaktaydılar. Şimdi bu mor görüntüler metal desteksiz kaplamaların sayesinde tamamen ortadan kalkmış bulunmaktadır.

Gülüşünüz

Karşıdan dişlerinize baktığınızda, dişleriniz perspektife göre arkada kalırken, açık rengi ile gülümseme sırasında öne çıkar.

Dişlerinizin uç kısımları alt dudağınıza paralel ise, pozitif gülüş olarak tanımlanır.

Köpek dişlerinin uzun ön dişlerin kısa olduğu gülüş ise negatif gülüştür. Negatif gülüş, hattına sahip bir bireyde dişe yapılan küçük ilave ve törpülemelerle daha pozitif gülümseme sağlamak mümkündür.